Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
istanbul escort istanbul eskort escort istanbul escort bayan bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi meyve siparişi kurtkoy escort pendik escort escort istanbul istanbul escort istanbul eskort antalya escort travesti istanbul travesti ankara travesti eskişehir escort bursa escort tuzla escort gaziantep escort istanbul escort eskişehir escort bursa escort tuzla escort bursa escort escort istanbul kayseri escort bursa escort mersin escort bursa escort bursa bayan atasehir escort bayan escort kayseri escort bayan kayseri escort anadolu yakasi escort bayan bursa escort banko tahmin girne escort

SEN HEP BÖYLESİN

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 02.05.2019
  • 386 kez okundu

SEN HEP BÖYLESİN

İnsanları sadece gödüklerimiz kadarıyla değerlendiririz, öncesini ve sonrasını bilmeden. Elde ettiğimiz dünya görüşümüzle, kendi deneyimlerimizle hemen anlamlar yükleriz. Sonra da yalan yanlış, sesli ya da sessiz kolayı veririz.

Bazen her şey göründüğü gibi değildir. Ne var ki bizler gördüğümüze bir anlam yükler, doğru mu yanlış mı demeden ya genelleriz ya da sileriz. Olmadı mı, konuyu çarpıtıveririz.

Hiç düşünmeyiz, bir deneyimle, tüm deneyimler nasıl açıklanabilir?

meta model dediğimiz dil kalıplarını, bu deneyimleri su yüzüne çıkarmak için kullanırız.  “Kime göre, neye göre?” , “Eğer yaparsanız ne olur?” , “Tam olarak nasıl anladın?” gibi sorularla gerçek anlamları ortaya çıkarırız.

Genelleme yaparken bir tecrübeden yola çıkar her zaman aynı olacakmış gibi bir düşünceyle değerlendiririz. Bunu da yıllar içinde alışkanlık haline getirir genelleme yaparız. “Sen hep böylesin.” diyerek hiç şans tanımadan o kişiyi kodlamış oluruz. Aslında her zaman öyle değildir.

Silme yaparken de kendimizce bazı bölümlerin anlaşılacağını düşünerek eksik bilgi verir, boşluklar bırakırız yani bazı bölümlerini silmiş oluruz.  Dinleyici de ama doğru ama yanlış bu boşluklara kendi algısına göre eklemeler yaparak tamamlamış olur.

Başkasının düştüğü durumdan kendimizi sorumlu tutar ya da meydana gelen durumda etki tepki ilişkisi kurarız.

Örneğin, karşı cinsten bir arkadaşımıza her karşılaştığımızda hatır sorar, tebessümle yaklaşır, bir şeyler içmek isteyip istemediğini sorar ya da anlatmak istediğinde her zaman dinleyebileceğimizi söylersek, o da sadece kendine yapılmış özel bir ilgi olarak düşünüp çarpıtır.

Oysa bu kişi özünde sevimli, samimi, yardım sever biridir ve herkese aynı davranır.  İşte, kendince kurduğu etki tepki ilişkisiyle boşlukları doldurur, ona bağlanır.  Buna benzer pek çok iletişim örnekleri verilebilir.

Kimleri sildiniz yaşamınızdan? Kimleri genelleyerek kodladınız?

Hangi konuları çarpıtıp, kendi senaryolarınızla insanlara roller yüklediniz?

Hepimiz siler, geneller ve çarpıtırız.  Bunu unutmamak gerek.  Aslında bizim düşündüğümüzle hiç alakası olmayan bir gerekçeye sahipken, biz insanları ya da durumları kendi deneyimlerimizle, belki de o konuda hiç deneyim olmadan genelliyor, çarpıtıyor, silebiliyor olabiliriz.

Olumlu genellemeler ile mutlu edin, Silmeler sizi mutlu etsin,

Çarpıttığınız konulara dikkat edin ki kimse zarar görmesin. (aysuazak@hotmail.com)

Sevgiyle kalın..

İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar, tabii insan kılığında. Akşam olmuş, Şehrin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak almışlar.

Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp ʺ Geceyi burada geçirebilirsiniz.ʺ demişler.

Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa, duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek, ʺ Niye yaptın bunu?ʺ diye sormuş merakla. ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildir. ʺ demiş yaşlı melek yavaşça.

Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleriymiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış.

Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın “Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız.ʺ demiş.

ʺ Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.ʺ demiş. Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar.

Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş. ʺ Bunu nasıl yaparsın? Bu kadar iyi insanların yegâne servetinin ölmesine nasıl izin verirsin?

Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar. İneklerinin ölmesine göz yumdun?ʺ

ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatʺ demiş yaşlı melek gene.

ʺNasıl yani?ʺ diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek. ʺHer şey her zaman göründüğü gibi değildir evlatʺ demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış:

ʺİlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hak etmemişlerdi.

Çatlağı kapayıp onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim.

Her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur.

Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın. (alıntı)

 

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ