DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Gök Gürültülü

ALIŞMAK

14.05.2020
1.025
A+
A-

İnsan yaşarken “asla yapamam, ben alışamam” ifadelerini kullanır. Hangi yaşlarımızda bu ifadeleri kullanırız acaba?

Önemli mi? Değil elbette, önemli olan “a-lı-şa-maaam” dediğimiz pek çok şeye alışabiliyor olduğumuz.

Koronavirüs ile yaşamaya alışmaya başladık sanki. Tam olarak alıştık diyemesek bile hayatımıza fiilen girdiği günden bu yana onunla yaşıyoruz. Planlamalarımızı onun bize çizdiği sınırlar içinde yapıyoruz.

Peki, nedir ya da ne değildir, bu koronavirüsü?

Bu soruyu sormadan önce, bugün Dünya Eczacılık Günü olması sebebiyle tüm eczacılarımızın bu anlamlı gününü kutlar, sağlık ve huzur içinde olmalarını dileriz.

Eczacılık, Sümerlerle başlamış ve bitkisel ilaçlarla ilgili ilk yazılı belgeler Sümerlere aitmiş. Sümerler, önemli konuları kil tabletlere yazarmış, Altmış bin yıl önceden kalan Neandertal insan iskeletlerinin yanında, 8 çeşit bitki poleni bulunmuş. Bu bitkilerden yedisi günümüzde de bitkisel ilaç olarak kullanılıyormuş.   

Eczacılık kavramının içeriği günümüzde oldukça genişledi. Şimdilerde ilaç ve sağlıklı yaşam danışmanlığının yanında eczacılarımız, Dermokozmetik, anne bebek, medikal ürün, vitamin besin destek, Aromaterapi, Fitoterapi gibi konularda da eğitimler alıp ve danışmanlık yapmaktadırlar.

Biz de bu soruyu halk sağlığının nabzını tutan, onlarla birebir iletişim halinde olan, sağlık sorunlarını dinleyen, yol gösteren, virüsle ön safhada mücadele eden, sağlık hizmetlerinin büyük bir yükünü taşıyan hastalarıyla aralarında organik bağ kuran, en kolay, en çabuk ulaştığımız eczacılarımızdan, sağlık danışmanımız Sevinç Hanım’a sorduk.

Aysu — Sohbet tadında bu röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Sizin de yakından bildiğiniz gibi hemen konuya girmek isteriz. Öncelikle virüsün tanımıyla başlamak isterim. Bizim anlayabileceğimiz şekilde bir iki cümleyle “virüs” nedir?

Sevinç Hanım – Ben de böyle anlamlı bir günde beni misafir ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Virüs; sadece diğer canlı hücrelerinde çoğalabilen küçük bir enfeksiyon yapıcı ajandır, diyebiliriz. Virüsler, hayvanlardan bitkilere, bakterilerden alglere kadar her türlü yaşam formuna bulaşabilirler.  

Aysu – Virüsler, ne yaparsak vücudumuza girmez?

Sevinç Hanım — El Hijyenine dikkat ettiğimizde, kapalı alanları sık sık havalandırdığımızda ve mümkünse çok kalabalık ve kapalı ortamlarda durmadığımızda, özellikle virüsler damlacık yoluyla bulaştığından, öksürme, hapşırma ve konuşma ile daha kolay geçtiğinden maske kullandığımızda, bağışıklığımız da güçlü olduğunda bu virüsler genel anlamda vücudumuza girmez.

Aysu-  Genel olarak virüsler bulaşırken çeşitliliği ve yaş faktörleri etkili olur mu?

Sevinç Hanım —  Günümüzde koronavirüs de dahil olmak üzere, Grip, öksürük gibi enfeksiyonlara yol açan, ishale neden olan 200’e yakın virüs bulunuyor. Özellikle kış aylarında grip virüsünü sık görüyoruz, uçuk çıktığında ya da zona olduğumuzda da Herpes (Uçuk) virüsünün etkilerini görüyoruz. Virüslere özel aşı geliştirildiğinde ve uyguladığımızda bağışıklık sağlamış oluyoruz.  Bu yeni tip Koronavirüs pandemik bir virüs ve bu virüsLe yeni tanışıyoruz. Bağışıklığı zayıf olan özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunanlar daha fazla risk altında.

Aysu – O halde şimdi “koronavirüsü”ne gelelim, nedir bu bizim yaşam kalitemizi düşüren koronavirüsü?  

Sevinç Hanım – Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan Korona virüs (covit-19) solunum yolu enfeksiyonu yapan bir virüstür.

Aysu – Peki bu koronadan kendimizi nasıl uzak tutabiliriz?

Sevinç Hanım – Dediğim gibi, el hijyenini önemseyelim, kapalı alanları sık sık havalandıralım ve mümkünse çok kalabalık ortamlarda bulunmayalım. Ayrıca sosyal mesafeyi en az 2 metrelik bir mesafe de bıraktığımızda bu virüsten uzak kalabiliriz. Yine gıdalarımızı tüketmeden önce iyice yıkamalı,  eller en az yirmi saniye boyunca su ve sabun ile yıkanmalı, gerektiğinde alkol bazlı el antiseptikleri kullanılmalıdır. Eller ağız, burun ve göze götürülmemeli, maske kullanılmalı, bağışıklık sistemimizi güçlendirmeliyiz.

 Aysu – Bulaşma ihtimali olanlar için on dört günlük bir koruma tedbiri alıyoruz. Bu sürecin sonunda mı belirtiler gösterir ya da hani derler ya “ilk kırk sekiz saat geçmelidir” bu süreç belirleyici midir ve bu süreçte ilaç kullanılıyor mu?

Sevinç Hanım — Henüz herhangi bir Koronavirüs belirtisi göstermeyen kişiler  belkide 14 gün önce virüsle tanışmış olabilir. Virüsün kuluçka dönemi 14 gündür ancak bu dönemde de bulaşma riski vardır. Belirtilerin başlama süresi kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişiler hafif belirtilerle ayakta da geçirebilirler. Belirtilerin durumuna göre ilaç kullanılabilir. Test sonucu tanı konulduğunda antibiyotik, antiviral ilaçlarla tedaviye başlanabilir. Ağır tablolarda yoğun bakımda solunum entübasyonu yapılarak daha yoğun ilaç tedavisine geçilir.

Aysu-– Bu virüsü almış birisi için belirtiler nelerdir?

Sevinç Hanım – Ateş, öksürük, solunum sıkıntısı, yorgunluk, bazı hastalarda ağrı, sızı, burun akıntısı, boğaz ağrısı, ishal olabilir. Şiddetli vakalarda zatürre, ağır solunum yetersizliği, böbrek yetmezliği, kalp damar sorunlarına yol açabilmektedir.

Aysu – Koronavirüsünde yaşın etkili bir faktör olduğunu öğrendik. Sizlere gelen özellikle altmış beş yaş üstü hasta ya da hasta yakınlarına verilen ilaçlarda önemle altını çizdiğiniz noktalar nelerdir?  

Sevinç Hanım -Yaşla birlikte kronik hastalığa yakalanma riski yüksek oluyor. Kronik hastalığı olanlar (kalp, şeker, tansiyon, tiroit, astım, vb.) hastalıkları ile ilgili kontrollerini aksatmamalılar. Düzenli tansiyon, şeker ölçümü yaptırmalılar, ilaçlarını belirtilen süre ve doz da ara vermeden almalılar, mümkün olduğu kadar evlerinde kalmalılar, sağlıklı beslenmeli, gerektiğinde doktor ve eczacılarına danışarak besin takviyelerini ihmal etmemeliler, bağışıklıklarını güçlü tutmalılar.   

Aysu – Şeker, tansiyon, kalp ve böbrek hastalarınıza neler öneriyorsunuz?

Sevinç Hanım — Tip 1 ve insülin kullanan Tip 2 Diyabeti olan hastalar, insülin ilaçlarını uygulamadan önce mutlaka kan şekerini ölçmeliler ve buna göre dozlarını ayarlamalılar. Beslenmelerinde ana ve ara öğünlerini ihmal etmemeliler. Uzun süreli açlık ya da yüksek doz insülin uygulaması kan şekerinin ani düşmesine neden olur. Hipoglisemi dediğimiz bu tablo gelişirse hayati risk söz konusudur.  Kalp damar hastalarının kolesterol seviyelerine baktırmaları, omega 3 açısından zengin yağlarla ve sağlıklı besinlerle beslenmeleri, egzersizlerini ihmal etmemeleri, ilaçlarını zamanında ve belirtilen dozda almaları çok önemlidir.  WARFARİN, KLOPIDOGREL gibi  kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların az su içmeye bağlı olarak kullandıkları  ilaçların etkisi azalabilir,  hatta pıhtı oluşumu söz konusu olabilir, vücuttaki mineral dengesi bozulabilir, böbrek ve kalp damar sistemi etkilenebilir. Ayrıca son dönemde covid-19 virüsünün ACE2 reseptörlerini etkilediği ve bu reseptörlerin kalp, damar, kornea, ileum da olduğu dolayısıyla virüsün bu reseptörlere bağlanarak yayılmasının hızlanabileceği görülmüştür. Damar sağlığının korunması kalp, böbrek ve tüm vücudumuz için çok önemlidir.

Aysu – Bu süreçte hastalarınız için yasal olarak kolaylıklar var mı?

Sevinç Hanım — Bu süreçte hastalar raporlu ilaçlarını, aile hekimine gitmeden eczanelerden 3 aylık olarak alabiliyorlar. Eski raporları Ocak 2020 den itibaren Haziran ayı sonuna kadar geçerlidir.

Aysu – Beslenmemiz her zaman için önem taşımaktadır ama özellikle ramazan ayında ve bu süreçte, “bağışıklık sistemimi güçlendirmek için ne almalıyım” diye soranlar oluyor mu? Bu konuda nasıl yönlendiriyorsunuz?

Sevinç Hanım –Ramazan ayı boyunca yaşam şeklimiz, özellikle beslenmemiz ve uyku düzenimiz önemli ölçüde değişiyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmek, günde 2-2,5 lt su içmek, yeterli uyku ve egzersiz, hijyen,  bağışıklığımız için son derece önemlidir. Bunların yanında D vitamini, C vitamini, magnezyum ve çinko eksikliğimiz varsa bunların da yerine konulması gerekir. Bu takviyeler bağışıklığımızı güçlendirir.

Aysu –  Hamilelerimize ve çocuklarımıza neler söylemek istersiniz?

Sevinç Hanım –Çocuklarımızın sağlığını önemsemeliyiz. Uykularını almalarına, sağlıklı beslenmelerine özen göstermeliyiz. Onlarla birlikte basit ev egzersizleri yapalım, müzik eşliğinde dans edelim, kişisel temizliklerini ihmal etmeyelim. Gerekiyorsa bu dönemde omega 3 ve vitamin desteklerini de alabilirler

Hamileler de bu süreçte daha bir özenle korunmalılar. Ellerini sık sık yıkamalılar, sosyal mesafeyi korumalılar, gerekmedikçe dışarı çıkmamalılar, ateş, öksürük, nefes darlığında en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalılar. Sağlıklı beslenmeli ve vitaminlerini almalılar, doktor takiplerini ihmal etmemeliler.

Aysu – Yine bu içinde bulunduğumuz sağlık sorunları dizisinde D vitamini eksikliği de önemli yer tutuyor, bunun için güneşten nasıl ve ne kadar sürede yararlanabiliriz?

Sevinç Hanım —Kovid pandemi sürecinde hastalığa yakalananların, bu  süreci kritik, orta ve hafif  düzeyde atlatmalarına bakıldığında D vitamini seviyelerinin de önemli olduğu görülmüş. D vitamini seviyesi yüksek, 30ng/ml ve üstü olan, kronik hastalığı bulunmayan  hastaların hafif şekilde hastalığı geçirdiği gözlemlenmiştir. D vitamini yağda çözünen bir vitamindir aynı zamanda steroid yapıda bir hormondur. Kemik, kalsiyum metabolizması ile birlikte vücudun tüm sistemlerini etkileyen bir vitamindir. D vitaminin önemli bir kısmı %90 oranında UVB ışınları tarafından sentezlenir. Cilde direkt güneş ışığı teması gereklidir. Özellikle güneşin dik geldiği öğlen saatlerinde 20-25 dk güneşten faydalanmalıyız. D vitamini somon, ton balığı, sardalya, yumurta, dana karaciğerinde bulunur. Besinlerle D vitaminini yeterince almak zordur. D vitamini seviyesi  40-100 ng/ml arasında olmalıdır. Eksikliğinde takviye edilmelidir.

Aysu –Guatr ilaçları da önemli yer tutmaktadır, bu ilacı içen hastalarımız için sormak isterim, oruç tutanlar bu ilaçları hangi öğünde ve kaç dakika önce almalıdırlar?

Sevinç Hanım –Tiroit bezi yavaş çalışan, Hashimato tirodi guatr hastaları, kullandıkları ilaçları sahurdan yarım saat önce aç karnına almalılar. Normal zamanda da sabah kahvaltıdan yarım saat önce aç almalılar.

Aysu – Günümüzde en çok konuşulan konu “maskeler”, etkisi, sürekliliği ve bulunabilirliliği konusunda bilgilendirir misiniz?

Sevinç Hanım -Halen kullanılan 2 tip maske var. Devletin verdiği mikropların yayılmasını önleyen cerrahi maskeler ve hasta insanlarla ilgilenen sağlık çalışanlarının kullandığı, havada bulunan parçacıkların %95 ini filtre eden N95 maskeler. Her ikisi de tek kullanımlık maskelerdir. Maskeler ağız, burun, çeneyi tam olarak kapatmalı ve hava geçirmemelidir. Ellerimizi yıkayıp maske takalım, kirlenen, nemlenen, yırtılan maskeleri kullanmayalım. Maskeler devlet tarafından verilen kodla eczanelerden ücretsiz olarak alınabilir. Kod gelmeyen hastalarımız da T.C.numaraları ile sistemden sorgulanarak maske alabilirler. Ayrıca ücretli olarak ta eczane, medikal ve marketlerden satın alabilirler. Hastalarımız mutlaka dışarı çıkarken maske takmalılar. Bunu özellikle hatırlatmak istiyorum.

Aysu – O halde şimdi soralım, Koronavirüsü ne değildir?

Sevinç Hanım – Koronavirüs hayatımızda alacağımız basit tedbirler ve bu tedbirlere toplum olarak hep birlikte uyduğumuzda, bağışıklığımızı, moral ve motivasyonumuzu güçlü tuttuğumuzda, bu virüsü yeneceğimize inandığımızda, bizden daha güçlü değildir.

Aysu – Bunca hareketliliğin içinde siz eczacılar kendinizi nasıl koruyorsunuz? Önlemleriniz nelerdir?

Sevinç Hanım –Bizler eczanelerimizde hijyen kurallarını en üst seviyede uyguluyoruz. Dezenfeksiyon başta olmak üzere, pleksi bariyerler, sosyal mesafe kuralına uygun olarak mesafe uyarıcılarının konumlandırılması, ortamın havalandırılması, hastalarımızın eczaneye 2 ya da 3 er kişi olarak alınması, çalışanların maske ve gözlük kullanmaları gibi tedbirler alarak görevimizi sürdürüyoruz.

Aysu – Bu süreçte eczacılar olarak hastalarınızı nasıl bilgilendiriyorsunuz? Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?  

Sevinç Hanım –Bizler eczacı ve sağlık danışmanı olarak, pandemi (evrensel hale gelmiş korona) sürecinde aktif olarak en ön saflarda yerimizi aldık. Halkımızın en kolay ulaştığı sağlık noktalarından biri olduk. Hastalarımıza bu dönemde virüs ve pandemi konusunda gerek yazılı gerek konuşarak bilgilendirmeler ve tedbirler konusunda sürekli aydınlatmalarda bulunduk,ilaç danışmanlığımızın yanında medikal ürün danışmanlığı da yaptık. 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Gününde beni misafir ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Fedakârca görev yapan tüm sağlık çalışanlarını kutluyorum. Bizler sizler için görevimizin başındayız sizler de bizim için lütfen evde kalın. Kendinize iyi bakın, sağlıklı günler diliyorum.

Aysu – Bu anlamlı günde bizleri bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederiz. Sizlerde kendinize iyi bakın lütfen..

Sevinç Hanım – Çok teşekkürler.

Aysu —   Sizler ne kadar alıştınız bilmiyorum ancak bildiğimiz bir şey var inandığımız ve sabrettiğimizde her geçen gün bir öncesinden daha güzel olacaktır.

Sağlık Danışmanı ve Uzman Eczacı Sevinç Önder ile İlerleyen zamanlarda ilgimizi çeken diğer konularda buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın evde kalın… (aysuazak@hotmail.com)  

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
12 Ekim 2016
7 Şubat 2020
17 Ekim 2018
7 Mart 2017
4 Mayıs 2016
YORUMLAR
  1. Avatar Ferayi dedi ki:

    Sevinc Hanım bilginizi ve tecrubelerinizi kattiginiz ve bizle paylaştığıniz cok güzel bir röportaj olmuş.Başka konulardada röportajıniz bekleriz.Dunya eczacılar gününüz kutlu olsun