DOLAR 7,2477
EURO 8,6274
ALTIN 479,49
BIST 9,5818
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Az Bulutlu

ŞEYH KİM? MÜRİT KİM?

26.08.2019
311
A+
A-

Derler ya, şeyhin kerameti kendinden menkul olmaz. Demek ki birilerinin şeyh demesi lazım ki mürit olsun. Bu her alanda böyledir. Laf yapmayı iyi bilip, ortada çözüm yoksa onun adına lafı güzaf derler. Ben giderim o gider yanımda tin tin öter. Cahil zanneder ki ben şeyhim tin tin ötüp peşimden gelende mürit. Aslında gelenin bir baston olduğunun farkında bile değildir. O halde herkes ne olduysa o olmalı. Tarkan’ın şarkılarında söylediği gibi, “Başkanı olma kendin ol, böyle daha güzelsin.” E bakıyorsun kimi hep başkası olma peşinde. Hayali bu. Millete bakıyorsun onu hiç başkası gibi görmüyor. Bir karşılığı yok. Aldırımı yok. Durduğu yerde debeleniyor, kimsenin haberi yok. Çünkü millet bunlarla ilgilenmiyor. O doğru bildiğini görüyor doğru bildiğini işitiyor, doğru bildiğini okuyor. Sen ne yaparsan yap hikâye. Deveye sormuşlar boynun neden eğri büğrü diye, ‘Nerem doğru ki?” demiş. E arkadaş o halde futbolcu değilsen oynuyormuş gibi yapma. Edebiyatçı değilsen, şiir yazıyormuş gibi, roman yazıyormuş gibi yapma. Git yeteneklerini içindeki ne varsa ona göre kullan. Basket potasını görünce hepimiz heyecanlanırız. Ama o topa yakışan Kerim Abdül Cabbar’sa bırak da o işi onun gibi insanlar yapsın. Bilmem belki sen iyi makinacısın, belki iyi garsonluk yaparsın, belki iyi mısır patlatıp belki iyi tıraş yapanlardansın. İlle de şeyhim diye tutturduğun zaman mürit yoksa ortada belli ki yağcılar yağdanlıklar vardır. O halde aslın ol. Sonuçta hepimiz biliyoruz ki her şey aslına döner. Katranı kaynatmakla olmaz şeker, cinsine tükürdüğüm cinsine çeker. Bizimkisi bir adem masalı. Bilmem nasıl anlatmalı. Küçük bir çocuk oyuncağını kaybetmiş ağlıyordu. Ondan biraz büyük ablası şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi diye tempo tutunca minik yavru o şeytanı görürsem taş atacağım dedi. Kabe’ye Hac için gidenler şeytan taşlarlar. Lakin biliyoruz ki şeytan kılığında nice siluetler vardır. Asıl taşlanması gereken belki de onlardır. Sonuçta elinde tuttuğunun baston olduğunu bileceksin. Eğer hava güneşliyse bastonla her yürüdüğünde sadece tin tin sesi gelmez. Bastonun gölgesi de vurur yollara. Ama bilin ki o mürit değil sadece bastondur.

Vuracasın oni…

Temel, kendisinden ayrılacağını söyleyen nişanlısı Fa- dime’ye çok fena kızmıştı. Barışmak için nişanlısıyle geziye  çıkan Temel, bir süre sonra sorar:- Anladum, artuk beni sevmeysın. Peki, kimi seveysın, nerede oturıyi? Fadime, Temel’in niyetini yorumlar; Diyeyim da gidup vur oni, oyle mi? Temel, hiç oralı değilmiş gibi ayrılmak isteyen nişanlısını yanıtlar: – Habua bak… Niye da öldüreceğum. Nişan  yüzuklerımi satacağum ona…

Baa tenzilat yok midur?

Temel, son işlediği suçtan ötürü yargılanıyordu. Hakim,  son duruşmada Temel’in daha önceki suçlarından ötürü yasa  gereği bu kez katlamalı ceza vereceğini öğrenen Temel mah- keme zabıt katibine “Dur… Dur!…” dedikten sonra hakime  sordu: – Hakim beycuğum… Güya ben hbaburanun  kıdemlisiyım. Baa tenzilat yapmayıp da kime yapaca- sun doğrisi merak edeyrım…

Hep beraber

Mahkemede Temel’in kimlik tesbiti yapılıyordu. Hakim  sordu: – Nerede oturuyorsunuz? Gardaşumla beraberuz hakim bey. Kardeşin nerede oturuyor? Bubamla beraber.Hakim öfkelenmişti: Be adam, peki baban nerede oturuyor? Temel, çaresizlik içinde ellerini açar: – Lafimu anlatamadum herhalde hakim bey, hep birlukte oturuytuk daa…

Kimin içinin yandığı belli

Nasreddin Hoca’yı çok cimri komşularından birisi yemeğe çağırmış. Sofraya oturmuşlar. İki kişilik servis için ortaya dört adet zeytin, iki haşlanmış yumurta, bir tutam tuz, iki dilim ekmekle su getirmişler. Yemeğin üstüne bir kaşık bal ikram etmeyi düşünen ev sahibi her nasılsa bal çanağını sofranın altına koymuş.Bunu gören Hoca, çanağı sofraya koyduğu gibi başlamış ekmeksiz atıştırmaya.Ev sahibi bakmış ki balı tükeniyor ; – “Hocam” demiş, “ekmeksiz yersen için yanar.”Hoca aldırış etmeyip balı yemeye devam ederken seslenmiş;- “Kimin içinin yandığı belli.”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
26 Eylül 2016
31 Ekim 2018
2 Ocak 2016
27 Eylül 2017
17 Ekim 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.