DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 33°C
Parçalı Bulutlu

Rafadan Tayfa

10.02.2020
563
A+
A-

Hergün torunla çizgi film izleriz. Haber maber dinlemek hikaye. Varsa yoksa “Rafadan Tayfa” Aslında bu hikaye beni çok sardı. Eskiden yabancı çizgi filmleri izlemekten Ayşe yerine Alis, Mehmet yerine Mişon ismini duymaktan bıkmıştık. Çocuklar sorardı neden bunların ismi başka diye cevap veremez canımız sıkılırdı. Şimdi Rafadan Tayfa var. Hayri var, Kamil var, hepsi bizim çocuklar. Bütün bunların ötesinde bizim eserimiz. Yerli ve milli. Bir de Ege ile Gaga var. Son derece güzel. Bakıyorum minikler yavaş yavaş yabancı çizgi film seyretmekten uzaklaşıyor. Bizim hikayeler onlara daha cazip daha güzel geliyor. Mesela Rafadan Tayfa Göbekli Tepe’yi sinemalarda da izledik. Bu iyi bir adım. Çocukların kafaları bizden olmayan o filmlerle karışıyor. Memnuniyetsizliklerini bizzat ifade ediyorlardı. Bundan sonra Kara Murat’ın Keloğlan’ın çizgi filmlerini de bekliyorum. Dede Korkut hikayeleri de çizgi filmler sayesinde çocuklarımıza anlatılabilir. “Türküm, doğruyum, çalışkanım” demek bize ait olan değerleri ön plana çıkartarak geçmişiyle övünen gerektiği yerde eleştiren sonunda da doğruyu  mutlaka bulan bir nesil demektir. Bizim çocukluğumuzda Texas ve Tommiks vardı. Onları fotoroman gibi okuya okuya Amerikalılar’a hayranlık duyar okuduklarımızı gerçek zannederdik. Allah’tan biz kanmayanlardanız bugün Amerika’nın nen olduğunu görebiliyoruz. Şimdiki çocuklar ise çok şanslı onların Rafadan Tayfa’ları var. Bir mahallede dördü erkek ikisi kız arkadaşlığın nasıl olduğunu hepimize gösteriyorlar. Sımsıcacık, sevecen, birbirine bağlı bir arkadaşlık hikayesi. Bir köfteci amca var ki her izlediğimde bana sokak köftelerini hatırlatır. Bugün artık onları göremiyoruz. O güzelim tadı alamıyoruz. Bir de huysuz amca var. Bahçesine her top kaçtığında hiddetlenen ancak mahallenin çocuklarına da yani Rafadan Tayfaya da çok güzel öğütler veren alına onları anlayan huysuz görünümündeki bilge bir ihtiyar.

Şişe sularının hikayesi

Eskiden musluk suyuyla çay demler yemek yapar içer yıkanır her şeyde musluk suyunu kullanırdık. Kireç oranı fazla diye önce arıtma cihazları çıktı. Ardından şişeler halinde ve damacanalarla satılan sular sahne aldı. Üçyüzün üzerinde marka var kimi pahalı kimi ucuz. Tüketimi ise bir hayli fazla. Ticari alanda rekabet ortamının en fazla hissedildiği kollardan bir tanesi de şu hazır sular. Aç şişeyi iç suyu. Peki bütün bunları biz neden yapıyoruz? Musluk sularında kireç fazla bazen de klorun dozu kaçına kokuyor diye. Eee peki üçyüzün üzerinde su markasının olduğu bir ülkede bütün bu sular içmemiz gereken tüm özellikleri taşıyor mu? Öyle ya o kadar çok hazır su tüketiyoruz ki her markanın kendine has kaynağıyla tüm talepler karşılanabilir mu diye kendi kendime soruyorum. Acaba bu kadar hazır su üretirken yeraltı kaynaklarımıza bir zarar geliyor mu? Bütün bunları bilmek zorundayız. Bunun için söylüyorum konu gayet açık biz su fakiri bir ülkeyiz. Önümüzdeki yıllar suyun altından daha kıymetli hale geleceğini düşünürseniz o zaman hazır sularla ilgili ciddi araştırmalar yapıp Türkiye’ye fayda ve zararları da iyi incelememiz lazım. Allah muhafaza ki bir litre suyu 1 dolara almayalım…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.