Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
dedektiflik dedektif istanbul escorts istanbul escort istanbul escort bayan webmaster forum adult forum beylikduzu escort ankara escort ankara travesti istanbul travesti istanbul eskort antalya escort gaziantep escort bursa escort eskişehir escort bursa escort tuzla escort escort bayan bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi meyve siparişi kurtkoy escort pendik escort escort istanbul gaziantep escort istanbul escort escort bayan escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort bursa bayan atasehir escort bayan escort kayseri escort bayan kayseri escort anadolu yakasi escort bayan bursa escort banko tahmin escort girne escort uşak escort gölcük escort escort gölcük bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort

ADANA YOK İRAN VERELİM

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 23.05.2019
  • 213 kez okundu

Ne günlere kaldık Yarabbi demekten başka bir şey demek gelmiyor elimden. Birkaç gün önce bir arkadaşın annesi telefon açıp karpuz istemiş. “Ağabey hemen manava gittim normal büyüklükte bir karpuz aldım, 56 lira ödedim.” Ben bu nedir arkadaş bu nasıl karpuz dedim, güldü. Ee bizde de anne var. Karpuz çıkmadı mı oğlum dedi. Ben de bir tane yol kenarından aldım, normal büyüklükte 35 lira ödedim. Önce karpuz Adana mı dedim. Yok, ağabey İran dedi. İran’dan karpuz mu olurmuş. Ne tadı ne rengi olur deyince karpuzcu ben bir tane eve götürdüm güzel çıktı dedi. Akşam şöyle bir tadına baktık. Nerede bizim Adana’nın, Diyarbakır’ın kütür kütür karpuzları. Kardeşim karpuzu ithal etmek zorunda mıyız? Almasak yemesek ne olur? Alanlarda zaten para hesabı yapmayanlar. Millet bakıp geçiyor. Cukkası sağlam olanlar alıp yiyor. Bir kere toprak ve iklim şartları bize uygun değil. Üstüne üstlük bu kadar pahalı da karpuz olur mu? En fazla bir ay sonra fiyatı bir buçuk iki liraya düşer. Üstüne üstlük bizim karpuzlar. Al doya doya ye. Hem leziz hem nefis. Bunu derken tabi şu karpuzlara da kabak aşılanmasını doğru bulmuyorum, gıcık oluyorum. Karpuz karpuz gibi olmalı. Şu nimetlerin genetiğini değiştirmenin ne anlamı ne manası var. Ayıptır yazıktır günahtır. Patatesi soğanı alırken soruyoruz yerli mi ithal mi diye. Böyle şey olur mu ya. Bu ülkede patatesin de soğanın da tarlası. Sarımsak bile Çin’den gelir mi kardeşim. Bu memleket sarımsağın tarlası. Hal böyle olunca pazardaki satıcı da, çarşıdaki satıcı da Adana yok İran verelim der. Bu işi düzeltmek mecburiyetindeyiz. Bizim her şehrimizin farklı özellikleri ve bitki örtüsü var. Kiminde kavun karpuz kiminde limon portakal kiminde patates soğan kiminde elma armut kiminde incir muz say say bitmez. Dolayısıyla her şehir hangi ürün toprağına yakışıyorsa bunları bol bol üretmeli ve o üretimin yolu da mutlaka açılmalıdır. Seralar bence halka değil ihracata belli ölçüde turizm bölgelerindeki büyük otellere hizmet etmeli. Ama ben domatesi tarladan yemek isterim. Çilek tarladan olsun. Kiraz, dut dalından. Arpa, buğday ovalardan gelsin. Dışarıdan almak zorunda kalmayalım. Genetiği değiştirilmiş ürünleri ise hele hele hiç kullanmayalım. Şimdi soruyorum size. Adana yok İran verelimden çıktık limon, portakal, fasulye, nohut, domates, bibere geldik. Bunların hepsi bu ülkede yetişiyor. O zaman büyük bir tarım seferberliği başlatarak Türkiye’yi 80’li yıllarda olduğu gibi kendi kendini doyuran ülkeler sınıfına dahil edebiliriz. Bereket fışkıran bu topraklar bizim ebedi yurdumuz olduğuna göre benim kafamda milyonlarca kafayla devlet ebet müddet anlayışında olduğuna göre yerli ve milli şart. Bak okullarda biz şunu derdik. Yerli malı haftası düzenlenirdi. Sloganımızda yerli malı yurdun malı, her Türk onu kullanmalıydı. Bu böyle olmalı.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ