DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

PROF. DR. ORHAN ELİBOL VE PROF. DR. FÜSUN YILDIZ

11.11.2018
1.291
A+
A-

PROF. DR. ORHAN ELİBOL VE PROF. DR. FÜSUN YILDIZ

Türkiye tıp alanında son derece önemli değerlere sahip. Dünya çapında tıp insanlarımızın olması bizler için büyük bir övünç ve gurur kaynağı. Ne mutlu bana ki Kocaeli’nde yetişen iki değerli tıp insanını yakından tanıma fırsatım oldu. Sevgili Prof. Dr. Füsun Yıldız, Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev aldığı sürece sadece hastalara değil, gönüllerimize de dokundu. Yüzünden eksik etmediği tebessümü, hoşgörüsü ve mütevaziliğiyle kalplerimizde taht kurarken, ne yazık ki Kocaeli ondan daha çok yararlanma fırsatı varken, Yavru Vatana uçup gitti. Orada da çok güzel işler yapıyor. Sadece hastaları şifaya kavuşturmakla kalmayıp, dostluk bağlarının da şifası oluyor, değerli Hocam Füsun Yıldız. Birlikte gazetemizde kahve içme imkanı bulduk, konferansına katıldım ve insanlara nasıl enerji verdiğini bizzat görüp müşahede ettim. Şimdi Girne’de ve bizler onu sosyal medya aracılığıyla takip ediyor ve mutlu oluyoruz. Zaman zaman ülkemize yani Anavatanına kısa aralıklarla gelip ki bütün bunlar tıbbi çalışmalar nedeniyle oluyor; görüşemesek te kalben onunla beraberiz. Buradan Yavru Vatan Kıbrıs’a ve sevgili Füsun Hocamıza yürek dolusu ve gönülden selamlarımı iletiyorum.

 

PROF. DR. ORHAN ELİBOL

İnsanoğlunun dünyaya bakışı gözleriyle olur. Tabi bir de düşünce ve kalp gözü vardır, lakin göz sağlığı güzel ve net olunca; duygu ve düşünce olarak ta dünyayı görme noktasında daha şanslıdır insanoğlu. İzmit’teki Dünya Göz’de gerçekten adını alanında gönüllere yazdırmış, tıbbi başarılarıyla övgüyü hak etmiş değerli bir insandır; Profesör Doktor Orhan Elibol. Hastalarıyla kurduğu sıcak ve samimi ilişkiyi bizzat ben biliyorum, çünkü şahidiyim. Minicik yavrularımızdan en yaşlı ağabeylerimize, babalarımıza, annelerimize kadar müthiş bir enerjiyle hitap ediyor. Çünkü insanlar iyi olma sıfatlarını durup dururken kazanmazlar. Hani bir laf vardır ya, “Şeyh uçmaz, onu müritleri uçurur” diye. Eğer siz de yetenek varsa, işinizi güzel yapıyorsanız insanlar sizden övgüyle bahseder ve adınızın anıldığı her yerde de saygı gösterirler. Tıp alanında gerçekten çok değerli hocalarımız ve hekimlerimiz var. Türkiye tıp alanında büyük bir gelişme gösterirken, dileğim Orhan Elibolların her alanda çoğalması ve Türkiye’nin tıp insanlarıyla gurur duymasıdır.

 

AVLANMA İZNİ

Adam, avlanmanın yasak olduğu, yakalanınca çok yüklü para cezalarının uygulandığı milli parkta, göl kenarında, kucağında kocaman bir balık ile parkın polis müdürüne yakalanmış.

Polis müdürü adama sormuş;

– Avlanma izniniz var mı?

– Yok, demiş adam. Ayrıca gerek de yok! Çünkü bu balığı ben evimde besliyorum. Her gün buraya gelip gölde bir müddet yüzdürüyorum. Islık çalıyorum dönüp geliyor, alıp eve götürüyorum.

– Tamamen palavra, demiş polis müdürü. Balıklar bu dediğinizi asla yapamaz ! Elinizdeki suç delili bu balıkla birlikte sizi şimdi hakim karşısına çıkartmak zorundayım!

– İnanın bu gerçek efendim. İsterseniz göstereyim!

– Tamam. Görelim bakalım hadi!

Adam balığı gölün derin sularına bırakmış, aradan birkaç dakika geçmiş, polis müdürü adama dönüp

– Evet! demiş.

– Evet ne? demiş adam.

– Ne zaman geri çağıracaksın?

– Neyi?

– Neyi olacak, balığı!

– Hangi balığı!!!

 

ÇARESİZLİK EN İYİ ÖĞRETMENDİR

Varlıklı ve bir o kadar da çılgın bir adam eşini-dostunu evine davet edip havuzun başında bir parti düzenlemiş.

Havuzun içinde timsahları gören davetliler şaşkına dönmüş ama bir süre sonra herkes kendisini partiye kaptırmış.

Derken eline mikrofonu alan ev sahibi bir davetlilere göstererek bir anahtarı elinde sallamaya başlamış.

– Bu anahtar, dışarıdaki kırmızı spor arabanın anahtarı. Her kim bu havuza atlayıp karşıya kadar timsahlara yem olmadan yüzebilirse, araba onundur.

Kimseden ses çıkmamış, atlayan da olmamış, can tatlı neticede…

Kimsenin suya girmeyeceği düşünülürken bir anda herkesi şaşırtan bir ses duyulmuş.

Genç birisi suda görülmüş, herkes şaşkınlıkla ve korkuyla ona dikkat kesilmiş.

İnsanüstü bir çaba ile genç hayatının en hızlı yüzüşünü sergileyerek saniyeler içinde karşı taraftan çıkıvermiş.

İnsanlar tebrik etmek için yanına gelmeye çalışırken bir de bakmışlar ki genç adam sinirli sinirli birilerine bakınıyormuş.

– Ne arıyorsun? Kimi arıyorsun? dediklerinde genç aramaya devam ederek cevap vermiş;

– Beni havuza iten kişiyi arıyorum!..

Hayatta da böyledir; çaresiz kaldığımızda, mecbur olduğumuzda neleri başarabildiğimizi görünce kendimiz dahi şaşırırız…

Çaresizlik en iyi öğretmendir.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.