Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
dedektiflik dedektif istanbul escorts istanbul escort istanbul escort bayan webmaster forum adult forum beylikduzu escort ankara escort ankara travesti istanbul travesti istanbul eskort antalya escort gaziantep escort bursa escort eskişehir escort bursa escort tuzla escort escort bayan bursa escort escort beylikdüzü teknim alarm sistemi meyve siparişi kurtkoy escort pendik escort escort istanbul gaziantep escort istanbul escort escort bayan escort istanbul kayseri escort mersin escort bursa escort bursa bayan atasehir escort bayan escort kayseri escort bayan kayseri escort anadolu yakasi escort bayan bursa escort banko tahmin escort girne escort uşak escort gölcük escort escort gölcük bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort

FIKRALAR

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 16.07.2019
  • 124 kez okundu

İYİ DOKTOR

Kadının beşinci kocası ağır hastalanmış. Adam korkunç ağrılar içinde kıvranırken kadın telaşla söylenmiş :

-Hemen gidip bir doktor çağırayım!

Kocası :

-İyii ama, demiş, bari doğru dürüst bir doktor çağır. İyi bir doktor olduğundan emin misin?

Kadın :

-Emin olmaz olur muyum, demiş. Ölen kocamı da aynı doktor tedavi etmişti!…

JEAN CLAUDE VAN DAMME

Temel bir gün uçakla Amerika’ya gitmiş çok yorgun olduğu için bir otele yerleşmiş ve uyumaya koyulmuş. Fakat tam uyuyacakmış ki yandaki daireden müthiş bir gürültü ve müzik sesleri gelmiş. Temel dayanamamış, duvarı yumruklayıp: – “Kimsin ulan! Uyumaya çalışıyoruz, bu ne gürültü”, diye bağırmış. Karşı daireden tek ses: – “Jean Claude Van Damme!” Temel yine bağırmış: – “Gelirsem dördünüzünde bacaklarını kırarım!”

JİP DE YOKSA

İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp: – “Atladıktan bir süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin, paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin, sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak; sizi karargaha geri götürecek.” Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışlar.. Tık yok. Biraz da korkuyla sol taraftaki iplere asılmışlar, paraşütler yine açılmamış… Çok sinirlenen asker: – “Bu komutanın hiçbir dediği çıkmıyor; dur bakalım, aşağıda jip de yoksa o zaman görüşürüz onla!”

BEN SÖZÜMDEN DÖNMEM

Bir gün Hoca’ya bir komşusu sorar.

– Hoca’m, sen kaç yaşındasın?

Hoca ak sakallarını sıvazlar.

– Kırk yaşındayım.

Komşusu hemen itiraz eder.

– Nasıl olur Hoca’m?

On yıl önce de aynı şeyi söylemiştiniz,

deyince Hoca gülümser.

– Bak komşum sözünden dönmek bize yakışmaz.

Sen bu soruyu on yıl sonra yine sor.

Göreceksin aynı cevabı vereceğim.

Ben sözümden dönmem, der.

VASİYET ETMİŞ

Bir gün Nasrettin Hoca, karısına,

– Bak Hatun, size vasiyetimdir.

Öldüğüm zaman beni baş aşağı gömün!

Tam mı, der.

Karısı şaşırır.

– Bu ne biçim vasiyet Hoca?

Niye baş aşağı gömülmek istiyorsun, diye sorar.

Hoca kendisinden emin bir şekilde,

– Niye olacak.

Yarın kıyamet koptuğunda her şey alt üst olacak.

İşte o zaman ben dosdoğru kalkarım, cevabını verir.

HEPSİNİN TADI AYNIDIR

Nasrettin Hoca,

bağdan topladığı üzümleri eşeğine yükler.

Evine giderken yolda çocuklar peşine takılır.

– Hoca Efendi bize de üzüm verir misin, dedikleri zaman Hoca çocuklara bakar.

Bu kalabalık çocukların her birine bir salkım verse, üzümler bitecek.

Tutar, her birine bir tane üzüm verir.

Çocuklar sızlanmaya başlar.

– Ama Hoca efendi, çok az verdin.

Nasrettin Hoca:

– Canım niye ısrar ediyorsunuz. Ha bir tane ha on tane ne fark eder.

Nasıl olsa hepsinin tadı aynı değil mi, diyerek gider.

YAĞMURDAN KAÇIYORUM

Yağmurlu günde Hoca pencerenin kenarında otururken.

Yağmurda ıslanmamak için kaçan bir komşusunu görür.

Pencereyi açarak, – Çok yazık, sana hiç yakıştıramadım.

İnsan hiç Allah’ın rahmetinden kaçar mı, diye seslenir.

Onu duyan adam utanarak yavaş yavaş yürümeye başlar.

Tepeden tırnağa kadar ıslanır.

başka gün Hoca dışarıdayken yağmur yağmaya başlar.

Hoca evine doğru koşarken komşusu pencereden seslenir.

– Heyy Hoca’m ayıp değil mi? Allah’ın rahmetinden niçin kaçıyorsun?

Hoca kendisinden emin koşarken şöyle der:

Ne diyorsun komşum. Ben rahmetten kaçmıyorum.

Tam tersi yere düşen rahmeti çiğnememek için koşuyorum.

HIRSIZIN ARDINDAN

Bir gece Nasrettin Hocanın Evine hırsız girer.

Adam eline geçen her şeyi torbasına atarak evden çıkar.

Hoca her şeyi görür.

Hemen eline birkaç eşya alarak hırsızın peşinden gider.

Sonunda hırsız kendi evine gelir.

İçeri giren hırsız, Hocayı arkasında görünce şaşırır.

– Sen kimsin, burada ne işin var?

Hoca cevap verir.

– Biraz önce bizim evdeki her şeyi topladın. Yoksa bu eve mi taşındık?

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ