Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
ankara escort ankara escort

SİZ NE DERSİNİZ?

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 27.12.2018
  • 441 kez okundu

SİZ NE DERSİNİZ?

Derviş müritleri ile sohbet ediyorlarmış. Epey konuşmuşlar. Sohbetin sonunda Derviş müritlerine, “Siz hayat ile ilgili ne dersiniz, felsefeniz nedir?” demiş. Müritleri de “Olunca şükrederiz olmayınca sabrederiz” demişler. Dergahtan ayrılıp evlerinin yolunu tutmuşlar. İçlerinden biri tekrar dergaha dönmüş. Acaba demiş biz aynı soruyu dervişe sorsaydık ne cevap verirdi. Çalmış kapıyı, girmiş içeri. Selam verip dervişe, “Size bir soru sorabilir miyim?” demiş. Derviş de, (Tabi buyur hay hay sor bakalım” demiş. Mürit dervişe dönerek, “Sizin bize sorduğunuz soruyu ben size sorsam ne dersiniz?” demiş. Derviş gülümseyerek şöyle cevap vermiş: “Ben olmayınca şükrederim, olunca paylaşırım” demiş. İşte hayat felsefesi. İşte yaşamı anlamlı kılan veciz sözler. Bir Kâmil insan olma anlayışı.

SEVGİ DİLİ

Derler ya güzel söz yılanı deliğinden çıkartır diye. Dil son derece önemli. Ağızdan çıkan laflar mutlaka kalbe dokunmalı. Gönül çelen olmalı. Bu dili kaybettiğimizde yavaş yavaş bencilliğe gidiyor insanoğlu. Selam sabah kesiliyor, insanlar birbirlerine merhaba dahi diyemiyorsa güzel yaşamanın anlamı da kayboluyor demektir. Bakın etrafınıza. Birbirlerinin yanından selamsız bandosu gibi geçen insanlar, ya ellerinde bir cep telefonla konuşuyorlar ya da sürekli sirke satıp yürüyorlar. Belki aynı mahallede hatta aynı apartmanda oturuyorlar. Selam yok, çünkü sevgi dili kaybolmuş. Gönüllere hitap etmeyi unutmuşuz. Eskiler ne kadar da güzel söylerdi. İki gönül bir olunca samanlık seyran olur. Şimdi ortada ne samanlık var ne de seyran olma hali. Varsa yoksa nalıncı keseri gibi hep bana rabbana. Nerede kaldı derviş selamı hu. Tapduk Emre ille de edep ille de edep yahu derken önce gönül insanı olun diyordu. Kalpleri fethetmediğin hiçbir kaleyi ele geçiremezsin. İnsanın kalesi kalbidir. Güzel söz tatlı dille o kalenin tüm kapılar açılır. Bir yasemin kokusu, bir gül kokusu, bir leylak kokusu sarar etrafı. Sokağa çıktığımızda puslu bir hava ve kömür kokusu soluyorsunuz. O kömürün ağır kokusu, genzi yakan halleri insanların üstüne sinmiş ki suratlar gül pembe yerine zakkum gibi görünüyor. Belki hayat gailesi belki yaşam telaşı. Tatlı dili, güler yüzü alıp bizden götürmüş. Dün hava oldukça soğuktu ve oldukça da kapalıydı. Baktım ki gönüllerde kapanmış gibi. Selam yok, komşudan komşuya. Epey hüzünlendim, döndüm eski günlere. Sokakta insanlar birbirine sevgi ve muhabbetle selam verir, tavşan kanı çaylar birlikte yudumlanır, dostluk kahveleri birlikte içilirdi. Ey gidi günler ey dedim. Ne kadar da çabuk geçmiş o güzelim yıllar. Bu güne bıraktıklarımız tatsız tuzsuz bir dil olmuş.

BİR BABA HİNDİ

Maçlarda koro halinde Garnizon Stadının tribünlerinde bağırırdık. Bir baba hindi, hey Allah. Falan takıma bindi hey Allah. Hindinin bizdeki karşılığı tabi ki tezahüratlar değil yılbaşı sofralarını süsleyen o lezzetli etidir. Sokakta hindi mindi kalmamış. Ne yapalım, pamuklan idare edeceğiz bu yılbaşı. Eskiden mahallelerde sürüler halinde hindiler dolaşır ve bol bol satış yapılırdı. Enteresan değil mi? En hali vakti yerinde olandan hali vakti yerinde olmayana kadar herkes hindilerden alırdı. Bugün bakıyorum sokaklarda gezen hindi satıcıları yok. Aslında artık aşırı şehirleşip betonlaşma nedeniyle bahçeli evler, toprak yollar da yok. Yani hindilerin sürü halinde gezecek alanları da kalmadı. Boy gösterdikleri yerler kasap dükkanları veya büyük marketler olsa da orada da yoklar. Fiyatı epey pahalı. 200 – 300 liranın üstünde. Ee o kadar parayı verip de alacak insanlar da zaten yılbaşını evlerinde değil lüks otellerde kutluyorlar. Hindi bile sokaktan otel mutfaklarına düşmüşse vay halimize. Bir de şu yılbaşı biletlerine birkaç söz söyleyeyim. Ben bilet almam, adetim değil. Ama 1993 yılında yılbaşı bileti alıp da gazetelere röportaj veren talihlinin talihsiz öyküsünü okudum. Sakın ha yılbaşı bileti almayın diyor. Meğerse bu zamana kadar yılbaşı bileti alıp da büyük ikramiye kazananların hiçbiri iflah olmamış.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI
  1. Avatar barış günaydın dedi ki:

    Selam Nurettin bey, hemen hemen hergün sitenize bakar ve yazılarınızı keyifle okur beni eski günlere götürürsünüz. Yıllar önce Sedir Pizza da garson olarak çalışıyordum. Şimdilerde Giresun’da kamuda çalışmaktayım.
    SAYGILARIMLA. HOŞÇAKALIN.

    1. Avatar Gülay Özbatır dedi ki:

      Nurettin beyinde selamları var. çok teşekkür ediyor.

YORUM YAZ