Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
gaziantep escort bursa escort, eskişehir escort, escort bursa, kocaeli escort, izmit escort, bursa escort ankara escort IP Stresser booter

DENSİZ ÜLKELER

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 17.10.2019
  • 228 kez okundu

DENSİZ ÜLKELER

Hani derler ya, kış kıştır puşt puştur, al sana Avrupa, en küçük bir fırsatta Türkiye’ye nasıl puştluk yaparım, onun hesabında. Türk düşmanlığı Avrupanın ciğerine işlemiş,kendilerini medeni zannederler, Ruanda da katliam yaparlar,bunun adı Fransa. İngilizler ortadoğu da harita çizerler, demokrasi derler. Fransız’ı ,Alman’ı hepsi aynı kafadan. Biz ne yapıyoruz, terör koridorunu ülkemizin ali menfaatleri için temizliyoruz. Bu hakkımız, en haklı harekatımız. Avrupa, eğer demokrasi istiyorsa, bu harekatta sonuna kadar, Türkiye’nin yanında olmalı. Biz ne yapıyoruz, uydu, küçük devlet oluşmasının önüne geçiyoruz. Yani demokrasi isteyen aslında sadece Türkiye. Üstelik ülkemizde dört milyonun üzerinde Suriyeli sığınmacılar var. Oraları bölücü terör örgütlerinden temizlendiğinde, sığınmacı kardeşlerimiz, kendi ülkelerine dönecekler. Terör örgütlerinden arındırdığımız yerlere şimdiden dönmeye başladılar bile. Terör orgütü, PKK, PYD gibi alçakların, esaretinde kalan Suriyeliler Türkiye sayesinde rahat bir nefes aldılar. Onları dinledim, namaz kılmalarını engellemişler, kılanlara zulum yapmışlar, Cuma namazınıda yasaklamışlar. İşte, batı alemi bunun için bu alçakları tutuyor, İslam düşmanlığı adına terör örgütlerinin yanında yer alıyorlar. Hepsi alçak ülkeler, hepsi haçlı zihniyetine sahip. Lakin bütün dünya biliyorki, Türkiye karar verdiği anda arkasında durur, kim nederse desin, kim hangi yönde afkurursa afkursun, yoluna devam eder. Paris’ten bakıp, Berlin’den bakıp, Londra’dan bakıp, Suriye’yi göremezsiniz. Biz ise, sınır komşumuz olması nedeniyle iç içe yaşıyoruz. Alçakların havan topları bizim topraklarımıza düşüyor. Şehit olanlar, gazi olanlar, minicik bebeler, bizim insanlarımız. Londrada beş çayı içmekle, Paris’te Eyfel kulesini seyretmekle, Suriye’de neyin olup bittiğini göremezsiniz. Türkiye’nin sınır komşusunda nasıl bir bölücü terör tehdidi olduğunu bilemezsiniz.Biz onları yok ediyoruz,hedeflediğimiz noktaya kadar gidecek ve alçak terör örgütlerinin emellerine kavuşmasını engelleyeceğiz. Türkiye bunu yaptı, her zaman yapar, şimdide yapıyor, yarın olsa gene yapar. Ve Türkiye artık birşey de yapıyor, kendi silahlarını üretiyor. Bu konuda da yapılan çalışmaları takdirle karşılıyorum. En kısa süre içersinde savunma sanayinde, kendi kendimize yetecek, gemisinden uçağa, helikopterinden tankına, denizaltısından füzelere kadar herşeyi biz yapacağız. Biz yapacağız dedik mi yaparız. Densizler ne söylerse söylesin, unutmasınki karşılarında Türkiye var.

Niye yok midur?

Temel, gazetecilikte daha adaylık dönemini yaşamakta ve  Trabzon’dan İstanbul’daki haber merkezine telefonla haber  yazdırmaktadır. Ancak, telefon hatlarındaki arıza nedeniyle  söyledikleri karşı taraftan anlaşılamamaktadır.  Haber merkezindeki şef anlayamadığı ‘Trabzonspor’ sözcüğünün kodlanarak söylenmesini ister. Temel, başlar:Trabzon’un (T) si… – Tamam. – Trabzon’un (R)’si… – Trabzon’un (A) st… Trabzon’un (B)’ si… deyince şimdiye değin susan karşı taraftaki şef; – Oğlum Temel, sen ne diyorsun. Ne biçim kodlama bu böyle? diye çıkışınca Temel kendinden emin şu yanıtı

verir: – Ne deysun şefim, Trabzon’da habu harfler yok  midir? ©

Hoppala!…

Temel, tanıklık yapmak için mahkemeye çıkar. Hakim,  hüvviyet tesbiti için belli sorular sormaya başlar. Doğum tarihi, doğum yeri, baba adi, ana adı gibi… Anasının adının sorulması Temel’in tuhafına gider; o da ha- kime sorar:Benum anamun adıni mi soraysın hakim bey?  Hakim biraz bozulur ve Yok, benimkini… der.  Bunun üzerine Temel, rahatlar. Haçan hakim bey, ben senun anağun aduni nere-

den bileceğum.

Aldatamadım

Temel de diğer komşuları gibi geçimini denizden sağlar.

 Takasi ile çıktığı balık avından her seferinde bol avla

 dönerken, nedense son seferinde hiçbir şey yakalayamaz.

 Akşam eve döndüğünde eşi Fadime sorar: – Ula Cemal, hani paluklar?

 Temel, balık avlayamadığı için üzgündür ama, karam-

sarlığının eşini de etkilemesini istemez, işi şakaya vurur: – Ne yapayım Fadime… Habu pen bugüne kadar  baluklari aldattum; şimdi ise onlar peni… Vurmadiler  oltama…

Nasi anlarum?

Temel, yeni aldığı şemsiyeyi terziye götürür, bir delik  açmasını ister. İster ama, terzi bunun anlamsız olduğunu, yaparsa şemsiyeye yazık olacağını söyler ve ilave eder: – Beni dinlersen, şemsiyeye delik açmayalım.  Temel, kararlıdır ve itiraz eder: – Ula, ne anlamaz adamsun, yağmurun dinduğuni

 sonra nasil anlayacağum?

Sığırlardan da becit misin?

Karadeniz kadınının inek beslediğini ve ineğini çok sev diğini herkes bilir. Temel’in eşi Fadime de inek hastasıdır. Bir akşam üzeri ahıra inip ineklerine yal verdiği sırada eve gelen  Temel, mutfaktan seslenir:Kuuz Fadimcce!… Çabuk sofrayi kur! Çok ac oldum.  Fadime ahırdan doğru yanıt verir: – Görmey misın haburda işim var. Sığırlara yal veriyorım. Sen sığırlardan becit misun, otur da

 bekle!.

O zaman binmezduk

İstanbul’da Beşiktaş – Eminönü otobüsüne binen Temel  ayakta kalmıştı. Üstelik otobüs yağmur nedeniyle tıklım tıklım  doluydu. Yol boyu her durakta inenden çok binen vardı. Biletçi de bir yandan:İlerleyelim arkadaşlar… İlerleyelim!… diye ikaz yaparak gelen yolculara yer sağlıyordu. Her durakta aynı şekilde ikaz yapan biletçiye kızan Temel, sonunda dayanamayıp sesini yükseltti: Has deysın, eyi deysın, ilerleyelum, yürüyelim deysun ama, haçan yütüyeceğduk o zaman otobosü

 binmezduk.

Büyük – küçük farkı

Temel, iyi bir yönetici, kültürlü bir ilkokul müdürüdür.  Günlerden bir gün, birinci sınıfların eğitim çalışmalarını izlemek için sınıfa girer. Öğretmen karatahtaya, (yeni yıl geldi) fiş cümlesini asmıştır. Ancak, cümle başı olan (Y) harfi  büyük, yani kapital olarak değil (y) şeklinde küçük harf olarak

 yazılıdır. Müdür Temel, öğretmene sessizce: – Hocam, o (y) harfi büyük yazılmayacak mıydı?

Öğretmen fiş cümlesindeki (yeni yıl geldi) yazısının tüm  sınıfın uzaktan rahatça okunması için büyük şekilde yazmıştı. Bu görüşle Müdür Temel’e: – Müdür beyim, görmüyor musunuz büyük büyük yazdım. – Yoook… O (y) harfi o haliyle büyük değildir. – Canım, daha ne kadar büyük yazacaktım Müdür  Bey! – Kardeşim, bu (y) harfinin bu haliyle değil hatta tavandan döşemeye değin uzatsan yine de küçüktür, anla artık.

Çürük kafa

Köy merasının taksimi işinde çıkan kavgada Temel, arka-

daşı Cemal’in kafasını yarmış iş mahkemeye intikal Gtmişti.

 Mahkemede C. Savcısı iddianameyi okuduktan sonra sıra

 Temel’in savunmasına gelince masumane şöyle dedi: – Uyy Hakim bey, ben ne bileyim habunun ka-

fasının habu kadar çürük olduğun… Bi vurdum kafasi

 içine geçti…

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ