DOLAR 7,8146
EURO 9,2629
ALTIN 482,89
BIST 10,2784
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 26°C
Parçalı Bulutlu

SAĞLIK VE HUZUR

08.10.2020
598
A+
A-

SAĞLIK VE HUZUR

Gerçekte böyle bir konferans veren olmuş mudur bilmiyorum ama çocukluğumuzda anne babalarımızın “El atına binen tez iner” ya da “Attan inip eşeğe binmek.” sözlerini hatırlattı.

O zamanlarda ne anlama geldiğini bilmeden, konuşmalarının öncesi ve sonrasında ne anlattıklarına anlam veremezken büyüdükçe ne demek istediklerine aklımız ermeye başlamıştı.

Hangi meslek sahibi olursanız olun, her mesleğin kendi içerisinde oluru kadar imkânları, ihtişamı vardır. Bir gün gelir emekliye ayrıldığınızda o ortamda yaşanan bütün lükslerden ya da imkânlardan uzaklaşırız.

O mesleğin olması gereken ihtişam, imkânlar huzur içinde sadece o meslek içindir veya o mesleğin olması gerekenlerindendir, kişiler için değil.

Bütün mesele bu ayrıntının bilincinde olup, olması gerekenleri abartmadan yapılmasını sağlayarak, sahiplenmeden görev bilinci içinde görevlerin yerine getirilmesidir sağlık ve huzur içinde hem de.

Okullarımızda ders olarak işlenen “Değerler Eğimi” derslerimizde değerlerimizin altı çizilmiştir. Saygı, sevgi, sorumluluk, mutluluk, işbirliği, dürüstlük, hoşgörü  alçakgönüllülük, samimiyet, uyum, özgürlük gibi konular sağlık ve huzur içinde  işlenmektedir.

Çocuklarımızın erken yaşlarda bu bilince ulaşması sağlanarak insan ilişkilerinde, aile içinde ve mesleki sorumluluklarımızda neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğuna ilişkin davranışların kazanılması hedef alınmıştır.

Bu değerlerimize sahip olmanın başlangıcı, sıfır yedi yaş aile içi eğitiminin bir parçasıdır. Sağlıklı ve huzurlu bir ailenin önemini bir kez daha hatırlatarak, biz anlayışı içinde okullarımızda ve yakın çevremizde model olan örneklerle pekiştirilmesidir.

İşte öğretmenlik mesleği de bu pazartesi pandemi sürecinde özledikleri öğrencileriyle sağlık ve huzurla hayat bulacaktır. Mesleki sorumlulukların bilinciyle yeniden anlam kazanacak ayrıca çocuklarımız için en iyisi olacaktır.

13 Mart’tan bu yana geçen sürede, süreç bize pek çok şeylerin anlamını ve kıymetini öğretti.

Ne çok kıymetli zamanlarımız, dostlarımız, ailemiz varmış, zaman ayıramamaktan şikâyet ettiğimiz. Sağlığımız ve huzurumuz ne kadar önemliymiş.

Hadi artık işlerimizin, okullarımızın, öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hizmetlilerimizin, ailemizin sevdiğimiz ve bizim için emek veren herkesin özellikle sağlığımızın kıymetini bilelim ve zaman ayırarak özlediklerimize duygularımızı yansıtalım.

Bunu yaparken de özellikle sevgili öğrenciler sosyal mesafemizi koruyalım ve hep maskeli olalım. Anne babalarımız mümkünse okula girmeden çocuklarımızı bırakalım ya da alalım.

Yüz yüze eğitimi huzurla ve sağlıkla sürdürebilmek dileğiyle… Sevgiyle kalın…(aysuazak@hotmail.com)

Eski bir bakandan, bir konferansta konuşma yapması istenmişti.

Elinde kâğıt kahve bardağı ile kürsüye çıktı ve konuşmasına başladı. Ama kafasının başka yerde olduğu sanki anlaşılıyordu.

Daha bir iki cümle söylemiş iken durdu, kahve bardağından bir yudum aldı ve sonra bir süre bardağı kaldırıp baktı.

Derin bir nefes aldı ve “Biliyor musunuz ne düşünüyorum? ” diye sordu.

“Bu konferansta geçen yıl da, hem de aynı kürsüde konuşmuştum.Tek bir fark vardı, o zaman hala bakanlık görevim sürüyordu.

Buraya gelirken bana business class bileti alınmıştı, hava alanında beni bir limuzin ve eskort araba bekliyordu. Beni önce bir otele götürmüşlerdi.

Otel müdürü beni otelin kapısında karşılamış ve kral dairesine çıkarmıştı.

Ertesi sabah lobide benim odadan inişimi bekleyen bir heyet vardı. Beni yine aynı limuzinle bu salona getirmişlerdi.

Özel bir kapıdan içeri almışlardı. Çok şık bir bekleme odasında konferansı beklerken porselen bir kapta kahve ikram etmişlerdi.

Sonra da beni salona aldılar ve en ön sırada ayrılan yerime geçmiştim.” Eski bakan derin bir nefes aldı, seyircilere gülerek bir süre baktı ve devam etti.

“Fakat bu yıl karşınızda bir bakan olarak bulunmuyorum.”

Bir an durdu ve sonra “ Dün buraya kendi ödediğim uçak bileti ile uçtum. Beni hava alanında kimse karşılamadı.

Otele taksi ile geldim. Kendi odama kendim çıktım.

Bu sabah buraya otelden yine taksi ile geldim.

Kapıdan girerken güvenlikten geçtim, hüviyetimi alıp listede olduğuma emin olmadan salona almadılar bile.

Sonra da bulabildiğim yerde oturdum. Canım kahve istedi ve görevliye sordum, bana dışarıda kahve makinesi olduğunu söyledi. Ben de çıktım ve şu gördüğünüz kağıt bardağa kahveyi kendim doldurdum.”

Seyirci gülmeye başlamıştı. “Sanıyorum geçen yıl porselen bardak bana sunulmamıştı. Makamıma sunulmuştu. Benim asıl bardağım işte bu.”

Konuşmanın bu noktasında gülüp alkışlayan seyircilere kahve bardağını kaldırıp gösterdi. Alkışlar bitince de şunları söyledi :

“Size verebileceğim en iyi ders bu işte. Bütün o övgüler, hizmetler, avantajlar rütbeniz, rolünüz, makamınız içindir.

Size ait değildir. Ve bir gün makamınızı görevinizi bitirdiğinizde porselen bardağınızı halefinize verirler. Çünkü aslında layık olduğunuz hep kâğıt bardaktır.” (alıntıdır, Simon Sinek’den “Liderler en son yer”)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
18 Nisan 2017
11 Mart 2020
2 Temmuz 2020
8 Kasım 2016
10 Mayıs 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.