DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 12°C
Karla Karışık Yağmur

MİLLİ DUYGULAR OLMADAN DİNDE ZAYIF KALIRSINIZ

05.07.2018
778
A+
A-

MİLLİ DUYGULAR OLMADAN DİNDE ZAYIF KALIRSINIZ

Herkesin bir milliyeti vardır. Dünya böyle yaratılmıştır. Irklar ve milletler üzerine kurulmuş. Biz yüce Türk Milletiyiz. Temel felsefemiz Türklük gurur ve şuuru, İslam Ahlak ve Faziletidir. Eğer biz kimliğimizden koparsak, milli duyguları köreltirsek, ki bu bütün milletler içindir, hangi ırktan olduğunuz önemli değil, cesaretiniz yavaşlar kırılırsınız. Tutanın elinde kalır, dininizi de savunamaz hale gelirsiniz. O halde dinin en güzel yaşanılır hali milli duyguları bütünleştirerek olanıdır. Aksi takdirde kimi din bezirganları öyle fetvalar verir ki kimlik yoksunu olduğunuzda inanmak zorunda kalırsınız. Son günlerin en önemli konusu çocuk istismarı. İdam cezaları tartışmalarını da gündeme getiren bu konuda kimi zavallılar öyle şeyler söylüyorlar ki kanınız donabiliyor. İslam’la yakından uzaktan alakası olmayan bu söylemler aslında misyonerlerin tam da dilini oluşturuyor. İslam Dinini kötülemek, erozyona uğratmak, sonunda insanların manevi duygularını çökertmek. Size bir örnek vereyim, kimi zaman bilmeden şu sözler dökülür kimilerinin ağzından; “Babana bile güvenme” bu maneviyatı kırma bir misyoner dilidir. İnsan babasına güvenmeyecekte kime güvenecek? Zaman zaman sütü bozuk insanlar çıkabilir. Bunlar hiç bir zaman milli ve dini duygularla açıklanacak şeyler değildir. Biz de sokaktan çevirdiğiniz her hangi bir insan “Ben babama sonuna kadar güvenirim” der. Çünkü biz millet olarak ataerkil bir aile yapısına sahibiz. Evlatlar kaç yaşına gelirse gelsin, anne-babanın çocuklarıdır. Ben 90 yaşında bir babanın 70 küsur yaşında oğluna sitem ettiğini hatta kulak çektiğini bilirim. Bunlara hepimiz şahit olmuşuzdur. Baba güvendir, arkamızdaki en sağlam kayadır. Anne bir şefkattir, sevgi kucağıdır. En güzel koku o’dur. Bunlar bizim Türklük gururu ve şuuru, İslam ahlak ve fazileti içerisindeki temel yapımız temel duygularımız ve temel inancımızdır. O halde milli duyguları en ön plana çıkaracak eğitim sistemi ilkokuldan üniversitenin son sınıfına kadar dolu dolu olmalıdır. Biz kimlik arayan bir millet değiliz. Beş bin yıllık bir tarihimiz var. Yaklaşık bin beş yüz yıldır da İslam’la şereflenmişiz. Yüce milletimiz sayesinde İslam dini dünyaya hak ve adalet dağıtarak yayılmış Türkler sayesinde İslam dini en güvenilir din, İslam’ın söylemleri doğru ve gerçek olarak kabul edilmiştir. Tarih kitaplarında okumuşsunuzdur, Tuna Boylarında sefer yapan askerlerimiz bir üzüm bağına girerler. Salkım salkım üzüm yerler ve o salkım dallarına altın akçe bırakırlar. Ertesi sabah Hristiyan köylüler bağlarına geldiğinde akçeleri görür, hayret ederler. O arada tarihi ve yüce milletimizi iyi bilen bir köylü “Şaşırmayın buradan Osmanlı askerleri geçmiştir, onlar haram yemezler. Yediklerinin karşılığını bırakmışlar.” İşte bu duygular bizim özümüzde var. İslam’ın en güzel yaşanılır şekli orada vücut bulmuştur. Kimler tarafından? Osmanlı askerleri tarafından. Komutanları kim? Dönemin yüce Osmanlı padişahları Kayı Boyundan gelen Ertuğrul’un torunları. Ertuğrul kim? Altaylardan Tuna’ya akınları dünyaya baş tacı olarak sunan yüce Türk Milletinin çocukları.

 

Kulak Uğultusu

Adam, doktora gidip son zamanlarda gözlerinin dışarıya fırladığını ve kulaklarının uğuldadığını söyleyerek yardım ister.

Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir tavırla başını sallayıp “Bademciklerinizin alınması gerekiyor “der.

Adamın bademcikleri alınır, fakat bunun hiçbir faydası olmayınca başka doktora gider.

Yeni doktor “Bunun sebebi dişleriniz “der ve bütün dişlerini çektirmesini söyler.

Adamcağız dişlerini toptan çektirir ama bu da derdine deva olmaz. Yine gözleri dışarı fırlamakta ve kulakları uğuldamaktadır.

Adam üçüncü bir doktora gitmeye karar verir. Bu doktor “Ben açık sözlüyümdür. Sizin altı aylık ömrünüz kalmış” der.

Adam perişan olur. “Madem öleceğim, son aylarımda krallar gibi yaşayayım bari” der ve gıcır gıcır son model bir otomobil alır, üniformalı şoför tutar, en lüks terziye elbiseler diktirir, yeni gömlekler ısmarlar:

Gömlekçi “Kol 16, yaka 39” diye ölçülerini alırken adam:

“37” diye düzeltir.

Gömlekçi tekrar ölçüp “39” diye ısrar edince adam:

“Yanılıyorsun. Ben yıllardır hep 37 yaka giyerim” der.

Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:

“Siz bilirsiniz” der “Fakat sizi uyarıyorum. 37 yaka giymeye devam ederseniz boğazınızı sıkar, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar!”

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
26 Aralık 2021
15 Şubat 2021
7 Nisan 2019
19 Ağustos 2016
3 Mayıs 2018
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.