Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: 5,35 / Satış: 5,37
€ EURO → Alış: 6,08 / Satış: 6,10
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi bursa escort bayan escort istanbul escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort kocaeli escort atasehir escort bayan istanbul escort escort kayseri kayseri escort bursa escort canlı maç izle izmir escort bayan

İŞERİ’NİN ADAYLIĞI – GÖÇ MESELESİ

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 11.10.2018
  • 277 kez okundu

İŞERİ’NİN ADAYLIĞI –  GÖÇ MESELESİ

CHP’de beklenen oldu, İlçe Başkanı İsmet İşeri istifa ederek Belediye Başkan Aday Adaylığını açıkladı. Uzun bir dönemde İlçe Başkanlığı görevini hassasiyetle yürütmeye çalışan İsmet İşeri, Gölcükspor Kulübü Başkanlığı yaptığım dönemde Mali Asbaşkanımızdı. E Gölcük herkesin birbirini tanıdığı, çarşıda buluştuğu, aynı lokantada yemek yediği, aynı camiye gittiği böyle bir yer. Cemiyet hayatıyla siyasi hayatlar, sosyal hayatıyla insanlar iç içe yaşarlar. Sevgili İsmet İşeri’nin ‘Belediye başkanı olma’ gibi önemli bir hayali vardı. Yıllardır bunun mücadelesini veriyordu, şimdi aday adayı olarak sahnedeki yerini aldı. Tabi ki ileriki günlerde CHP’den Gölcük’te Belediye Başkanlığı onurunu yaşamak adına aday adayları da çıkabilir. Siyaset bir mücadeledir. Aynı zamanda arzu ve istektir. Her insanın gönlünde güzel bir aslan yatar, bu konuda aslan yürekli de olabilmek son derece önemlidir. İşeri ilk olarak bu yürekliliği gösterdi, kutlu bir yola çıktı, haydi hayırlısı diyelim.

GÖÇ MESELESİ

Türkiye gerçekten sımsıcak bir ülke. Her zaman mazlumdan yana, her zaman gözyaşlarını silmek adına etrafına mendil uzatan asil bir ülke. Seksen bir milyon insanımız da aynen böyledir. Kapı komşumuzda yıllardır yaşanan bir iç savaş var. Milyonlarca insan en yakın ve en dost olarak bildiği Türkiye’ye göçtü. Biliyorlar ki burada onları ana kucağı gibi sımsıcak kucaklayacak büyük bir millet var. Milyonlarca mağdur ve mazlum insan ülkemize sığındı. Avrupa’nın her türlü vaadine rağmen devede kulak kalan bir destekle bu işlerin yürümeyeceğini hepimiz biliyorduk. Avrupalı söyler ama yapmaz. Bizim insanımız söyler ve yapar. Türkiye devlet olarak Suriye’den göçenler için sınırımızın hemen dışında kamplar kurabilirdi, o insanları Türkiye’ye sokmayabilirdi. Bütün bunları yapmadı, kucak açtı. Ağır bir maliyete rağmen Suriyelilerden vazgeçmedi. O halde ülkemizde yaşayan hürriyetini sonuna kadar kullanan Suriyeli kardeşlerimiz de, kendilerine kucak açan bu memlekette ülkemizin kurallarına sonuna kadar uymalı. Burada rahatsızlıklar yaratıp, kendilerinden nefret ettirmemeliler. Zaman zaman böylesine sıkıntıları yaşıyoruz, tabi ki içlerinde nerede olduğunu bilmeyen kendilerini ölüme terk etmeyip, canlarını bağışlayan Türkiye’nin takdirini bilmeyebilirler. Şunu unutmasınlar ki burası komşu kapısı yani yabancılık çekmeyeceğiniz bir vatan demek kıymetini bilin.

 

5 DAKİKALIK FARK

İki sarhoş mezarlığın duvarına yaslanmış içiyorlarmış, birden karşıdan bir cenaze görünmüş. Sarhoşlardan biri merak edip, gidip sormuş:

-“Nesi vardı? Neden öldü?”

-“Bu adam hep içerdi, hep sarhoş gezerdi, ayyaşın biriydi..!”

Bu cevap üzerine, arkadaşının yanına gidip,

– “O da bizim gibi çok içiyormuş” der. Korkan iki arkadaş içmeye ara verirler. Beş dakika sonra başka bir cenaze görünür köşeden. Yine aynı sarhoş merak edip koşar cenazenin yanına ve sorar:

-“Neden öldü?”

– “Takdir-i ilahi, hiç içki içmez, sigara bilmez bir adamdı!” der beriki…

Sarhoş, koşa koşa arkadaşının yanına gelir VE :

– “İçelim anasını satayım! İçenle içmeyenin arasında 5 dakika fark var!”

 

“FİNCANIN DOLU”

Bir üniversite profesörü ünlü bir maneviyat ustasını ziyarete gitmişti. Bilge sessizce çay ikram ederken, profesör maneviyat üzerine konuşuyordu. Bilge profesörün uzattığı fincanı önce ağzına kadar doldurdu. Ama doldurmaya devam etti. Çay fincandan taştı, tabağa döküldü, oradan da yere. Ama bilge çayı koymaya devam ediyordu.

Çayın fincandan taşıp yere dökülmesini hayretle izleyen profesör sonunda kendisini tutamadı:

“Doldu taştı! Daha fazla alamaz!”

“Sen de bu fincan gibisin” dedi bilge. “Zihin fincanın doluyken sana maneviyatı nasıl anlatabilirim?”

 

ROMAN KİTABI

Akıl hastanesinde bir deli öteki deli arkadaşına : “Ben bir roman yazdım, al oku bakalım beğenecek misin” demiş ve kendisine kalınca bir kitap vermiş. Öteki deli bir hafta boyunca okumuş romanı. Sonunda arkadaşı deliye:

– Romanın çok ilginç, demiş; yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde. Kitabı veren deli:

– Al, demiş, ikinci cildini de oku. Ve kalınca bir kitap daha vermiş. Yine aradan bir zaman geçmiş. Romanın ikinci cildini de alan deli:

– Bunu da okudum, demiş; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalık; çok isim var içinde.

O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine:

– Verin bakayım, demiş, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben de kaç gündür onları arıyordum..

 

MERAK ETME

Temel ile Dursun inşaat işçiliği yapıyorlarmış. Yirminci katta çalışan Dursun, onuncu kattan kendine seslenen Temel’e bakmak isterken yirminci kattan düşmüş.

Onuncu kat hizasından geçerken Temel arkadaşına bağırmış ;

“Merak etme uşağum hala çok iyi turumdasun!”

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ