DOLAR 6,4510
EURO 7,1898
ALTIN 338,14
BIST 88.125
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 10°C
Kuvvetli Sağanak

İNSANI SEVMEK

19.02.2020
400
A+
A-

İnsan yaşamında bazı değerler vardır ki yaşama anlam katar. Besledikçe, değer  verdikçe anlamı genişler. Çevresindeki insanlara neşe katar. Hayatı renklendirir.

Tahmin ettiniz değil mi?

İnsan sevgisi.  Sadece insanı mı? Hayır tabi ki..

Tüm canlıları sevebilmektir işin özü. O zaman renklenir hayat. O zaman insan insana destek olur, o zaman hayvanlar, bitkiler korunur.  İnsanın iç güzelliği dışa vurdu mu  çevremiz güzelleşir, içimize huzur dolar.

Günümüzde insan sevgisini bir kere daha düşünmek gerekir. Katledilen çocukları duydukça, darp edilen kadınları okudukça, salgın hastalıklarla onca insanın yok olmasını gördükçe ve haberleri dinledikçe soruyorum kendime,

“İnsanı sevmek bu kadar zor mu? Sadece kendini sevmek yetiyor mu?”

Henüz daha pek çok şeyin farkında olmayan çocuklarımızda, insan sevgisini, gördükçe nasıl açıklayacağımı bilemiyorum.

Bizler çocuklarımızı bilinçli olmaları konusunda eğitmeye çalışırken asıl bilinci biz büyüklerde aramamız gerekmiyor mu?

Eleştirilen bir çocukta duygusal farkındalık beklemek yanlış olur. Çocuk, bu ezik duygular altında farkındalık geliştirmekte zorlanır.

Bu nedenle onlara kızmak yerine o an ki duygularını anladığımızı hissettirmeliyiz. Bu şekilde çocuğu, kendi duygularına yaklaştırırız.

“Hmm Sinirlenmişsin.” “Bu konu seni öfkelendirmiş herhalde ” veya “Anladığım kadarıyla üzgünsün.”ya da  “Keyfin yerinde gibi” dediğimizde

onun duygularını anlayan sözlerimizle, farkındalık kazanmasına yardımcı olabiliriz. Hem de onu anladığımızın mesajını vererek onu rahatlatmış oluruz.

Bizlerin farkındalığı geliştiği sürece çocuklarımızın da farkındalığı gelişecektir. Onlar  için biz, bir rol modeliz.

 Farkettiğimiz kadar farkına vardıklarımızı da kabul edebilmek önemlidir, o zaman farkındalığın bir anlamı olur. Kendimizi olduğu gibi kabul etmekte bir farkındalıktır, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Sevgiyle kalın.

Yaşamınızdaki gerçekleri fark etmeniz dileğiyle.. (aysuazak@hotmail.com)

Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne. Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu!

Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu…

Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.

Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul dönüsü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı. Hıçkırıyordu… Bu onun yasadığı ilk büyük hayal kırıklığıydı; ağlayarak “Büyük bir çocuk bana ucube dedi…”

Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile olabilirdi; eğer insanların arasına karışmış olsaydı.

 Annesi, her zaman ona “Genç insanların arasına karışmalısın” diyordu, ancak ayni zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat hissediyordu.

Delikanlının babası, aile doktoru ile oğlunun sorunu ile ilgili görüştü; “Hiçbir şey yapılamaz mı?” diye sordu. Doktor “Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli yapılabilir” dedi. Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi aranmaya başlandı.

İki yıl geçti bir gün babası “Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır” dedi.

Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı. Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında büyük basarılar elde etti.

Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar geçmişti, bir gün babasına gidip sordu: “Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o insan için hiçbir şey yapamadım…”

Bir şey yapabileceğini sanmıyorum” dedi babası, “fakat anlaşma kesin, su anda öğrenemezsin, henüz değil…”

Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma zamanı geldi…

Hayatinin en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesi basında babasıyla birlikte bekliyordu.

 Babası yavaşça annesinin basına elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti; annesinin kulakları yoktu.

Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok mutlu oldu” diye fısıldadı babası “..

Ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil mi?”

Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!

Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir…

 Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde bilinmeyen şeydedir!(alıntı)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
21 Kasım 2017
6 Haziran 2018
23 Ağustos 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.