DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

GAM GAM HÜSEYİN’İN ARDINDAN

01.07.2018
967
A+
A-

GAM GAM HÜSEYİN’İN ARDINDAN

Gölcük’te bir Gam Gam Hüseyin vardı, Kavaklı’nın gülü, Gölcük’ün sembolü haline gelmişti. Down Sendromlu bu kardeşimiz, sempatik hareketleri sıcak kanlılığıyla bir anda herkesin sevgisini kazanmayı başarmıştı. Onunla epey vakit geçirdik. Bizim Recai Gönenç’in oğlu Cem Gönenç adeta kankisi gibiydi. Birlikte çok sık vakit geçirirler, yeğenim Cem, Gam Gam Hüseyin’e çok samimi ve sıcak davranır, onun gönlünü her zaman hoş tutar. Gölcük’te Ana Üs Komutanlığının her yıl düzenlediği engelli kardeşlerimizin bir günlüğüne de olsa askerlik yapma programının baş aktörüydü. Hatırlarsanız bir ara Gam Gam Star şarkısı pek meşhur olmuştu. Aslında o şarkıyı meşhur eden sözlerinden daha çok müziği ve müthiş dansıydı. Gam Gam Hüseyin işte bunu çok güzel yapardı. Sonra birden rahatsızlandı, ona bütün Gölcük üzüldü. Bir dizi ameliyatlar geçirmesine rağmen bir türlü düzelemedi. Uzun bir süredir, yoğun bakım ünitesinde hayata tutunma çabaları sonuç vermeyince Gam Gam Hüseyin tüm Gölcüklüleri üzerek hayata veda etti. Ne diyelim, hayat böyle bir şey. Bir varmış bir yokmuş misali. Allah’tan rahmet kederli ailesine sabırlar diliyor, mekanı Cennet olsun diyorum.

 

CAMİLERDEKİ HOMURDANMALARA KULAK VERİN

Gölcük’teki camileri millet yapar. Bu bizim sadece dinimize olan saygımız ve bağımlılığımız değil, toplumsal dayanışmamızın da çok önemli bir örneğidir. Özellikle Cuma Namazı, Cenaze Namazları ve Bayram Namazlarında camiler tıklım tıklım dolar. Bu esnada çeşitli yardımlar toplanır. Çünkü dedik ya, ibadethaneleri ve o manadaki tüm kurumlar milletin eseridir. Zaman zaman Değirmendere’de Turgut Özal İlkokulu’nun karşısındaki camide Cuma Namazına gidiyorum. Yeni bir cami, milletin eseri gerçekten muhteşem bir ibadethane, lakin henüz çevre düzenlemesi bitmedi. Bu demek ki caminin maddi anlamda desteğe ihtiyacı var. İmam efendi hutbe sonrasında yardım talebinde bulunur, işte bu sırada çeşitli homurdanmaları da duymanız mümkün. Mesela insanlar secdeye eğilip kalkarken halıların tozlarını yutuyor. Çünkü cami yeni olduğu için halılar da yeni. Mesela bu halılar o tozlardan arındırılabilir. Bir kaç elektrik süpürgesi alırsınız veyahut bu işi yapan insanlara havale edersiniz, cemaatte o tozdan halını tüylerinin üstüne başına yapışmasından kurtulur. Demem o ki eğer yardım toplanacaksa, öncelikli olarak o caminin ihtiyaçları için toplansın. İşlem tamamlandıktan sonra tabi ki ve doğal olarak diğer cami ve müesseseler için yardım toplanabilir. Çevre düzenlemesi bitirilsin. Bunları niye yazıyorum, cemaatin homurdanmalarından dolayı. Evet sevgili Müftü Bey, sen yılların tecrübesi, tecrübeli bir din adamısın, umarım cemaatin bu istek ver arzuları karşılık bulur herkes rahat eder. Benden hatırlatması…

 

Nasıl bir duygu?

Rivayete göre bir kral savaşın tam ortasında pusuya düşürülmüş.

Bir yolunu bulup kurtulan kral düşman askerlerinden kaçarken bir dükkâna girmiş.

Dükkan sahibine hemen kendisini saklamasını emretmiş.

Kendisini saklayan Dükkan sahibi, ardından gelen düşmanları da;

“Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı” diye savuşturmuş.

Biraz sonra kralın muhafızları yetişmişler. Dükkan sahibi ömründe bir daha karşılaşamayacağı krala sormuş:

“Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun buruna gelmek nasıl bir duygu?”

Kral birden öfkelenmiş;

“Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?” diye bağırmış.

Askerlerine adamı kurşuna dizmelerini emretmiş.

Askerler Dükkan sahibinin gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler.

Mermiler namlulara sürülmüş, artık “ateş” emri verilecek…

Adamcağız içinden “Ah, ne yaptım ben?!. Şimdi ölüp gideceğim!” diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.

Ve… Tek cümleyle cevaplamış Kral:

“İşte böyle bir duygu!”

Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir…

 

GÜZEL SÖZLER

Neyin hakkından gelinmez kafa istekle birleşir birleşmez.

Dün ile bugün arasında kavga çıkarırsak yarını kaybederiz.

En iğrenç yalan gözyaşı şekline girendir.

En çabuk kuruyan şey gözyaşıdır.

Her bildiğini söyleme ama her söylediğini bil.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.