DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

MİLLETİ ŞARBON PANİĞİNDEN KURTARIN

03.09.2018
962
A+
A-

MİLLETİ ŞARBON PANİĞİNDEN KURTARIN

Ortalıkta bir şarbon paniğidir tedirgin ederek gidiyor. İstanbul’da ve bazı illerde hastalığın görülmesinden sonra vatandaş oldukça tedirgin. E haksız da değil hani, özellikle sosyal medya da yürütülen haberler mi desem, kampanyalar mı desem, bilemedim; vatandaşı oldukça tedirgin etti. Kurban Bayramı öncesinde hatırlanacağı üzere bir köyümüzde bu vakaya rastlamış ve köy karantina altına alınmıştı. Sonradan gerekli tedbirler alındı, karantina kalktı, rahat bir nefes aldık derken, yeni şarbon olayları patlayınca halk ta doğal olarak tedirgin oldu. Bir çok yerden “Et yemeyin, süt içmeyin” gibi bilgiler rüzgar gibi geliyor. Ahali tedirgin; biz her ne kadar ilçemizde böyle bir tehlikenin olmadığını bilsek te vatandaşın kafası çok karışık. Belki belli kesimler halkı tedirgin etmek amacıyla özellikle sosyal medyadan olmayan şeyleri varmış gibi de göstererek, panik halinin çoğalmasına neden olabilir. O zaman yapılacak en önemli hadise ilgililerin konuyla ilgili açıklama yaparak vatandaşı rahatlatmasıdır. Bunu bekliyoruz; çünkü, şu sıralarda gazetemize gelen telefonların en büyük bölümünü şarbon konusundaki vatandaşın tedirginlikleri oluşturuyor. “Yazıktır, günahtır, ne ise onu bilelim. Böylesine tedirgin yaşamak istemiyoruz” diyorlar. O zaman lütfen halkın kafasını karıştıran hatta epey korkutan bu konu hakkında açıklama yapın, ki herkes rahatlasın.

 

İYİ Kİ BALIK VAR

Yeni sezonla birlikte balıkçılar güzel bir “Rastgele” dedi. Geçen sene adeta mumla aradığımız palamut, balıkçı tezgahlarını süslemeye başladı. Rizeli Kardeşlerin sahibi Osman Balcı “Bu sene palamudu bol yiyeceğiz, sanki lüfer de palamut gibi bol olacak” diyor. İnşallah öyle olur. Geçen sene balığa adeta hasret kalan millet, bu dönem hem ucuza hem de bol miktarda balık yeme imkanına kavuşur. Biz Osman’la bunları konuşurken, Mehmet Ali de “Aynen bu sene bolluk ve bereket bekliyoruz” demesine rağmen, Şef Hüseyin aradan fırlayarak “Ben balığı tezgahta gördüğüm zaman inanırım” dedi.

 

GENÇ KALMANIN SIRRI

70, 80 ve 90 yaşlarında üç kardeş varmış. Üçü de, 60 yaşında üçüzler gibi görünüyormuş.

70 yaşındakine genç kalmanın sırrını sormuşlar. O da, 80 yaşındaki abisine sorulmasını söylemiş. Benden on yaş büyük olduğu halde, benim gibi 60 yaşında görünüyor demiş. 80 yaşındakine gitmişler, o da 90 yaşındaki abisini göstermiş, benden büyük olduğu halde o da, 60 yaşında görünüyor, ondan sorun demiş. 90 yaşındaki delikanlı ihtiyara sormaya gitmişler.

Gelenleri dinledikten sonra:

“Buyurun size açıklayayım” demiş. “Önce bir şeyler yiyelim, ondan sonra anlatırım” diyerek genç kalabilmenin sırrını hayatın içinden bir misalle açıklamaya başlamış.

Yemekten sonra sofraya bir kavun getirmesi için hanımına rica etmiş. Hanımı genç nine de, üst kattaki tavandan bir kavun seçip getirmiş. Delikanlı ihtiyar, kavunu beğenmemiş, “daha iyisini getir” demiş. Kadın gidip yine bir kavun gelmiş. Bizimki onu da beğenmemiş, tekrar başka bir kavun getirmesini söylemiş. Nine yine itiraz etmeden ve yüzünü ekşitmeden bir kavun daha getirmiş, ama onu da beğenmemiş. Misafirlere; “Hanım iyisini bilemedi, gelin beraber seçelim kavunu” diyerek onları üst kata davet etmiş. Tavan arasına varınca bakmışlar ki, tek kavun var. Genç ninenin hep aynı kavunu getirdiğini anlamışlar. Genç dede misafirlerine dönmüş:

“Şimdi genç kalmamın sırrını anladınız mı?” diye sormuş. Onlar da “anlamadık” demişler.

Dede: “Kavun tavanda bir tane değil miydi? Hanım beni mahcup etmemek için, her seferinde başka kavun getiriyor gibi göründü. ‘Tavanda başka kavunumuz mu var, hepsi bir tane bey‘ demedi. O beni hiç üzmedi, ben de onu hiç ama hiç üzmedim. Aile içindeki hiçbir şeyi dışarıya, yani ne kendi ana babamıza ne de başkalarına kesinlikle yansıtmadık. Yani birbirimizi, başkalarının önünde hiç zor duruma düşürmedik, mahcup etmedik. Böylece, ikimiz de genç kaldık” diyerek genç kalmanın sırrını açıklamış misafirlerine.

Peygamber efendimiz, (Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) ve Buyuruyor.

Merhum hocamız da bu konuda buyururdu ki:

Aklı olan karı koca, birbirlerini üzmez. Hayat arkadaşını üzmek, incitmek, ahmaklık alametidir. Zalim, huysuz kimsenin hayat arkadaşı devamlı üzülerek sinir hastası olur. Sinirler bozulunca, başka hastalıklar da hâsıl olur. Hayat arkadaşı hasta olan bir eş, mahvolmuştur. Saadeti sona ermiştir. Eşinin hizmetinden, yardımlarından mahrum kalmıştır. Ömrü, onun dertlerini dinlemekle, ona doktor aramakla, ona, alışmamış olduğu hizmetleri yapmakla geçer. Bütün bu felaketlere, bitmeyen sıkıntılara kendi huysuzluğu sebep olmuştur. Dizlerini dövse de, ne yazık ki, bu pişmanlığının faydası yoktur. O hâlde, ey Müslüman! Hayat arkadaşına yapacağın huysuzlukların, işkencelerin zararlarının kendine de olacağını düşün! Ona karşı, hep güler yüzlü, tatlı dilli olmaya çalış! Bunu yapabilirsen, rahat ve huzur içinde yaşar, Rabbinin rızasını da kazanırsın.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
24 Ağustos 2017
13 Mayıs 2019
27 Ağustos 2021
13 Nisan 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.