DOLAR 8,2757
EURO 9,6697
ALTIN 497,23
BIST 10,7120
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 23°C
Gök Gürültülü

Nerede o eski Ramazanlar? TURAN DUMLU ANLATIYOR

Nerede o eski Ramazanlar?  TURAN DUMLU ANLATIYOR

Nerede o eski Ramazanlar?

TURAN DUMLU ANLATIYOR

İlçemizin tanınmış isimlerinden olan Derman Eczanesi’nin sahibi Turan Dumlu eski ramazanları anlattı. Eski ramazanlarda sevginin ve saygının daha çok hakim olduğunu ifade eden Ecz. Turan Dumlu, “O günleri dört gözle arıyoruz” dedi.

Dumlu, “Ramazanlarımız çok keyifli geçerdi”

Önceden Ramazan aylarını büyük bir heyecanla beklendiğini ifade eden Ecz. Turan Dumlu, “ Hem eski Ramazanları arıyoruz hem de eski bayramları arıyoruz. Eskiden Ramazan Ayını iki üç ay önceden dört gözle beklerdik. Ramazanlarımız çok keyifli geçerdi. Ben ilkokuldayken oruç tutmaya başladım. İftar soframızda Allah ne verdiyse güzel sofralar kurulur büyük bir heyecanla ezanın okunmasını beklerdik. Sahurlarımız yine çok güzel geçerdi. Kalabalık bir ailede büyüdüm. 10-15 kişilik nüfusumuz vardı ve sahurlarımızda çok keyifli geçerdi. Her gece 2 civarında davul sesiyle uyanırdık. Annemiz ve evdeki bayanlar sahur sofrasını hazırlar ve bizleri kaldırırlardı. Sahurumuzu yapar ve yatardık. Yarı uykulu yemek yemeye çalıştığımız için her sahur yemeğimiz çok keyifli geçerdi. Ramazan Ayıyla ilgili çok güzel bir anım var; ben çok küçükken oruç tutmaya başladım ve annem iftarda yemem için gündüzden cebimize fındık fıstık gibi kuruyemişler koyardı. O cebimizde dolaşırken ben dayanamayıp o kuruyemişlerin bir kısmını yemiştim. Böyle güzel bir hatıra kaldı bende. Yine bayramlarımız çok güzel geçerdi. Akrabalarımızı ziyaret ederdik. Şeker torbalarımız vardı ve biz ev ev gezerek şeker toplardık. Bazı akrabalarımız bize şeker yerine para verirdi. Bir teyzem bana o zamanın parasıyla kâğıt 2 buçuk lira vermişti. Aradan kaç sene geçti ama o aldığım parayı hala unutamıyorum” dedi.

“Bayram demek barış demekti, kardeşlik demekti”

Ramazan Ayı kadar bayramları da çok büyük bir heyecanla beklediklerini ifade eden Dumlu, “Çocukluğumda bayramlarda büyük bir heyecanla beklenirdi. Çünkü bayramlarda yeni kıyafetler ayakkabılar alınırdı. Alacağımız ayakkabıları bizim memlekette bir ayakkabıcımız vardı. Babam ile birlikte gider beğenirdik. O aldığımız yeni ayakkabıları yatağımıza alır öyle yatardık. Dört gözle ertesi gün giymeyi beklerdik. Bayram günü babam memleketin tanınmış insanlarından olduğu için gelen giden olurdu. O günleri gerçekten dört gözle arıyoruz. Sevgi vardı, saygı vardı. Bayram demek barış demekti, kardeşlik demekti. Küs olanlar barışırlardı. Küçükler muhakkak büyüklerin bayramını kutlardı, elini öperdi. Şimdi bakıyoruz bayram olunca herkes tatile gitme derdinde. Bayramlarda özelliğini yitirdi. Hem dini bayramlar hem de ulusal bayramlar özelliğini yitirdi.  O eski günleri, o hoşgörülü günleri, sevginin saygının olduğu günleri çok çok arıyoruz. Biz büyüğümüzün yanında bacak bacak üstüne bile atmazdık. Ben şu anda 67 yaşındayım ve benden 3-5 yaş büyük birinin yanında hala bacak bacak üstüne atarken tereddüt ederim hatta atamam.  Biz çünkü bu şartlarda yetiştik ve yıllar geçse de bu alışkanlıklarımızı bırakamıyoruz” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.