DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Parçalı Bulutlu

19 MAYIS VE GENÇLİK

20.05.2018
505
A+
A-

19 MAYIS VE GENÇLİK

Bayramların benim için çok büyük önemi vardır. İster milli ister, dini bayramlar olsun büyük heyecan yaşarım. Bayramlar coşkunluk pınarlarıdır. İçinden sevgi ve kardeşlik akar. Bir huzur günleridir onlar benim için. 19 Mayıs Cumartesi gününe geliyordu. Bayram alanına şöyle bir baktım, üzüldüm, içim burkuldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençlere armağan ettiği bu bayramda gençler yoktu. Halk ‘ta çok yoktu, ki bu bizim için üzüntü kaynağıdır. Aklıma lise yıllarında ki 19 Mayıslar geldi. Garnizon stadı tıklım tıklım dolar gösteriler yapılır, müthiş bir coşku yaşanırdı. O dönemlerde adetti, gençler büyük bir kule yapardı. Kulenin en üstüne ben çıkar ve elimdeki ay yıldızlı bayrağı büyük bir gururla dalgalandırırdım. Bugün ise dünü yaşayamamanın, o kulenin en tepesinde bir bayrağın dalgalanmayışının burukluğunu yaşarım. Keza 23 Nisanlarda da resmi geçitlerde müthiş bir coşku olurdu. İğne atsan yere düşmez misali katılımlarla ben yavru kurt kıyafetiyle kendimi ne kadar da mutlu hissederdim. Hepimiz biliyoruz ki 19 Mayıs 1919 necip milletimizin tam bağımsızlık ateşinin yakıldığı gündür. Samsun’dan Anadolu’ya uzanan büyük heyecan Erzurum ve Sivas Kongreleri ardından Amasya tamimiyle Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşuna dönüştü. Dolayısıyla 19 Mayısların ülkemiz adına önemini özellikle gençlerimiz idrak etmeli. Umarım ileriki yıllarda o coşku ve heyecanı yeniden yaşama ve yaşatma fırsatlarını buluruz.

 

SİYASETTE NEZAKETE DİKKAT EDELİM

Önümüzde çok önemli bir seçim süreci var. 35 gün sonra yaklaşık 60 milyonluk seçmen sandık başına gidecek. Hem Cumhurbaşkanını seçecek hem de parlamentoyu belirleyecek. Yarışın bugünden itibaren daha da hızlanacağı aşikar. Tüm adaylar ve siyasiler inşallah havanın sıcaklığına ve artışına göre hareket etmez üsluplarda son derece dikkatli olurlar. Sonuçta hepimiz bu ülkede yaşıyoruz, seçimlerden sonrada yaşamaya devam edeceğiz. İnşallah nezaket dili seçim meydanlarının en güzel sesleri olur. Unutmayalım biz bir gökkuşağı gibiyiz. Siyasi düşüncelerimiz farklı olabilir, farklı siyasi tercihler iradesiyle sandığa gidebiliriz. Ancak çok önemli bir özelliğimiz var oda bizim düğünlerimizdir. Bak işte o anda kucaklaşıyoruz. Bir sevinci birlikte yaşıyoruz. Mutluluklarımıza ortak oluyoruz. Lütfen bunu unutmayalım. Yine aynı cadde ve sokaklarda dolaşacak, yine aynı mahallede komşu olmaya devam edeceğiz, inşallah siyasetin dili de komşuluk hukuku içerisinde olur da kazananı hep birlikte alkışlar, ülkemiz için birlikte çalışmaya devam ederiz.

 

Hayvanlar Oruç Tutmaz

Son Asrın Evliyalarından Hacı Cemal Öğüt Fatih Camiinde, bir Ramazan gününde vaaz ediyor. Dışarıda oruç tutmayanları, başı açıkları, namaz kılmayanları görüyor, onlara bir şeyler demesi lazım, ama direkt olarak bir şey de söylemek istemiyor.

Konuya şöyle giriyor:

Şu Hacı Cemal var ya, bu saf hanımla nasıl yaşayacak, nasıl idare edecek, bilemiyorum.”

Diyeceksiniz ki: ”

Senin hanım çok mu saf?”

Aman sormayın, o kadar saf, o kadar saf ki, isterseniz bir saflık örneği vereyim de bakın anlayın. Hacı Cemal’in de bu saf hanımla nasıl yaşayacağını siz düşünün.

Efendim, öğle namazından önce abdestimi aldım, cübbemi giydim, kapıya da çıktım, buraya vaaza gelmek üzere ayakkabı­larımı giyerken bizim hanım da mutfakta iftarlık yemek hazırlı­yordu. Birden feryadı bastı.

“Eyvah, bu da mı gelecekti başıma?”

Hemen ayakkabılarımı çıkardım/mutfağa doğru koştum, bak­tım, mutfakta bir şey yok.

Dedim ki:

“Hanım, yangın alarmı ve­rir gibi ne bağırıyorsun öyle? Ne var?”

Dedi ki:

“Görmüyor mu­sun kediyi?”

“Görüyorum, kediye ne olmuş?”

“Daha ne olacak? İftarlık pideleri yiyor” demez mi?

Tepem at­tı.

“Hanım sen de ne kadar cimrisin. İnsan bir pide için bu kadar çığlık atar mı? İşte camiye gidiyorum. Ne kadar pide istersen alır getiririm, hem de tazesinden” deyince, hanım bu sefer saf saf bana baktı, dedi ki:

“İlahi hoca, asıl saf olan sensin! Ben pideye mi acıyorum? Görmüyor musun, şu mübarek Ramazan gününde hayvan oruç tutmuyor, oruç? Şapur şupur pide yiyor. Ben hay­vanın oruç yediğine kızıyorum, ona üzülüyorum.”

Tepem iyice attı. Ben de dedim ki:

“İlahi hatun sen bilmiyor musun ki, hayvanlar oruç tutmaz, sen bilmiyor musun ki hayvanlar namaz kılmaz, sen bilmiyor musun ki, hayvanlar açık yerlerini örtme ihtiyacı duymazlar”

Cemal Hoca cemaate döner:

“Nasıl bizim bu saf hatuna iyi söylemiş miyim?”

Cemaatte gülüşmeler, mesaj alınmıştır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.