DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 36°C
Sıcak

KIBRIS HAREKATI

22.07.2018
563
A+
A-

KIBRIS HAREKATI

Yıllar 1974’ü gösterdiğinde zamanın Dışişleri Bakanı merhum Profesör Doktor Turan Güneş sabah radyolardan şu açıklamayı yapıyordu “Ayşe tatile çıksın.” Kıbrıs Harekatı başlamıştı. Yıllarca Rumların mezalimi altında ezilen katledilen Kıbrıslı Türkler sonunda anavatanın artık dur demesiyle özgürlüklerine kavuşuyorlardı. O yıllarda lise talebesiydim. Karartmalar uygulanıyor, bizler de büyük bir heyecan içerisinde durumu izliyorduk. Türk askerinin aşamayacağı dağlar, kazanmayacağı hiç bir savaş olmadığını Karpatlarda gösterdik ve Kıbrıslı Türkler oluşturduğu mücahit ordusuyla, anavatanın kahramanlarıyla önemli bir zafere imza attılar. Doktor Fazıl Küçük’le başlayan özgürlük hareketleri Rauf Denktaş’la taçlandı ve değerli dostum, değerli ağabeyim birlikte yemek yiyip sohbet ettiğim merhum ve unutulmaz kurucu lider Rauf Denktaş’la Kuzey Kıbrıs’ın ilk Cumhurbaşkanı oldu. Böylece Türkiye’nin Akdeniz’deki egemenlik haklarını yok saymaya çalışanlara da önemli bir ders verilmiş oldu. Rahmetli Turan Güneş’i de tanırım. Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde de Gölcük ziyareti sırasında birlikte çay içip, sohbet etme ve haber yapma imkanı da bulmuştum. Bugün Kıbrıs’ta Rumların arkasına aldığı güçlerle oynamaya çalıştığı oyunlar milletimizin kararlılığı, devletimizin yüksek iradesiyle bertaraf edilecektir. Çünkü biz o günleri hiç ama hiç unutmayız. Bize oynanan Bizans Kartaca oyunlarını askerlerimiz “ordu millet el ele” anlayışıyla nice şehitler vererek bozdular. Hatırlayın, adanın tamamını alacak harekat başlamışken, Birleşmiş Milletlerin devreye girmesi sonucunda ilan edilen ateşkesle savaş son bulmuş, Barış Harekatı Türkiye’nin ve Kıbrıslı kardeşlerimizin zaferiyle sonuçlanmıştı. Bugünlere gelene kadar iyi niyetli davranan, uzlaşmak için adım atan hep Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oldu. Rumlarsa sürekli daha fazlasını isteyerek Türkleri hiçe sayarak adanın tek hakimi olma peşindeler. Bunu başaramayacaklarını gördükleri için oyunlarına devam ediyorlar. Lakin biz oyun oynamıyoruz. Biz hakkın, hukukun ve gerçeklerin peşindeyiz. Bugün adada iki ayrı devlet vardır; birisi Rumlara, diğeri de Türklere ait. Ada tek devlet olarak idare edilebilir mi, evet bu mümkündür. Çözümü de yönetimin bir dönem Rumlara, bir dönem de Türklere ait olmasıyla mümkün olur. Türkiye’nin garantörlüğünün devam ettiği, askerlerimizin belki sayıları biraz azaltılabilir ama oradaki yeni oyunlara pabuç bırakmayacak bir şekilde mevcudiyetini devam ettirdiği şekliyle olur. Bundan neredeyse yarım asır önce Kıbrıslı Türklerin ve Türk Askerinin kanlarıyla alınan haklardan asla ve asla geri adım atılması ve taviz verilmesi söz konusu değildir.

 

Dört kere düşünün

Genç milyonerin biri kafeterya da otururken yanına yaşlı bir adam yaklaşır.

Yaşlı adam cebinden altın kaplamalı çakmağını çıkartıp gösterip:

-“Bu çakmağı, servetiniz karşılığında satın almanızı teklif ediyorum” der.

Zengin:

-“Bu basit çakmağın karşılığında servetimi mi istiyorsun !! Çıldırdın mı sen!!! ???

Yaşlı adam:

-Bu tahmin ettiğiniz gibi basit çakmak değil der.

Ve çakmağı çakar.. Çakmaktan bir cin çıkar ve sorar:

-“Buyurun bayım, benden ne istersiniz?” diye sorar

Yaşlı adam

-“Bana bir çay getir” der.

Saniyede masaya sıcacık nefis kokusu ile çay peyda oluşuverir.

Zengin bu durumdan şaşkına döner ve sevinir.

Cebinden kalem kağıt çıkartıp bütün servetini yaşlı adama bu çakmak karşılığına, vermeyi kabul ettiğini yazıp imzalar.

Zengin acele ile evin yolunu tutar. Eve geldiğinde çakmağı denemek ister ve çakar. Çakmaktan cin çıkar ve sorar:

-“Buyurun bayım, benden ne istersiniz?”

Zengin büyük bir heyecan ve kıs kıs bir gülümseme ile;

-“Bana o yaşlı adama verdiğim bütün servetimi geri getirmeni, ayrıca özel bir uçak ve çok güzel bir yat istiyorum. Tabii bir de içinde, çok güzel mavi gözlü beni bekleyen sarışın bir afette olsun.”

Cin:

-“Özür dilerim bayım.. Ben yalnız çay ve kahve yapmasını bilirim.” Genç zenginin gözleri fal taşı gibi açılır ve iş işten geçmiştir.

Şimdi Bu yazıdan alınacak en önemli derslerden birisi, “hiçbir şey için asla ve asla acele karar verme”. Dibini görmediğin bulanık suyun içine girmek gibidir. Hayatınızda başarılı ve hedeflerinize ulaşabilmek için lütfen, iki kere, üç kere, hatta dört kere düşünün.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.