DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 21°C
Gök Gürültülü

NİMET DEDİĞİN NEDİR?

28.11.2018
643
A+
A-

NİMET DEDİĞİN NEDİR?

Nimet aslında bir kısmettir. Yer altında ve yer üstünde insanoğlunun yararlanacağı ne kadar nimet varsa, o aslında insanoğluna bir lütuftur. Yüce Yaradan’ın verdiği nimetlerin kıymetini bilmek, bir itaattir. Tabiri caizse, şükretmektir. Önemli olan nimetlerin kullanılış şekli. O halde size sunulan her türlü nimetin kıymetini bilmek, nereden geldiğini idrak etmek, paylaşmak, faydalı olan ne varsa, onu yapmaktır. Nalıncı keseri gibi hep bana felsefesinde olanlar, sonunda yontacak ağaç kalmadığını gördüklerinde artık iş işten geçmiştir. İmamın kayığına binmeden önceki son çıkış iyi anlaşılmalı, komşusu açken tok yatılmamalı, nimetleri sadece sana ait değil, hepimize ait olduğunun bilinciyle yaşamalıyız. Bir tarafta bal börek diğer tarafta zehir zemberek bir durum yaşanıyorsa güneş zaman zaman gökyüzünden çekilir. Yerini fırtınaya rüzgara yağmurlara sellere sulara bırakır. Bunun adına doğal afet desek te aslında sebep nimetlerin gereği gibi yayılmamasından kaynaklanır. Ben pazarlarda gezmeyi aslında çok severim. Küçüklükten gelen bir anlayış. Anacığım beni elimden tutar pazara götürürdü, aman Ya Rabbi o pazarcılarla bir pazarlık bir pazarlık sormayın. En sonunda kazanan hep annem olurdu. Benim de o pazarlıklar sırasında canım çok sıkılır, bir an önce mahalleye dönüp oyun oynama telaşı yaşardım. Bir gün anama sordum “Ya hu anne, o pazarcıların canına okuyorsun, indirim de indirim diyorsun, adamlar sana dayanamıyor” anacığım güldü, garnizondan içeri girdik, Harb-İş Tüketim Kooperatifinin yanında bir kasap dükkanı vardı, oraya gittik. Annem bir kilo kıyma aldı. Eve dönerken “Sen hani niye çok pazarlık yapıyorsun diye sormuştun ya, işte şu bir kilo kıymaya bütçe ayırabilmek içindi. E diyorsun ya anne köfte patates yap diye. Patatesi aldık soğanı aldık, sebzelerimizi aldık, peynir zeytin de aldık, her birinden sıkı pazarlık sonucu bir kilo kıyma alacak parayı ayırabildim, eğer o pazarlıklar olmasaydı bu kıyma da olamazdı sen de o istediğin köfteyi yiyemeyecektin.” Aynen böyle. Şimdi bakıyorum da aynı pazarlıklar aynı tip insanlar üzerinden devam ediyor. Belli ki onların da çocukları köfte istedi, anneleri ona bütçe açmak için pazarcılarla sıkı bir alışverişe tutuşuyor. Hani şu nimet demiştik ya, hepimize ait olan nimetler. O gün de pazarda değil, manavdan alışveriş yapıp aldıklarının parasını pazarlıksız ödeyen kasaba girdiğinde bir büyük poşet dolusu alışveriş yapan insanlar var. Olacak tabi. Olması da doğal da, ama ben merak ediyorum; biz bu konuda niçin ilerleme kaydedemedik? Hala neden aynı tas aynı hamam gidiyor? İşte bu da benim çok zoruma gidiyor.

 

ROBOTLARIN YARIŞMASI

En son teknolojik buluşların sergilendiği “Robotlar Fuarı”nı dolduran yüzlerce kişi, engebeli araziler için geliştirilen insan şeklindeki modellerin yarışını izliyorlardı. Her biri milyonlarca dolar kıymetindeki robotlardan bazıları, önlerine konan engellere takılıp devrilirlerken, bazıları da metal gövdelerine yerleştirilen bilgisayarlar yardımıyla ayakta kalmayı beceriyorlar ve meraklı seyirciler tarafından büyük bir hayranlıkla alkışlanıyorlardı. Yarışmanın sonlarına gelindiğinde, kalabalık arasından sıyrılan bir ufaklık, robotların yarıştığı bölgeye girdi ve tıpkı onlar gibi, sağa sola sallanarak yürümeye başladı. Küçük çocuğun sevimli halleri, kendilerini ruhsuz makinelere kaptıran seyircileri eğlendirip güldürmeye yetmişti. Küçük çocuk, robotların aşması için sıralanan engelleri birer ikişer geçti ve masalarının üstünde “mucit” yazan kişilerden birine sokularak:

— Bu robotlar büyük işler başarıyormuş, dedi. Hem de çok değerliymişler, öyle değil mi?

— Elbette, dedi adam. Bunların hiç birisine paha biçilemez.

Çocuk, tebessüm edip:

— Ama çoğu devrildiler, diye atıldı. Oysa ben yıkılmadım.

Masa başındakiler, bu sözlerden hiç bir şey anlamadıklarından, çocuğu bırakıp robotlara döndüler.

Küçük çocuk oradan ayrılırken yine sallanıyordu. Doğduğu günden bu yana sakattı ama, artık üzülmesine gerek kalmamıştı.

Cüneyt Suavi

 

FOTOGRAF

Temel bir gün fotoğraf çektirmek için stüdyoya gitmiş.

Fotoğrafçı : Buyrun beyefendi, nasıl yardımcı olabilirim?

Temel : Ula uşağum ben fotoğraf çektirecegum, fakat vesikalık istemeyrum.

Fotoğrafçı : Tabi ki efendim, 30X40 a ne dersiniz?

Temel : Ula 1200 ederde, bunun konumuzla ne alakası var?Trabzon’ da yok mi dur?

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.