DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

KOCAELİ GAZETECİLER CEMİYETİ’NDEN AYRILMA KARARIM

17.12.2018
883
A+
A-

KOCAELİ GAZETECİLER CEMİYETİ’NDEN AYRILMA KARARIM

Şimdi Gazetecilik dediğiniz meslek Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin kurucusu büyük üstat Burhan Felek’in şu sözleri ile şekillenir: “Gazeteci olunmaz, doğulur.” Bunun içerisinde hoşgörü, anlayış, tarafsızlık, birleştirici ve bütünleştirici unsurlar gelir. Böyle de olmalıdır. Bir süredir Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nde olağanüstü kongrenin toplanması ile ilgili çalışmalar oldu. Olağanüstü genel kurullar her zaman olabilir ve son derece de doğaldır. Ben ve biz. Bu görevi daha iyi yaparız edasıyla bir başkan adayı ve ekibi çıkabilir. Bu demokratik kurallar içerisinde en temel haklardan biridir. Lakin bütün bunlar yapılırken işin özünü yıpratmayacaksınız. Gazetecilik mesleğine ve kurumuna zarar vermeyeceksiniz. Son derece önemlidir ki toplum, “Gazeteciler nasıl kavga ediyor?” şeklinde düşüncelere kapılmasın. Önceki gün son derece gergin bir seçim yapıldı. Aslında her iki taraf birbirini kucaklasa, sahneye birlikte çıksalar, her iki yönetim kurulu birlikte poz verse, birbirine başarılar dilese ne kadar da güzel olurdu. Böyle olmadı. Federasyon Başkanı Yılmaz Karaca yuhalandı ve ev sahibi Kocaelili Gazeteciler olarak bir misafire yapılmaması gereken hareketler sergilediler. Karaca’yı seversiniz, sevmezsiniz. Çalışmalarını takdir edersiniz, etmezsiniz. Bunlar farklı şeyler. Hatta divan başkanlığı konusunda bizim oyumuz yok dersiniz. O da bir misafir olarak yerini alır ve kongreyi izler. Bütün bunlar yapılmalı mıydı? Niçin bu kadar gerilim ve gerginlik oldu? Bunlar kolay anlaşılabilir şeyler değil. Sonuçta tabi ki bir liste kazanacak ve o liste cemiyet yönetimi görevini üstlenecek. Ben üyesi olduğum İstanbul Gazeteciler Cemiyeti daha doğrusu Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin cağaloğlundaki onlarca seçimine katıldım. 5 – 6 listenin olduğu çok zamanlar oldu. Ancak o seçimlerde kavga, gürültü, hakaretler, gazetecilere yakışmayan tavırları hiç görmedim. Herkes gitti mecliste oyunu verdi. Ardından da kazanan kimse görevi devir aldı. Hadise budur. Şimdi bakıyorum da cemiyet kongresi belki de mahkemeye gidecek olur. Dün hazirun listeleri üzerinden bir takım tespitler yapılmış mahkeme yoluna giderek kongrenin iptal edilmesi isteneceği söylentileri var. Bunlar olmaz. Gazeteciler Cemiyeti böylesine üzücü konularla toplumun karşısında olmamalı. Bunu başaramamak kimseye bir şey kazandırmaz. Değerli arkadaşım Yüksel Ercan’la 40 küsur yıldır hukukumuz var. Bana telefonda istifasını cemiyete noter kanalıyla göndereceğini söyledi. Ayrıca Gebze’de yüzün üzerinde arkadaşımızın Gebze Gazeteciler Cemiyeti’nin kurulması için çalıştıklarını ifade etti. Yüksel Ercan kongre sonrası bir toplantı için Kıbrıs’a gitmişti. Kendisi ile telefonda bunları konuştuk. Şimdi bakın. Ne oldu? Gebze bu kadar insan ile o cemiyetten ayrılıyor. Halbuki birleştirici ve bütünleştirici olması gereken bir kurumda ayrılık bu işin iyi olmadığını açıkça gösteriyor. Peki, bir misafiri dahi hakaret ile karşılamak bize yakışmıyorsa, gazetecilik kültürüne yakışmıyorsa, ben orada niye olayım? Tarafların birbirlerini dost gibi değil sanki düşmanmış gibi gördüğü bir mecra içerisinde olmak bizim işimiz değil. Dolayısıyla bizler de duyduğumuz bu kaygılar nedeniyle Gazeteciler Cemiyeti’ndeki üyeliklerimizi sonlandırıyoruz. Bundan sonra kim ne yapar ne eder bunlar da bizi çok fazla ilgilendirmiyor. İster tek adaylı kongreler olsun, ister çok adaylı kongreler. Ama biz bu işin içerisinde yukarıda saydığım ve anlatmaya çalıştığımız gazetecilik kültürü dışında gelişen hadiselere yokuz. Tercüman Gazetesi benim çalışıp emek verdiğim bir gazete. Logosunda şöyle yazardı: “Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir başlangıçtır.” Bir başka ulusal gazete Milliyet’te de, “Haber kutsal, yorum hürdür” yazılarını okuduk. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’te basın kamu vicdanının sesidir diyor. İşte ben sizlere bunları anlatmaya çalıştım.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.