Türkiye'nin en büyük yerel ilçe gazetesi-
$ DOLAR → Alış: / Satış:
€ EURO → Alış: / Satış:
ankara escort ankara escort

PARKE TAŞLARI

Nurettin Şenemre
Nurettin Şenemre
  • 25.11.2019
  • 202 kez okundu

Ben başlığını parke taşları diye koydum. Böyle kare kare kocaman kocaman taşlar. Aklıma birden fayans taşları da geldi. Hani şu mutfakta ve banyolarımızda kullandığımız çeşitli renk ve desenlerde olan taşlardan bahsediyorum. Kadın kocasına sormuş nereye gidiyorsun diye. Fayans dizmeye demiş. İyi hadi güle güle diyerek yollamış sonra kendi kendine evde bak bizim bey demek ki ikinci bir iş yapıyor, aile bütçemiz inşallah rahatlar diye düşünmüş. Halbuki adamın dediği kahvedeki okey taşları. Tıpkı fayans gibi olduğundan öyle söylerler. Kimileri duvara bakar onları tek tek sayar, bitirir tekrar baştan sayar. Kuzu postunun tüylerini saymak gibi bir şey, say Allah say. Buradaki hadise bir psikolojik bozukluk bir sıkıntı ve ona bağlı ruh halinin eseridir. Yollardaki parke taşları sokaklara her ne kadar ayrı bir güzellik katsa da biz insanlar olarak onları kırmaya dökmeye yolu bozmaya kimilerimiz olarak söylüyorum azami özen gösteririz. Güzeli çirkinleştirmekte üzerimize yoktur. Farklı bir kaşıntıdır, bu kimilerine bu güzellik batar huzursuz olur. Bilmez ki kendi malına zarar veriyor. O parke taşlarının üzerinde onun çocukları da ailesi de yolları aşındırıyorlar yani onları kullanıyorlar. Peki niçin böyle yaparız derken, Aristo’nun şu güzel sözü aklıma geldi: ‘’Herkes evinin önünü temizlese şehir tertemiz olur’’ biz temizliğe karşı bir gıcıklık hali içindeyiz, dediğim anda yine aklıma bizden bir söz;  inancımı yansıtan bir söz ‘’ temizlik imandan gelir’’ meseleye bu yönden bakacak olursak yollara parke taşları üzerinde evine de fayans taşları üzerinden zarar verenler bence imanlarını da bir şekilde sorgulamalı. Yaşadığımız şehrin bir çok yerinde bu olumsuz manzaraları görebiliyoruz. Hatta beleş araba park etmek adına o parke taşlarını kıranları da görüyoruz. 3 lira 5 lira otopark parası vermemek adına şehre onlarca liralık zarar verip, görüntüsünü bozuyorlar ve bu bencilliği parke taşlarının üzerinden yapıyorlar. Bir tarafta tek tek fayansları saymanın ardındaki psikolojik gerçeklerle insanlar bir çıkış yolu arayıp tedavi görüp sağlıklarına kavuşma çabası içindeyken diğer tarafta işin dozunu kötülüğe vurmuş, bencilliği tavan yapmış, insanların zarar ve ziyanlarını üzüntüyle karşılayarak günlerimizi geçiriyoruz. Mesela inşaatları düşünelim; orada alın teri el, emeği göz nuruyla parke ve fayans döşeyen ustaların tek amacı var. İşini en güzel şekilde yapmak bunu karşılığında da evine helal lokma götürmek. Birileri de böylesine güzel ve anlamlı bir çaba içerisindeyken taş dediğimiz şu nimet kapılarının yüzümüze çarpılması için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Yüzyıllar önce belki parke taşları yoktu, fayansta yoktu ama mermer sütunlar taşların üzerine çizilmiş çeşitli resimlerle yüzlerce yıl öncesini  bugün anlamamızı sağlayan o güzelim taşlar vardı. Bu işin kıymetini ve değerini bilenler onları korumak için azami gayret sarf ederlerken bizim sorumsuzlar duyarsızlar, tarihi yok etmek için özel bir çaba içerisindeler. Camilerde özellikle Cuma namazlarında hocalarımız vaaz veren her kim varsa bu konuları İslam dini açısından hassasiyetle dile getirmiş. Aksi takdirde biz şehri çirkinleştirmeye siluetini bozmaya bu sorumsuzlarla devam edersek, temizlik imandan gelir kavramını unutur herkes kapısının önünü temizlese bile şehri pislikten kurtaramayız.

BİR GÜL BİR TEBESSÜM

Hz. Peygamber İslam dininin yüceliğini insana verdiği değeri insan sevgisini şöyle anlatıyor: ‘’ Sevdiklerinize bir gül verin  eğer gül veremiyorsanız o zaman gülüverin.’’ Pazar günü Öğretmenler günüydü. Kimi çocuklar için anne, baba, abla, ağabey sıfatında olan öğretmenlerimiz için bugün Anaokulları’nda etkinlikler yapıldı. Çocuklar öğretmenlerine bir demet gül sunup onların ellerinden öperek teşekkür ettiler. Düşünebiliyor musunuz 4 ve 5 yaşlarındaki minicik yavrular Hz. Peygamberin bu güzel sözünü yerine getirerek hani yukarıdaki satırlarda belirttim ya parke ve  fayans taşları diye  işte bu hoyratlara da güzel bir ders verdiler. Demek ki bizim anne ve babalarımız son derece duyarlı insanlar. Çocuklarını Öğretmenler Gününde özenle seçtikleri kıyafetlerle okullara göndererek bu saygıyı önce kendilerinin gösterdiklerini ifade ettiler. Çocuklarına da bu sevgi ve saygıyla büyüttüklerinin kompozisyonunu ortaya koydu. Bizim toplumsal yapımızda hediyeleşmek son derece önemlidir. Pahalı veya pahalı değil en küçük bir hediye bile hem vereni hem alanı çok mutlu eder. Yine bu anlayışımız çerçevesi içerisinde veren el alan elden üstündür. Evet her ikisi de mutlu olur ama hediyeyi veren karşısındakine sevgisini, saygısını ve hürmetini ifade ettiği için bu mutlulukta bir adım öndedir. O halde şehrin de gül gibi mis gibi kokması için demek ki ne yapacakmışız; kırıp dökmek yerine birbirimize saygı göstererek, birbirimizi severek, birbirimizin elini tutarak yaşayacakmışız ki gül kokulu, gülen tebessüm eden insanlar dünyası olsun.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ