DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Parçalı Bulutlu

NEZAKET VE ZARİF

07.02.2020
315
A+
A-

NEZAKET VE ZARİF

Atar ve giderli hareketleri pek severiz. Dayılık aslında annenin abisi ve kardeşine verilen bir sıfattır. Dayılar iyidir. Yeğenlerini pek sever. Peki o zaman “Bana dayılık yapma” lafı nerden çıktı. Kimi de “Dayılanma falan diye dayı sıfatına yakışmayacak sözlerde bunulur. Zoru görünce arkasına bakmadan kaçan tipler vardır. Esip gürlerler sıkıyı görünce de tabana kuvvet tüyerler. Biz zerafeti nezaketi neden kaybediyoruz diye kendi kendimize bir soralım. Öğretmen sürekli isyan halindeki öğrencisini çekip kenara nasihatte bulunur. “Bak yaptıkların hiç hoş değil. Özellikle arkadaşlarına saygısızca davranıyorsun. Bizlere karlıda tutumunu hiç bir öğretmen beğenmiyor. Evladım annen baban sana kötü mü davranıyor. Bu hiddetin kaynağı onlar mı? Nedir annenin ve babanın adı. Bir gün onlarla konuşayım” der. Çocuk annesinin adının “Nezaket” Babasının adını  da “Zarif” olduğunu söyler. Şu işe bak Zarif deyince benim aklıma İran dışişleri Bakanı Cevad Zarif geldi. Adamın soyadı zarif de onunla hiç alakası yok. Öğretmen şaşırır. “Vay be” der. “Anne ve babanın adı ne güzel. Peki senin bu haklerin ne? Adın Mülayim Soyadınız da Uslu.” Çocuk “Bu işler isimle soyadla olmuyor. Ben gerçekten anne ve babamdan bu zamana kadar bir fiske bile yemedim. Hatta kötü söz bile işitmedim. Benim üzerime titrerler.” Öğretmen hepten şaşırır. “Peki oğlum o zaman şu halini nasıl açıklayacaksın?” Çocuk derki “anlatayım. Bak öğretmenim biz düşük gelirli  bir aileyiz. Lüks yaşamak gibi bir halimiz hiç olmadı. Ne ben ne de ailem bunları kafaya da takmadık. Benim amacım okumak. Benim derdim etrafım, arkadaşlarım. Aslında onlara arkadaş da denmez ya. İki de bir bizim garibanlığımızı yüzümüze vuracak ne varsa onları yapıyorlar. Orada bir kaç durumu düzgün çocuk var. Yanıma gelip pahalı giysilerini pahalı telefonlarını gösterip dururlar. Bizim durumumuzu bilmelerine rağmen ‘bunlar sende neden yok’ diye benimle alay ederler. Lafları ile tahrik edip dururlar. Öğretmenim siz nezaket ve zerafet arıyorsunuz ya aslında benim içimde onlar var ama bu züppler engel oluyor. İçimdeki iyi duyguları bir türlü çıkarmama izin vermiyorlar. Beni kötü yapan kötü gösteren etrafımdır.” Evet durum aynen böyledir. Hayat kimine göre bal börek kimine göre de zehir zemberektir. Aslında inşan olmanın özü Mevlana’nın dediği gibi mütevazikten geçer. Kalbin kırılması odun kurmaya benzemez. Odunu sobada yakar ısınırsınız. Kalbi kırınca bir sıcaklık olmaz o kalbi donduruşunuz. Demek ki neymiş herkes haddini bilecekmiş. Sen ne söylersen söyle kimilerine boş gelir. O zaman diyelim ki “Anlayana sivri sine saz anlamayana sazı soksan az”.  

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.