DOLAR 7,8136
EURO 9,3487
ALTIN 450,18
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 18°C
Parçalı Bulutlu

BUNLARDAN DAHA FAZLASI

30.07.2020
668
A+
A-

BUNLARDAN DAHA FAZLASI

Kadın! Ta kiii  değişim için zorlanmadıkları sürece, değişime mecbur bırakılmadıkları sürece, bastırılıp hor görülmedikleri sürece, şiddete, hakarete mazur bırakılmadıkları sürece kadın her şeydir.

Kadın sadık bir eş, bir sevgili;  merhametli, fedakâr bir anne; aynı karnı paylaşmış bir karındaştır, kardeştir kadın, tüm zarafetiyle…

Cemal Süreya’nın dediği gibi

“Bir kadını ortadan ikiye böl…

yarısı annedir,

yarısı çocuk,

yarısı sevgili yarısı aşk…

duyanlar bunu bilmez,

görenler anlamaz bunu!

yarısı rivayettir,

yarısı gece…!”

Bir kadın! Öyle bir kadın ki hem anne hem baba olabiliyor. O da yetmedi bir eş, bir yoldaş olabiliyor. Dahası da var aynı anne babadan olmasanız bile kardeş oluyor, can oluyorsunuz. Ya bir sevgilisiniz ya da bir annenin bir babanın göz bebeği, ciğer paresi, gözünün nuru. Bunlar güneşin balçıkla sıvanamayacağı kadar net, bir o kadar da gerçek.

Sizin anneniz!  Hani deseniz ki “seni annelikten, reddediyorum”, sadece söylemenizle kalırsınız. Siz isteseniz de istemeseniz de yine anneniz, bu asla değişmeyecektir. Gerçek olan budur.

Bu yaşa kadar emek veren gecesini gündüzüne katan, yemeyip yediren, (bu söz çok sıradan gibi gelse de hatırlayın lütfen; siz bir parça fazla yiyin diye anneniz kendi hakkını size vermedi mi?), pek çok fedakârlıkla büyüten annenizdi. İster reddedin ister menfaatiniz için bin bir laf edin yine annenizdir, o yine bir kadındır.

 Sizin sevgiliniz, sizin eşiniz, sizin arkadaşınız, can yoldaşınız ve her şeyinizdir kadın, eğer seçmişseniz, size aittir; “kadın” adı ne olursa olsun ne fark eder ki Kadın değil mi? Uğruna gecenizi gündüzünüzü adadığınız, deliler gibi olduğunuz, onun için Roma’yı yaktığınız da kadın.  O bir kadın!

Ya biz?

Biz kadınlar mı?

Biz bunlardan daha fazlasıyız.

 Sadece anne, eş, kardeş değil her şeyiz.

Hizmetçi ruhumuzu unutunuz mu? Bizden iyi hizmetçi olur mu? Tabii buradan bakanlar için “hizmetçi” dedim. Bazı beyler bu kelimeyi kabul etmiyorlar, “yaşamın gereği ihtiyaçlar için sağlık, beslenme, temizlik gibi yapılması gereken işleri paylaşıyoruz, beraber yapıyoruz” diyorlar ki zaten sözüm onlar için değil ama bazen hizmetçi olduğumuzu hissettiren, emir veren, bu ifadeleri söyleyen  beyler de vardır değil mi?

Tamir etmek bizim işimiz mi? Değil diyenler şanslılar. Bazen erkeklerin yapacağı güç işlerin de sahibi, tadilat ve tamirat işlerini de yapan oluyoruz. Ancak “ben yaparım” deyip de bekletenler ya da günlerdir usta gelecek diye bekleyen kadınlarımız var. Sonrasında kendi yapmaya çalışanlar oluyordur sanırım. Pek çok kadın bu konuda çok başarılı oluyor. Acaba beyler yapmadığı için mi kadınlar böyle beceri sahibi oluyor, ne dersiniz?

Çocuklarımızı terbiye eden biz kadınlar değil miyiz? Çocuklarımız arasında ara bulucu değil miyiz? Evin idaresini sağlayan, gemi batmasın diye ehliyetsiz kaptanlık yapan biz değil miyiz? Biz daha da fazlasıyız aslında.

Bekir Coşkun’un yazısını hatırladım. Kendisine de buradan sağlıklı günler ve acil şifalar diliyorum. Kadını çok güzel dile getirmiş bir bölümün de diyor ki,

 “Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci..

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde…”

Aslında biz daha da fazlasıyız. Beslenip özenle bakıldığımızda yaratıcı yanımızı kimseler tutamaz. Yeter ki içimizde,  yuvamızda, eşlerimizde huzuru bulalım.

Biz kadınlar, hayatımızın bir evresine kadar erkekler gibi çocuğuz. Kız veya erkek hiç değişmeden çocuğuz, genciz. Erkeklerle okul bahçelerinde koşturan, mahallede onlarla yarışan tartışan bazen de ekmeğini, oyuncağını, kitaplarını, kalemini silgisini paylaşarak birlikte kardeşçe büyüyen çocuklardık, gençlerdik.

Peki, nereye kadar, ne zamana kadar?

Ne oldu da bu cinsiyet farkı günümüz de biz kadınların korkulu rüyası oldu?

Davranışlarımız, içimizin dışa vurumudur. Aslında kendi yaşamımızda biriktirdiğimiz olumsuzluklardır, öfkedir, karşımızdakine söylediğimiz kırıcı sözler.

Birilerine öfkemiz ve yetersizliğimiz varsa çevremize kırıcı oluruz.

Mutlu, istikrarlı, sevgi ve saygının içinde yer almış, kanaatkâr ve vicdan sahibi, hanımına ve çocuklarına merhametle davranmış bir babanın evladıysa, anne de iyi günde kötü günde babayı olumlu davranışlarla besliyorsa, bu aile de yetişen özellikle erkek çocukları babayı rol model aldıkları için olumlu davranışlar içinde olacaklardır. Kendi gibi çocuklar yetiştirecektir.

Anne baba olarak bizlere düşen toplumsal sorumluluk erkek çocuklarımıza kadının değerini söylemek kadar onların yanında olumlu davranışlar sergileyerek, kadına şiddetin, hakaretin iyi bir şey olmadığını, kadına elin kalkmaması gerektiğini, sorunları çözme yolunun karşılıklı sakin bir şekilde konuşmak olduğunu öğreterek büyütmektir.

İki bin on dokuz yılında en çok kadın ölümü, eylül ayında görülmüş, elli üç kadın.

Dilerim her adam, her kadın toplumsal sorumluluğuna sahip çıkar.

Dünden daha mutlu kalın, sevgiyle kalın…  (aysuazak@hotmail.com)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
4 Temmuz 2018
23 Ağustos 2016
10 Nisan 2019
30 Nisan 2020
11 Ekim 2017
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.