DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 37°C
Sıcak

ÜRETİM EKONOMİSİ

30.06.2019
661
A+
A-

Hatırlayanlar bilir. 12 Eylül öncesinde o dönem MHP’nin ağır toplarından olan Agah Oktay Güner, iki kitap yayınlamıştı. Birinin adı tüketim ekonomisi, diğerinin adı verim ekonomisiydi. Bugün buna biz üretim diyoruz. Ön plana çıkarmamız gereken konu bu. Ürettiğinden fazla tüketerek yola devam etmek mümkün değil. Dünyanın hiçbir ülkesinde tüketerek büyüyen bir devlet göremezsiniz. Bugün 63 yıldır dokunmadığınız yedek akçeyi hazineye devretme yolunda bir adım atıyorsak tüketimin üretimden fazla olduğunu görüyoruz demektir. Türkiye son yıllarda çok şeyler yaptı. Ama yapamadığı şeyler bizi bu noktaya getirdi. İstanbul seçimlerinden sonra önümüzde 4 yıllık kesintisiz bir icraat dönemi yaşarsak seçim konuları gündeme hiçbir şekilde gelmezse Türkiye alacağı çok önemli tedbirlerle her alanda üretimi teşvik ederek birçok alanda da iktisat ekonomisi uygulayarak dengeleri oturtabilir. Eğer ihracatınız ithalatınızın üstünde seyretmiyorsa ve uzun yıllardır bu döngüyü kıramıyor, tersine çeviremiyorsak durum hala tüketen bir toplum olduğumuzun göstergesidir. Tarım, hayvancılık gibi daha önce bize büyük ihracat gelirleri kazandıran bu çok önemli kalemlerde 80’li yılların kendi kendini doyuran dünyadaki yedi ülkeden biri olma sıfatını 4 yılda yakalamalıyız. Yerli ve milli bir yapılanma ve anlayış içerisinde bu iki önemli konu üzerinde yoğunlaşmalı ve başarmalıyız. Türkiye aynı zamanda etrafına baktığımızda konjonktürün hep bizim üzerimize odaklandığını görüyoruz. Irak ve Suriye’deki karmaşa bize oldukça fazla yansıdı. Yine İran, Rusya, Yunanistan gibi ülkeler biliyoruz kendi menfaatleri doğrultusunda bize yakınlaşıp uzaklaşabilirler. Okyanusun ötesindeki Amerika ise Türkiye’den hiç vazgeçmiyor. Bunun nedeni zayıf bir Türkiye’nin dışa bağımlı bir Türkiye’nin her zaman kendileri için bir avantaj oluşturacağı düşüncesidir. NATO kurulduğu günden bu yana 70 yıllık müttefikimiz olmasına rağmen her türlü karışıklığın, olumsuz hareketin ve Türkiye’yi çökertme planlarının ardında gelmiş geçmiş ABD yönetimleri yatıyor. Dünya coğrafisi üzerindeki tüm İslam ülkeleri arasında laiklik anlayışıyla yoluna devam eden, en modern ve en güçlü olan Türkiye tabi ki dış dünyanın, emperyalist güçlerin büyümesini istemediği bir ülke olacak. Bunları artık hepimiz biliyoruz. Sokaktaki sade vatandaştan, devletin en üst kademesindeki insanına kadar herkes bu gerçeğin farkında. O halde zaman Türkiye’yi seçime sürükleme zamanı değil, zaman tüketim ekonomisinden üretim yani verim ekonomisine geçme zamanıdır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.