DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

SİYASET NETİCE ALMA İŞİDİR

10.12.2018
871
A+
A-

Türkiye’de koalisyonlar dönemi Cumhur ve Millet İttifaklarıyla başladı. İlk önemli denemesi Genel Seçimlerde yapıldı. Cumhur İttifakı neticeyi galip gelerek aldı. Millet İttifakında İyi Parti yeni kurulmuş olmasına rağmen, kırk milletvekiliyle parlamentoya girdi. Saadet Partisi de aynı ittifakla 3 milletvekili elde ederken, Büyük Birlik Partisinden Destici Ak Parti listesinden milletvekili oldu. Şimdi yerel seçimler var. Mart 2019 çok büyük bir önem arz ediyor. Partiler de bunun farkında. İttifaklar devam ediyor. Siyasetin netice alma sanatı olduğunu düşündüğünüzde bunları yadırgayamazsınız. Partiler arasında iller bölüştürülüyor, sonuçta bunun adı bir koalisyondur. Bizim beklediğimiz kavgasız ve gürültüsüz bir seçim. Kırarak dökerek değil, birleştirerek bütünleştirerek netice almaktır. Kavganın kimseye yaramadığını ötekileştirmenin siyah ve beyaz gibi milleti ikiye böldüğünü acı ama bir gerçek olarak görüyoruz. Halbuki etrafımız cadı kazanı, fokur fokur kaynıyor. İçimizde hala tetikte bekleyen üniter yapımıza zarar vermek isteyen bölücülerle uğraşıyoruz. Zaman birlik ve beraberlik içerisinde siyaset yapma zamanıdır. Ben, sen, o, biz, siz, onlar diye bir kavram olmamalı. Bunlar ancak edebiyatta fiil çekimleri için geçerli. Bizim tek gerçeğimiz var, o da “biz” olmaktır. Tarkan’ın şarkısında olduğu gibi “Başkası olma kendin ol” hepimizin diline pelesenk olmalıdır. Sonuçta Türkiye dört buçuk ay sonra tarihinin en önemli yerel seçimlerini yapacak. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin dediği gibi bu seçimler yeni hükümet sisteminin de bir testi olacak. O testin en büyük sorusu, merhum Erbakan’ın Sayın Erdoğan ve Sayın Gökçek’i yerel seçimler sonrasında yaptığı konuşmada yatıyor. Sayın Gökçek’in elini “Türkiye şampiyonu” diye havaya kaldıran Merhum Erbakan, Sayın Erdoğan’ın elini de “dünya şampiyonu” diyerek havaya kaldırmıştı. İşte “İstanbul’u alan Türkiye’yi almış sayılır” diyen Muharrem İnce gibi 31 Mart 2019’da en büyük gözde İstanbul olacak. Tabi ki ardından da Ankara. Her iki şehir mevcut konumlarına devam ettiği sürece sorun yok. Lakin biri bile muhalefetin tarafına geçse, Türkiye’de sistem sorgulanmaya başlar. Demek ki çok zor bir seçim dönemi içerisinde olacağız. Siyaset yine söylüyorum, netice alma sanatıdır, kabul. Bütün bunlar olurken, elimize, belimize ve dilimize sahip olursak hepimiz kazanırız.

 

Altın Dolu Kundura

Fakir bir kadıncağız, bir beyin yanında hizmet eden fakir, kimsesiz bir erkek çocuğunu, soğuk bir kış gününde yalınayak yürürken gördü. Çocuğun bu hâline çok üzülüp, eskimiş bir çift kundurayı çocuğa verdi.

Çocuğun adı Yusuf’tu. Zamanla yokluklara rağmen okudu ve İstanbul’a geldi. Dürüstlük ve çalışkanlığı ile âmirlerine kendisini sevdirdi. Saraya kabul olundu.

Zaman geldi Osmanlı Devleti’nin Kaptan-ı Derya’sı oldu. Yâni Deniz Kuvvetleri Komutanı. Bu Kaptan-ı Derya, Hanya fâtihi Silahdâr Yusuf Paşadır.

Bu iyiliği hiç unutmadı. Bir gün ona, içi altın dolu bir çift kundura gönderdi. Bir pusulaya da şunları yazdı: “Anacığım, buzdan donmuş ayaklarına bu kunduraları giydirdiğin o fakir çocuk, sana borcunu ödemeye çalışıyor. Lütfen hakkını helâl et! Duâ et!

 

İşe Yararsa

Minik kız elinde karnesiyle evden içeri girmiş. Karnesini babasına göstermiş. Babası bir bakmış baştan aşağı pekiyi, bir iki tane de iyi var, ama öğretmen karnenin altına şöyle bi not düşmüş:

– “Çok akıllı ve yetenekli bir çocuk fakat bir kusuru var, derste çok konuşuyor. Buna nasıl son verebileceğimiz hakkında fikirlerim var, en kısa zamanda siz velisiyle de paylaşmak istiyorum”

Baba bunun üzerine karneyi imzalamış ve öğretmenin görüşlerinin altına kendi de bir not düşmüş:

– “Lütfen paylaşalım, çünkü işe yararsa ben de annesinde uygulayacağım..”

 

İşi İyi Yapmak

Seyyar bir şemsiye tamircisi, yol kenarında küçük bir kutu üzerine oturmuş, şemsiye tamir ediyordu. Tamirci, tamir edilecek yerleri dikkatle ölçüyor, yamayı itina ile yerleştiriyor, telleri tek tek deneyerek güçlendiriyordu. Adamı hayranlıkla seyreden bir genç yanına yaklaştı:

– İşinizi çok dikkatli yapıyorsunuz, dedi. Şemsiye tamircisi elindeki İşi bırakmadan: – Evet, ben, her zaman işimi İyi yapmaya çalışırım, di­ye cevap verdi.

– Müşterileriniz, işinizi iyi veya kötü yaptığınızı ancak siz gittikten sonra anlayacaklar.

– Evet, haklısınız.

– Bu tarafa tekrar mı geleceksiniz?

– Hayır.

Genç artan bir hayranlık ve merakla sordu:

– O halde niçin bu kadar titizsiniz? Tamirci:

– O zaman, benden sonra buradan geçecek tamirci­nin İşi kolaylaşacak. Ben, eğer kötü malzeme kullanır, işimi baştan savma yaparsam, halk bunu er geç anlaya­cak ve ondan sonra buradan geçen tamirciye kimse iş vermeyecek.

 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.