DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Parçalı Bulutlu

SİLAH VE PSİKOLOJİ

03.01.2019
689
A+
A-

 

Oldum olası silahları ve silahlanmayı hiç sevmedim. Günümüzde kan ve gözyaşından başka bir işe yaramıyor. Bir öğretim görevlisi öğrencisi tarafından vuruldu. Üstüne üstlük babasının beylik tabancasıyla bir cinayet işlendi. O baba bir polis memuru ve belki de hayatı boyunca o silahı kullanmak zorunda kalmadı. Evladı ise öğretmen katili oldu. Bize yansıdığı kadarıyla elim hadise bir sınav esnasında vuku buldu. Bir polis memuru güvenlik amacıyla kendisine verilen silahı Rize Emniyet Müdürüne doğrulttu ve şehit etti. Bu toplumun psikolojisinin bozuk olduğunu gösteren emarelerden bir kaçı. Bir anlık öfke bastırılamayan duygular ve sonunda işlenen hiçbir haklı temele dayanmayan cinayetler. Halbuki Van’daki Polis Memuru buz gibi göle girip bir köpeğin hayatını kendi canı pahasına kurtardı. Bu asil ve ulvi davranış bizim polisimizin aslı olan ve esas olan özelliğidir. Yine bir cinayet işlendi. Bir vatandaş hayatını kaybetti. Sorun neydi, derinliğini bilemeyiz ama silah psikolojisi iyi olmayan insanların elinde bir cinayet aleti haline dönüşüyor. Ülkemizde silah için ruhsat gerekli. Herkese verilmiyor. Belli ve çok önemli şartlara bağlı. Av tüfeği almak için ise avcı olmanız lazım. Ama öyle silahlar var ki birkaç liralık para yatırıp onları elde edebiliyorsunuz. Şimdi bu silahlar neden alınır, neden satılır bunları da anlamış değilim. Düğünlerde kasalarca mermi atılıyor. Bir maç sonrası aynı, bir asker uğurlaması esnasında manzara yine aynı. Bayramlarda da namaz çıkışı kulakları yırtarcasına silah sesleri duyarsınız. Bütün bu olaylar sırasında masum insanlar hayatını kaybeder, biz ders çıkaracağımıza aynen devam ederiz. Silahla kişilik olmaz, silahla korkutmakta olmaz. Sonuçta öfke baldan tatlı olunca adına cinayet diyorlar. Önünü alamadığımız bu sorumsuzca hareketlerin son bulması için meclis çok sıkı tedbirler alıp çok önemli kanunlar çıkarmalı diye düşünüyorum. Silah iyi bir şey değil. Allah’ın verdiği canı onun iradesi dışında kimse alamaz. Bu lafı uğradığı bir suikast sonucu hayatta kalan rahmetli Turgut Özal söylemişti. Savaş halleri ve buna bağlı haklı gerekçelerin dışında silah hiçbir zaman dost değil, düşman alır. Kadın cinayetlerini görüyoruz. Geçtiğimiz yıl 440 kadın cinayete kurban gitmiş. Türkiye’de idam cezası yok. Belki psikopat ruhlu insanlar yatar çıkarım diye düşünse de idam cezası geri getirilerek sonucun böyle olmadığını görmeleri lazım. Amaç dışı kullanılan silahlara karşı en ağır caydırıcılık unsurunu mutlaka hayata geçirmeliyiz. Birilerinin sözde sevinç gösterileri bir başka ve masum bir insanın hayatına mal olmamalı.

EMEKLİNİN HAYAL KIRIKLIĞI

Günlerdir emekli ve kamu çalışanlarına bu yıl için ilk 6 ayda ne kadarlık bir zam verileceği merak konusuydu. Dün enflasyon oranları açıklandı. TÜFE’de Aralık’ta önemli bir düşüşün sonucunda da o zam oranı %10 oldu. Halbuki asgari ücret %26 oranında artırılmıştı. Hal böyle olunca da emekli aynı oranda zam hayali kurmaya başladı. Dün hayaller suya düştü, zam oranları da emekliyi tatmin etmedi. Gıdadaki enflasyonun %25’lik olduğu gerçeği dikkate alınsaydı dün açıklanan zamlar gıda enflasyonu üzerinden maaşlara yansısaydı bu oran %15 civarında olacaktı. Yarın devletin ilgili makamları bu oranın üzerinde bir rakam söyler mi bilemem. Bugün için böyle, dün yaşananlarsa hayal kırıklığından öteye geçmeyince bakalım verilen zamlar kamuoyuna nasıl yansıyacak ve nasıl yorumlanacak?

RAHMETLİ İLYAS COŞKUN

Rahmetli İlyas Coşkun bundan 7 yıl önce aramızdan ayrıldı. 40 yıllık dostluğumuz vardı. Ailece görüştüğüm çok değerli bir arkadaşımdı. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Evlerine ne zaman misafirliğe gitsek değerli eşi muhterem kardeşim Nurgül birkaç çeşit birden tatlı yapardı. Ben İlyas’a zorla baklava yedirirdim, tatlı ile arası pek yoktu ama beni kırmaz ve baklavaları birlikte götürürdük. Kalemi oldukça kuvvetliydi. Ulusal basında haberleri çıkar ve itibar görürdü. Vefalı, candan, benim her türlü pürüzlüklerime rağmen gıkını çıkarmayan, ağzını dahi açmayan gerçek bir dosttu. Yıllarımız birlikte geçti. Ama hayat böyle bir şey. Vaktin saatin gelince gidiyorsun. İşte İlyas da giderken zamanı çok erkene aldı. Genç yaşta hayatını kaybederek geride bizleri hüzünlerimizle baş başa bıraktı. Bugün eşi Nurgül, evlatları Ali Kemal, Neslihan ve Ömer Faruk o güzel adamın yokluğuna rağmen hayata tutunmayı ve sarılmayı başardılar. Rahmetli dostumu, can kardeşimi, can arkadaşımı aramızdan ayrılışının 7.yılında bir kez daha rahmetle anıyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.