Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 4,72 / Satış: 4,74
€ EURO → Alış: 5,52 / Satış: 5,54

DEDİK Kİ NEREDE O CEMAATİN HALİ?

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 16.05.2018
  • 781 kez okundu

Salı günü malum ilk teravih namazı kılındı Çarşamba ilk oruçlar açıldı. Benim teravih namazlarında mekanım Merkez Camii’dir. Büyük bir heyecanla Değirmendere’de Gölcük’e geldim. Caminin abdest alma yerinden geçerken içim burkuldu. Bir iki kişi namaza hazırlanıyordu. Merdivenlerden yukarı çıktığımda avluda dolaşanın da oturanın da sayısı bir elin beş parmağını belki biraz geçmişti. Camiye girdiğimde Müftü Bey vaaz veriyordu. Dinleyenler siz deyin 25 ben diyeyim hadi 35 kişi. “Eyvah ki eyvah!” dedim. Nerede o eski Ramazanlar? Nerede o abdest almak için sıra bekleyen insanlar? Nerede o caminin avlusunu dolduranlar? Hemen alttaki çay ocağında çaylarını yudumlayanlar? Yok be kardeşim, bu nasıl şey böyle! 80 öncesinde yine böyle yaz günleriydi. Merkez Camii dolar taşar, cemaat yollarda dahi Teravih Namazı kılardı. Merkez Camii dükkanlarında kitapçılık yapan rahmetli Hamdi Hoca, İmam ve Hatip olan Abdullah Hoca, Vaiz Ali Hoca, binlerce cemaate namaz kıldırırlar, sohbetler olur, Kürt Bahattin Amca’nın binlerce çayı büyük bir keyifle içilir, insanlar adeta kendini bulurdu. Olmadı. Aradan geçen yıllarda cemaat biraz da Gölcük’ün çeşitli mahallelerine camilerin yapılmasıyla azaldı. 17 Ağustos Depreminden sonra Gölcük, Saraylı ve Şirinköy bölgesine taşınınca, merkezde nüfus azaldı. Dolayısıyla cemaat dağıldı. Belediyenin hemen karşısında devasa haliyle Tevfik Hoca Camii, muhteşem endamıyla cemaati topluyor desek te orası da dolmuyor. Her zaman eski Ramazanları anar, eski günleri yad ederiz. Umarım önümüzdeki günlerde Merkez Camii kırk yıl önceki ruhunu yakalar. Ben ümidimi ve umudumu hiç kaybetmem. Peki sizlere sorsam ey dostlar, Merkez Camii o eski günlerini muhteşem Teravih Namazlarını ve sohbetlerini yakalayabilir mi

AHMET KASIMOĞLU ANLATIYOR

Ahmet Kasımoğlu renkli bir adamdır. Türk Harb-İş Sendikasında yıllardır yöneticilik ve başkanlık yaptı. Şimdi emeklilerin hak ve hukuklarını savunmak için sivil toplum örgütünde canla başla çalışıyor. Laz inadı tuttu mu bir işin peşini bırakmaz. Daha önce bir işçinin iş hanına yapılan mantolama sırasında düşüp vefat ettiği yerin yanında yine bir mantolama yapılıyormuş. Bakmış ki bu işte aksaklıklar ve kuralsızlıklar var. Telefonu açmış, her yeri aramış. Sonuçta netice alamayınca, konuyu Facebook’a taşımış. 1500’e yakın takipçisi var. Hepsi okumuş, bir çoğu da yorum yapmışlar. Neticede değişen bir şey yok. Ahmet Kasımoğlu diyor ki, “Ya hu arkadaş! Her kurum işi birbirine havale ederek, topu taca atıyor. Allah göstermesin orada üzücü bir olay olsa ne olacak?

 Cehennem Korkusu

Haccac ve adamları Mekke ile Medine arasında yolculuk ya­parken bir suyun başında mola verdiler.

Sofra kurulunca; Haccac etrafa bakın fakir birisi varsa getirin beraber yiyelim dedi. Hizmetçiler yakınlarda üzerinde bir hırka olan birini gördüler. Onu uyandırıp; Seni Haccac çağırıyor, dedi­ler ve adamı Haccac’ın yanına götürdüler.

Haccac:

-Gel beraber yemek yiyelim, dedi.

Adam yemem diyerek Haccac’ın teklifini reddetti cevaba şaşıran Haccac sebebini sorunca:

-Beni senin sofrandan daha iyi. bir yere çağırdılar.

-Nereye çağırdılar? Deyince adam:

-Allah’ın misafirliğine çağırdılar. Ben oruç tutuyorum deyince,

Haccac böyle sıcak günde oruç mu tutuyorsun? Deyince adam şöyle cevap verdi:

-Evet, bu sıcak günde oruç tutuyorum ki kıyamet gününün sıcaklığından kurtulayım, dedi.

 

Ebubekir (r.a.) Oruç Açıyor

Hazreti Ebubekir kavurucu bir yaz günü oruç tutmuş ve akşam iftar sofrasında sadece bir tas soğuk su vardır İftar vakti gelince soğuk su ile orucu nu açmak için bardağı ağzına götürdü. Fakat bardağı ağzına götürmesiyle bırakması bir oldu. Ve hıçkırıklara boğuldu bir oldu. Yanındakiler Hz. Ebubekir’in bu haline bir anlam vermediler. Hz. Ebubekir kendine gelince neden bir anda hıçkırıklara büründüğünü sordular.

Hz. Ebubekir şöyle cevap verdi:

Bir gün Allah Resulü (Sallallahu Aleyhi Vesellem) ile otururken eliyle hareketler yapıyordu. Sanki karşısında birisi varmış gibi ona git diyordu sordum.

-Ya Resullailah elini iter gibi hareket yapıyordunuz? Diye sordum.

Şöyle cevap verdi;

Dünya yanıma geldi kendini bana kabul ettirmek istedi, git dedim kendini bana kabul ettiremezsin dedim.

-Yeminler olsun sana, sen benden kaçıp kurtulsan senden sonrakiler benden kurtulamayacaklar kendimi onlara kabul ettiririm.

Hazreti Ebubekir:

-Bende bu soğuk suyu içerken dünyayı kabul edenlerden mi oldum diye ağladım.

O soğuk su içerken bunu düşünüyorsa biz soframıza inip kalkan yemekler için ne demeliyiz? Dünyanın kullarıyız dersek doğru olur mu?

Orucu Yaşayanlar, Salih Büte, Kayıhan Yayınları, 2007

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ