DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 23°C
Gök Gürültülü

CUMARTESİ NEŞESİ

26.04.2019
544
A+
A-

TEMEL SİNEMADA

Adamın biri sinemaya gider. Tam sinemada film başlarken önüne saçını kazıtmış biri oturur ve sinemanın ışıkları bu saçını kazıtmış adamın kafasına vurur… Arkasındaki adam bir türlü filmi izleyemez.  Adam içinden “şunun ensesine bi tane yapıştırayım” der sonra “Oğlum adam iri yarı… Ellese bile beni parçalar” diyip vazgeçerken yanına Temel oturur.. Adam Temel’e dönüp “Şu kafasını kazıtmış adamın ensesine bi tane vur sana 5 milyon verecem” der. Temel de dayanamaz adamın ensesine bi tane yapıştırır ve devam eder “Ulan Hasan sen burada mıydın” der. Adam dönüp “Ne Hasanı kardeşim” der Temel de “Pardon kardeşim karıştırdım” der ve adam önüne dönünce 5 milyonunu alır. Adam dayanamaz ve Temel’e dönüp “Kardeş bi tane daha yapıştır sana 10 milyon verecem” der. Temel bi tane daha adamın ensesine vurur ve ilave eder “Hasan sensin be yeme beni” Adam dönüp “Hasan değilim kardeşim be” deyip ön koltuklardan birine oturur.  Temel’in yanındaki adam artık filmi bırakıp bu kafasını kazıtan adamı aramaya başlar ve bulur hemen Temel’e dönüp “Bak kardeşim işte oraya oturmuş. Git ensesine bi tane daha vur sana cebimdeki tüm parayı verecem” der. Temel hemen kafasını kazıtmış adamın arkasına geçip ensesine bi tane yapıştırıp “Ulan Hasan burda mıydın, ben de yarım saattir arkadaki adamı sen sanıp ensesine vuruyorum” der…

ÇOCUK VE DEDE

Çocuk dedesi Temele sormuş:

Dede, nenem ile kaç yıldır evlisiniz? “40 yıldır evlat.” demiş dede.  Peki ama dede, ben sizi hiç kavga ederken görmedim bunun sırrı nedir?  Otur evlat anlatayım. Evlat biz ninen ile evlendiğimizde elde avuçta  bir şey yok, kimsem de yoktu. Ben neneni bizden oldukça uzaktaki

köyden aldım, nikahımız kıyıldı, benim at arabasına nenenin üç beş eşyasını attık ve bizim köyün yolunu tuttuk. Yolda benim atın ayağı sürçtü ve  tökezledi. Ben “Bu bir!” dedim. Devam ederken bir daha tökezledi, ben yine “Bu  iki!” dedim. Köye de daha epey yolumuz vardı, bizim atın ayağı bir daha  tökezleyince “Bu üç!” dedim ve çektim belimden pistolu, atı orada vurdum.  Ben atı vurunca nenen başladı bana söylenmeye.” Biz şimdi nasıl gidicez, niye durup dururken atı vurdun! Sende hiç akıl yok mu! Bu eşyaları nasıl  götüreceğiz!”

Ben de döndüm nenene “bu bir!” dedim.  O gün bugündür, gül gibi geçinip gidiyoruz işte evlat.

KAZIN AYAĞI

Timurlenk, Ankara Savaşı’ndan sonra Sivri Hisar’a gelir. Oranın kazları meşhurdur. Nasreddin Hoca’yı getirtir. Ondan fırında pişirilmiş bir kaz kızartmasını ister. Hoca kolları sıvar. Semiz bir kaz bulur. Keser, yolar, tepsiye koyup fırına yollar. Kızarttıktan sonra alır Timur’a gider. Hava çok soğuktur. Hocanın karni da açtır. Tepsideki kaz kızartmasından dumanlar çıkar. Buram buram kokusu burnuna gelir. Hoca bir yutkunur, iki yutkunur, dayanamaz. Bir budu kopartıp yer. Meğer Timur da butları severmiş. Birini bulur. Afiyetle mideye indirir. ikincisini bulamaz. Hoca’yı çağırtır. “Nerede bu kazın diğer budu?” diye sorar. Hoca hiç  tereddüt etmeden bir yalan atar: “Bizim burada kazlar tek ayaklıdır Şevketlim!” der. Timur kızar, “Haydi gidip görelim” der. Hocanın yalanını yüzüne vuracak, gereken cezayı da verecektir. Bir kupa arabasına binip Hoca’nın mahallesine giderler. Kış günlerinde kümes hayvanları tek ayakları üzerinde dururlar ya… Hoca kazların o anda öyle durduklarını görünce: “iste Sultanim! Demin söylediğim gibi… Bizim burada kazlar tek ayaklıdır!” der. Tam o sırada yanlarından bir davulcu geçiyormuş. Timur ona kazları ürkütmesini emreder. Davulcu, şaşkınlıktan hayvanların üzerine tokmağını fırlatır. Tabii kazlar iki ayaklı olup kaçarlar. Timur Hoca’ya döner: “Bre Hoca sarığından utanmaz misin? Huzurumuzda nasıl yalan söylersin?” diye gürler. Hoca son derece pişkindir. Hiç  istifini bozmaz. Ve ona su cevabi verir: “Kızma Sultanim! O tokmağı sen yeseydin dört ayaklı olurdun!..” der.

YÖNETİCİ

Büyük bir şirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün New York  üzerinde balonla dolaşmaya çıkar. Aksilik bu ya, pusulasını aşağıya  düşürür ve kaybolur. İnmek için uygun bir yer ararken bir gökdelenin  tepesinde sigara içen bir adam görür ve alçalır.

“Pardon. Ben neredeyim acaba?” diye sorar. “Yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içindesin” der adam.  Yönetici sinirlenir:

“Sen mühendissin değil mi?” diye sorar.

“Evet.” der adam. “Nereden bildin?”

“Çünkü başım belada ve sana bir soru soruyorum. Verdiğin cevap 100%  doğru fakat hiç bir işime yaramıyor.” Aşağıdaki adam sorar bu sefer:

“Sen de yöneticisin değil mi?”

“Evet sen nereden bildin?”

“Çünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun içinde kaybolmuşsun.  Pusulan yok, berbat durumdasın. Fakat bu şimdi benim suçum oldu.”

 

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.