Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi meyve siparişi kurtkoy escort pendik escort escort istanbul escort istanbul kayseri escort bursa escort mersin escort bursa escort atasehir escort bayan escort kayseri kayseri escort bursa escort banko tahmin girne escort

ÖZÜR DİLERİM DE KİMDEN

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 27.03.2019
  • 608 kez okundu

ÖZÜR DİLERİM DE KİMDEN

Yaptığımız yanlışlardan kendimizi sorumlu tutuyorsak eğer özür dileyebilmek insanı yüceltir mi yoksa değersizleştirir mi?

Tabii ki yer, zaman, konu ve yaşa göre cevaplar değişebilir ama ne olursa olsun hepsinin kendine göre bir üslubu vardır.

Yaşı küçük bile olsa bir çocuğa “özür dilerim, de” diye özür dilemeyi öğretmektense, ondan yeri geldikçe, özür dilemeyi alışkanlık haline getirsek, nelere ve hangi durumlarda özür dilenmesi gerektiğini fark ettirmeden öğretmiş oluruz.

“Bir damlacık çocuktan mı özür dileyeceğim?”diyenleri duymadım desem yalan olur.

Gerçekten hatalı hissettiysek, özür dileyebilmek bana göre bir erdemliktir.

Şimdiye kadar bende sizler gibi hatalarımdan dolayı, sevdiklerimden özür diledim. Onların gönüllerini aldım.

Aldım da kimi unuttum dersiniz? Kimi, hep en sona bıraktım? Kimi “yabancı değil” diyerek yok saydım sizce? Ben değil miyim kendimi unutup, başkaları için yaşayan.

Ben değil miyim, susan, yutkunan. Tabii ki kendimi, “yabancı değil” diyerek yok saydım. Kırgınlıklarımın sebebi “BEN ” olduğumu anlayamadım.

Şimdi öğrendim, asıl üzmemem gereken kişinin “BEN” olduğunu. Sizler gibi önemli, özel, değerli ve biricik olduğumu, şimdi öğrendim.

Kimden özür dilemeliyim? Şimdi hemen “BEN”den.

Geçmişten bugüne kadar üzdüğüm her günüm için, kendimden özür dilemeliyim.

Affetmek, bağışlamaktır, özgürleşmektir, kazanmaktır. Kendimi affettiğimde özgürleşerek hayatımdaki tıkanmaları açmış oluyorum.

“Geçmişten bugüne kendimi üzdüğüm her günüm için tüm boyut ve zamanlardaki hatalarım için kendimi affetmeyi seçiyorum.

İyi niyetimi kullanmalarına izin verdiğim için kendimden özür diliyorum. Aynı yanlışlara devam ettiğim için, hayallerimi ertelediğim için, sevdiklerime fedakârlık yaparken kendimi unuttuğum için özür dilerim.

İnsanlara güvenip, kendimi üzdüğüm için, olayları büyüterek kendime sorun yarattığım için, gülmeyi ve eğlenmeyi kendim için ertelediğim zamanlar için, Kendime güvenmeyerek, hemen kendimde sorun aradığım için özür diliyorum.

Kendimde sorun bulduğumda hak etmeyecek kişilerden özür dilediğim için, kendimi geri planda tutup başkalarını öne çıkardığım için kendimden özür dilerim.

Kendime vakit ayırmadığım ve kendimi dinlemediğim için özür dilerim.

Sağlığımı ve bedenimi zorladığım için kendimden özür dilerim…

Kendimi olduğum gibi kabul ediyor, kendimi seviyor ve affediyorum. Sevgi ve mutlulukla kendimi bağışlıyorum…

Şimdi kendimden özür dilediğim için teşekkür ediyorum ve bolluk bereket içinde huzurla, sağlıkla hayatıma devam ediyorum.

Deneyimlerime destek veren herkese teşekkür ediyorum.                                                                                                                                    Kendinizden özür dileyebilmeniz dileğiyle…

Sevginiz büyüsün… (aysuazak@hotmail.com)

Özgür irade ve seçme hakkımı kullanarak, bilgece yaşamayı seçiyorum

 

Bir genç babasına sordu:
“Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknolojiye erişim yok, uçak yok, internet yok, bilgisayar yok, gösteri yok, TV yok, klima yok, araba yok, cep telefonu yok”…

Baba cevap verdi;
“Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk”

“Dua yok, şefkat yok, onur yok, saygı yok, karakter yok, utanç yok, alçak gönüllülük yok, zaman planlaması yok, spor yok, okuma yok”…

Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlar tanrının sevgili kullarıyız…

Hayatımız gerçek  bir kanıtıdır; Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık. Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik. İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık. Susadığımız zaman, şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.

Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık. Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.

 

Çıplak ayakla dolaşırdık ama  ayaklarımıza bir şey olmazdı. Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi. Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık. Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk  değil, sevgi verdiler.

Cep telefonlarımız, DVD’lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox’ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı – ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.

 

Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde  ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik. Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu. Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.

Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz. Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan  ilk nesiliz. Ve sizler yaşındayken asla var olmayan bir teknolojiyi nasıl kullanacağınız konusunda size yardımcı olabilecek kadar zeki olan da biziz !!!

SINIRLI sayıda üretildik… Bu yüzden; Bizden keyf alın, Bizden öğrenin, Hazine biziz,
Dünyadan yok olmadan  önce … Her şeyi ve herkesi sevin… Sevgiyle kalın..(alıntı)

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ