Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
iddaa tahminleri banko tahmin gaziantep escort casino siteleri bursa escort, eskişehir escort, escort bursa, kocaeli escort, izmit escort, bursa escort ankara escort

ALİ OSMAN KILIÇ ANLATIYOR

ALİ OSMAN KILIÇ ANLATIYOR
  • 23.05.2018
  • 358 kez okundu

Nerede o eski Ramazanlar?

ALİ OSMAN KILIÇ ANLATIYOR

Türkiye Emekliler Derneği (TÜED) Gölcük Şube Başkanı Ali Osman Kılıç eski Ramazan’ları anlatıyor. Başkan Kılıç eski Ramazan’larda bir huzur ve bereket olduğunu ifade ederek, “O eski Ramazan’ları özlüyoruz” dedi.

Ramazan davulu yerine tenekeler ile sahura uyandırılırdı

Ali Osman Kılıç, “ Ben 1944 doğumluyum. Nüzhetiye Köyü’nde doğdum ve büyüdüm. Benim çocukluğumda Ramazan yaklaşırken bir heyecan olurdu. Ramazandan önce biri araya gelinir ve yufkalar açılık baklavalar yapılırdı. İftarda içmek için tarhana yoğrulurdu, kurutulurdu. Köyde davul olmadığı için başta olmak üzere her mahallenin bir Ramazan davulcusu olurdu. Tabi o zamanlar davul bulunamadığı için tenekeler davul görevini görürdü. Babam kendi mahallesinde tenekeyi çalarak insanları sahura uyandırırdı.  Sahur için annem açmış oldukları yufkalar ile böreği akşamdan hazırlar ve sahura az bir zaman kala pişirir ve babam bizleri uyandırırdı. Birde bizde sahurlarda bulgur pilavı ve bayat ekmekleri değerlendirmek için yapılan papara çok yenirdi. Ben ilk oruç tuttuğumda 12 yaşındaydım ve Ramazan Kasım Ayına denk geliyordu. Gündüz yiyemediklerimizi geceden yemeye çalışırdık. Tatlısını yoğurdunu sahurda yemeye çalışırdık. Gündüzümüz çok yoğun geçerdi. Köyde olduğumuz için bizde iş bitmezdi. Hayvanları otlatmaya götürürdük, ormana giderdik, tarlada çapa yapardık, buğday taşırdık. Yani Ramazan bizde oldukça hareketli geçerdi. İş yapmaktan iftarın nasıl geçtiğini anlamazdık bile. Tabi o zamanlar evlerde su olmadığı için pınarlardan iftarda içmek için soğuk sular getirirdik. İftarımızı yer sofrasında yapardık ve tahta kaşıklar ile yemeklerimizi yerdik. İftar sofralarımız birlik ve beraberlik içinde geçerdi. Ramazan’ın 15 inden sonra özellikle iftara misafir çağırılır ya da misafir gidilirdi’’ dedi.

Kılıç, “Televizyon olmadığı için  kahvede köyün yaşlıları bize eski Ramazan’ları anlatırlardı”

Kılıç sözlerinin devamında, “İftarımızı yaptıktan sonra köyün erkekleri olarak köyün camisine giderdik. Yatsı ezanı okunana kadar köy kahvesinde otururduk. Televizyon olmadığı için  kahvede köyün yaşlıları bize eski Ramazan’ları anlatırlardı. Gençler olarak ta yaşlılarımızı dinlerdik. Yatsı ezanı okununca hep birlikte camiye geçer ve teravih namazımızı kılardık. Camimiz 1880 yılında yapılmış ve ahşap bir camiydi ve hala duruyor ve ibadete açıktır. Camimizi Osmanlı zamanında  Hacı Halil Paşa tarafından yapılmış. Teravih namazımızı da kıldıktan sonra günün yorgunluğu ile hepimiz evlerimize giderdik. Tabi Ramazan Bayramı’na yakın yine köyde bir heyecan olurdu. Annelerimiz yine bir araya gelirler ve bayram için baklavalar açarlardı. Eski zamanlarda Ramazan da oruç tutmayanların oruç tutanlara bir saygısı vardı. Yani oruç tutmasa bile o insanın oruç tutmadığını bilemezdik. Oruçluların yanında ne bir yemek yer nede bir sigara içerken görürdük.  Her ne kadar iş yapmaktan yorulsak ta o günleri özlüyoruz” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ