DOLAR 6,1565
EURO 6,7058
ALTIN 327,1
BIST 113.425
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Parçalı Bulutlu

Atatürk ve Kadınlara Verdiği Değer

07.03.2019
311
A+
A-

Cumhuriyetin henüz ilan edilmediği yıllarda Ulu Önder Mustafa Kemal’in bir sözü canlanıyor hemen akıllarda. Atatürk:” Bir toplum, cinslerden yalnız birinin yüzyılımızın gerektirdiklerini elde etmesiyle yetinirse, o toplum yarı yarıya zayıflamış olur. Bağımsızlık ve çağdaşlaşma yolunda verilen mücadelede neredeyse 100. yıla yaklaşmaktayız. Ancak, çok üzülerek görmekteyiz ki, kadınlarımızın toplumdaki yeri arzu edilenin çok gerisindedir. Son yıllarda kadınlarımızın yaşadığı şiddet vs. de göstermektedir ki, Türk halkı olarak bir yerlerde yanlış yaptık” şeklinde konuşmuştu. Kadınların siyasi hayatta seçme ve seçilme hakkını elde etmesi, toplumsal hayatta gerçekleşen Atatürk Devrimleri’nin en önemli maddelerinden birisidir. Kadınlar siyasal haklarını ilk kez 1930 yılında Belediye seçimlerinde kullanmışlardı. O zamanlarda resmiyeti olmayan haklarından en azından bir kısmına sahiptiler.

1933 yılına gelindiğinde Köy Kanunu’nunda yapılan değişiklikle kadınlar artık muhtar ve heyetlerine seçme ve seçilme hakkına da sahip oldu.Yapılan ilk yerel seçimde, Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Demirdere köyündeseçimi kazanan Gül Esin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın muhtarı olarak tarihe geçti. Türk toplumunun diğer ülkelere kıyasla kadınlara verilen haklar ve yenilikler konusunda geri kaldığının farkına varan ve bu konu hakkında bir çözüm üretilmesini beyan eden Mustafa Kemal, 1934 yılında Ankara Türk Ocağı’nda seçkin konuşmacılar Türk kadınına da milletvekili seçilme hakkının verilmesini isteyen hararetli konuşmalar yaparlar. Sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne kadar bir gösteri yürüyüşü yapılmasına karar verilir ve hemen uygulamaya geçilir. Aydın bir kadın topluluğunun Meclis önünde yüksek sesle konuşmalarını çalışma odasında bulunan ve olayı hiç bilmeyen Atatürk haber alır. Çevresindeki milletvekillerine “Bakın bakalım hanımlarımız ne istiyorlar? Bana da bilgi getirin” der. Gidip konuyu inceleyen mebusların telaşlı halleri karşısında Atatürk: “Arkadaşlar! Kadınlarımız Meclis’te görev isteğinde haklıdırlar. Hemen kanun tasarısı için çalışmalara başlayınız” direktifini verir. Çalışmalar başlar, önce Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun 10 ve 11. maddeleri değiştirilir. 5 Aralık 1934 de kabul edilen bu değişiklikle kadınlarımıza milletvekili olmak için seçme ve seçilme hakkı tanınır. İşte Türk kadınının Türk erkeği ile tam manası ile eşit düzeye gelmesi sağlanmış olur. Olay, dünya çapında yankılar yaratır. Bir çok ileri ulusun kadını bundan örnek alma çabasına koyulur. Yenilenen genel seçimlerden sonra 1 Mart 1935 tarihinde ilk kadın milletvekillerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kendilerine ayrılan yerlerine otururlar. Bilindiği gibi Türk kadını İstiklâl Savaşı sırasında gerek cephede, gerekse cephe gerisinde tüm gücü ile hizmet vermiştir. Cephede erkekle omuz omuza düşmana karşı savaşırken cephe gerisinde de çeşitli faaliyetleri ile savaşa destek vermiştir. Bu faaliyetlere katılan kahraman kadınlarımız aynı zamanda öğretmenlik gibi bazı meslek dallarında da kendilerini kanıtlamışlardır.  Atatürk’ ün Türk kadınına beslediği sevgi ve saygı, Kurtuluş Savaşı’ ndaki gözlemleri ile iyice perçinleşmiştir. 1923 yılında Konya’ da yaptığı bir konuşmada, bu hissiyatını büyük bir içtenlikle dile getirir. “Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim, diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim.”

“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok, ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip, donanmaktır. Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacak, aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak şekilde ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”

 

 

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.