Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
ankara escort ankara escort

YAŞAMA SEVİNCİ

Aysu Azak
Aysu Azak
  • 04.07.2019
  • 610 kez okundu

Tam kırk yıl olmuş, yaşam sevincimizi paylaştığım arkadaşlarımla birlikteliğimiz. Yazının adı da buradan çıktı. Sevgili arkadaşım Sema Erdem, sohbetin sonuna doğru “yaşama sevincimiz hiç bitmesin kızlar” dedi. Hiç bitmedi, onlarla kırk yıldır da devam ediyor.

Hala yaşama sevincini içimizde yaşıyorsak ne mutlu bize. Yaşadıklarımız her neyse, bize göre önemli. Sonuçta hepimiz kendimize göre bizi üzen bir şeyler yaşıyoruz.

Ne biz başkalarının üzüntüsünü ya da sevincini küçümseyebiliriz ne de başkaları bizim yaşadıklarımızı küçümseyebilir, saygı duymaktan başka.

( Tam bu nokta da bizde eşimin yaşama sevincini ayakta tutacak 15 günlük hastane sürecinden geçtik.

Bu süreçte Noroloji Prof. Dr. Pervin Kutluay İşeri’ ye ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz. 

Ayrıca angio işlemi sırasında balon ve stent takma işlemini başarıyla gerçekleştirdiği için Radyoloji Prof. Dr. Ercüment Çiftçi hocamıza gösterdikleri ilgi ve özene ailece teşekkürlerimizi sunarız. Beraberinde  Dr. Öğr. Üyesi İsa Çam ve Özgür Çakır doktorlarımızın emeğine ve güler yüzle yaklaşımlarına da teşekkür ederiz. Yolları açık olsun.

Eşimin tedavisi sırasında ilgili birimlerle iletişimi sağlayan ve takip ederek sonuçlandıran, hastaları ve hasta yakınlarını saygıyla ve ilgiyle dinleyen, sabırla sorularını cevaplayan güler yüzlü servis doktorumuz, Noroloji Araştırma görevlisi Dr. Yiğit Can Güldiken’e de çok teşekkür ederiz, onun da yolu açık olsun iyi ki bizimleydi.

Ayrıca Noroloji servisindeki hemşirelerimize ve personele yaklaşımlarından dolayı teşekkür ederiz. )

Bütün mesele yaşadıklarımızı büyütmeden yaşama sevincimizi içimizde büyütebilmektir. Buna sebep olanlara da gönül dolusu sevgiler…

Şimdi sizlere sorsam çoğunuz bir sıkıntınızı, üzüntünüzü düşünmeden söylersiniz de    “Yaşam sevinciniz nedir?”  desem, bir durup düşünürsünüz. Aslında  yaşama sevincimiz her şey….

En çok da aldığımız nefes. Aldığımız her nefes yaşama sevincimizdir. Verebiliyorsak eğer bu da sevincimizin devam ettiğidir.

Arkadaşlarımızın değerini bilmek, onlarla bu sevince ortak olmaktır, yaşam sevinci. Sağlığına özen göstermek kadar kendini de sevmektir. Kendini geliştirmek, yeniliklere açık olmaktır. Kuşların cıvıltısını duyabilmek, karıncaların bitmek tükenmek bilmeyen enerjilerini seyredebilmektir.

Bir çocuğun ağladıktan sonraki gülüşünde, yaşamın hala sevinilecek bir yanı olduğunu görebilmektir. Yüreğinin götürdüğü yere gidebilmek, o yerin kıymetini ve önemini anlayabilmektir.

Hayatın içindeysen sevinmen gerek. Bu sevinci yaşaman gerek. Onca kalabalığın içinde yalnız hissediyor olsan da o kalabalığın içinde olduğuna şükretmen gerek. Ya hepten yalnız olsaydın?

Aslında elimizdekilerin kıymetini, elimizdeyken bilmek gerek.

İşte yaşama sevinci tam da bu noktada değil mi?

Sahip olduğumuz güzelliklerde.

Bir yudum suda, bir lokma ekmekte, bir çift tatlı sözde ya da birlikte içilen bir fincan kahvede,

Bu güzelliklerle sevincimiz artmıyor mu?

Hele bir fincan kahvenin hatırını saydığınızda nasıl da bir keyfin, mutluluğun tadıdır, yaşama sevinci.

Mis gibi dumanı tüten bir kahvenin kokusunda yaşama sevincinizi içinize çekin ve kahvenin o dayanılmaz tadıyla hep mutlu ve hep sevgiyle kalın..

 Vaktiyle İstanbul’da Yemiş İskelesi’nde bir kahveci vardır… Kahvesine bir gün bir Yeniçeri gelir ve şöyle der;

– Hey arkadaş!. Hep müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kâfire yapma (Köşede oturan Rum gemi kaptanını işaret eder).

Kahveci herkese kahve yapar verir ve ardından iki kahve alıp Rum’un yanına oturur.

“Biz de seninle içelim” der.

Yeniçeri; “Heeyy!.. Ben sana o kafire kahve yapma diye tenbih etmedim mi?” diye çıkışınca kahveci “Kaptana yaptığım kahve senden değil, ocaktandır ağa!” cevabını verir.

Eminönü Yemiş İskelesi (1903) 

Kahveci Esir Düşer

Aradan zaman geçer. Sisam Adası’nda büyük bir isyan baş gösterir.

O zamanın Üsküdarlı kahvecisi de Yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş ve esir düşmüştür.

Sisam’da asi Rumlar, ele geçirdikleri Türk esirleri bir meydanda müzayede ile satar.

Yemiş İskelesi’nin kahvecisi de esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılır.

Bir Fincan Kahvenin Hatırı

İstekliler kaç kişi ise karşılarına dizilip, bekleşirler. O sırada tepeden tırnağa silahlı bir Rum gelir.

İlk, bir paradan başlar. Bir anda beş paraya, on paraya kadar çıkar.

Sıra kahveciye gelince o silahlı adam yekden, “Beş kuruş!” diye bağırır.

Arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarır.

Kahveci, “Beni beş kuruşa aldığına göre kim bilir ne gibi işkencelerle öldürecek!?..” diye düşünür.

Issız bir yerde o silahlı Rum, “Korkma! Sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım. Hani bir Yeniçeri bana hakaret ettiği zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden Yemiş İskelesi’ndeki kahveci değil misin?” der ve kucaklaşırlar.

Bir fincan kahvenin hatırını orada görülür.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ