DOLAR 6,7368
EURO 7,3003
ALTIN 350,71
BIST 89.553
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 13°C
Sağanak Yağışlı

GÜNEŞ BATARKEN

18.03.2020
436
A+
A-

Bugün aldığımız her nefes, bundan tam yüz beş yıl önce verilmiş son nefes sayesindedir.(alıntı)

Kime ait bir söz bilemiyorum, ancak oldukça etkileyici.

Bundan tam yüz beş yıl önce son nefeslerini verdiklerinde, bizler nefes almaya başlamıştık.

O gün bugün güneş batarken rahatça nefes alıyoruz. Onları hatırladıkça, bizler için yaptıklarını okudukça, nefes alışımız zorlaşıyor, gözlerimiz yaşarıyor. Bu topraklar için toprağa düşmüş askerlerimizin ruhları şad olsun, ışıklar içinde olsunlar.

Onca yıl mücadele ettik, yaralarımızı kendimiz sardık. İnançlarımızla ilmin ışığında, ilmin varlığına inanarak gelenek ve göreneklerimize bağlı, köklerimizden kopmadan bugünlere geldik.

 Mehmet Akif Ersoy o kadar güzel anlatmış ben ne desem kelimeler yetersiz kalır. Ruhu şad olsun, nurlarda yatsın.

Ata’mızın dediği gibi, ‘muasır medeniyet seviyesine’ ( Diğer ülkelerden farklı olma durumu; sosyal, ekonomik ve bilimsel olarak diğer ülkelerden önde olan ülkelerin bulunduğu konum) ulaşmak zorundaydık.

Ve o zor şartlara rağmen ulaştık.

Bu konudaki yasal düzenlemelere, birçok Avrupa ülkesinden daha önce ulaştık. Fransa ve İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de ise 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanımıştı. Bu haklar Türk kadınına toplumsal alanda yapılan en önemli yeniliklerdendir. Tarihlere bakar mısınız?

1930 yılında Türk kadınına  yerel seçimlerde seçme ve seçilme hakkı tanındı. Ayrıca Anayasa’da yapılan bir değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi (05 Aralık 1934).

İlk medeni kanunu 17 Şubat 1926 yılında kabul edilerek kadınların haklarında düzenlemeler yapıldı. Böylelikle yüz beş yıl önce son nefesini verenler bizim nefesimize nefes katmışlardı.

Savaş alanlarında eriyle omuz omuza mücadele edip, çocuklarını vatanına feda eden; mermisini, topunu tüfeğini ıslanmasın diye güneş batarken çocuğunun üzerinden alıp örten Türk kadını layık olduğu değeri seneler önce hak etmişti.

Kadın bugünde bir mücadele içindedir. Yine eriyle omuz omuzadır. Bu defa eşi ya da çocuğu üşümesin diye kendi üzerinden alır çocuğunun, eşinin üzerine örter.  Ekonomik savaşın içinde eşiyle evine ekmek parası kazanma yolundadır.

Çocuklarını en iyi şekilde yetiştirme çabası içindedir. İşini, eşini, çevresini mutlu etmeye çalışırken çoktan kendinden vazgeçmiştir ama ailesinden asla…

Şu bağ, bu bahçe derken; oğlum, kızım, annem, babam derken zaman kayıverir ellerinden. Kendine bakmalıdır kadın. Okumalı, araştırmalı ve kendi süzgecini oluşturmalıdır ki gücünü kendinden alsın.

Son günlerde gündem konusu olan Corona virüsü ile ilgili duyduklarımız ve ön görememek, neyin nasıl olacağını bilememek, hepimizi derin üzüntülere sevk etmiştir. Dilerim hepimiz konunun ciddiyetini anlar, panik yapmadan ama önlemlerimizi alarak ve bize verilen yönergelere uyarak en kısa zamanda atlatırız.

Neler yapabileceğimiz konusunda yeteri kadar bilgileniyoruz. Önemli olan bunları ne kadarını yaptığımızdır. Alışverişlerimizi yaparken de bizden sonrakini düşünerek hareket edebiliyor olmamız ne kadar değerli bir davranış olur değil mi?

Sadece bizim korunmamız yeter mi? Herkes korunursa bizde korunmuş olmaz mıyız?

Bu konuya değinmişken ilimizde saygınlığını koruyan Hikmet Kolonyalarının değerli üyeleri, o ilk günün panik halinde yapılan kolonya satışlarına sınır getirerek herkesin bir litre almasını sağlamıştır. Kendilerinin bu duyarlı davranışlarıyla gurur duydum, gönülden kutluyorum.

Hep bana, hep bana düşüncesi ya da hepsi benim olsun anlayışının koşturması, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi daha da inceltmiyor mu?

Onu da alayım, bunu da alayım diye koşarken ya da güneş batarken zamanı tutabilen var mı? O halde biraz yavaşlayalım. Daha sadeleştirilmiş bir yaşamın bizim hayatımıza neler katacağına bir bakalım güneş batarken.. Şimdi tam sırası.

Beklentilerimizi minimalize ederek birbirimize zaman ayıralım. Aile olmak, bir arada olduğumuzda anlam kazanır, çocuğumuza ikinci bir spor ayakkabısı aldığımızda değil.

Huzurlu olmak dileğiyle.. Mutlu kalın…(aysuazak@hotmail.com)

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.

Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek ya da koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”der.

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayı da almak için koşmaya başlar.

Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar.

Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…

Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:

“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!” (Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabından)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
24 Ekim 2017
4 Ekim 2016
29 Mart 2016
10 Nisan 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.