DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 22°C
Gök Gürültülü

DAHA DA OLSUN

13.05.2021
589
A+
A-

Hep bir “daha” vardır hayatımızda, hep bir biriktirme sevdamız. Daha çok para, daha çok erzak, daha çok giysi, daha çok zaman…

Daha çok kıyafet, bazılarını en son ne zaman giyindiniz hatırlıyor musunuz?

Daha çok yiyecek, aldıklarınız arasında çürüyüp attıklarınız hiç olmadı mı?

Daha çok zaman, boşa geçirdiğiniz anlar olmadı mı diyorsunuz?

 Ve “daha” ,“daha”, “daha”…

“Bütün bunları neden istiyorum, şu an da ihtiyaç mıdır? ”, diye kaç kişi sormuştur kendine?

Olanı değerlendirmeden, yetinmeyerek azımsayarak “daha da olsun” diyenler.

Bunlar için mantıklı bir açıklaması olanı saygıyla karşılarım, ne var ki isteklerin sonu gelmiyor.

İstedikçe sanki açlığımız artıyor, oysa ihtiyacımız karşılandığında “daha” diyemeden bir şükür içinde oluyoruz ya da derin bir “oh” çekiyoruz.

Ya elimizdekiler…

Ne kadarının farkındayız? Elimizde olanların kıymetini ne kadar biliyorduk?

Hani şu çocukluğumuzun bayramları nerede? 

El öptüğümüz, saçlarını okşadığımız; büyüklerin küçüklere, küçüklerin büyüklere sımsıkı sarıldığı bayramlar diyorum. Covit-19 olmadan öncekiler mesela.

Hani şu,”yaşasın bayram geliyor, tatil geliyor” diyerek çoluk çocuk gittiğimiz günler diyorum.

Bayram öncesi büyüklerimizle bayramlaşıp, “bayramda biz burada değiliz” diyerek el öpmelerden söz ediyorum.

Büyüklerimizin saygıyla karşılayıp, “Tamam yavrum, keyfinize bakın, sağlıkla gidin gelin” deyişlerini hatırlıyorum.

Bir süre sonra her şeyin anlamı değişiyor ve yerine başka anlamlar yüklüyoruz, büyüyoruz, olgunlaşıyor, tecrübe etmeye başlıyoruz, bakış açımız değiştiriyor.

Aile olmanın, akraba olmanın, kan bağının anlamı zihninizde şekilleniyor. Ve diyorsunuz ki, “her şey zamanında” güzel.

Bazen bu mecburen oluyor bazen de öyle düşündüğümüz için.

Biz kendimiz için hangisini düşünürsek düşünelim, ister mecburiyet olsun, ister kendimizce bir aydınlanma süreci, geldiğimiz sonuç ortada.

Önemli olan bundan sonraki bayramlarımız, ilişkilerimiz, birbirimize verdiğimiz değer, ayırdığımız zamanların kalitesi değil mi?  

Tüketmek çok kolaydır. Paran tükenir, ekmeğin tükenir, gücün tükenir … Sözün tükendiği bir yer bile vardır.

Bütün mesele, elimizde olanların kıymetini bilmektir.

 “Daha” demeden var olanı sevgiyle kabul etmektir. Sağlıklı bir şekilde evlerimizde mutlu olduğumuzu görerek olanı olduğu gibi kabul edebilmektir.

“Daha”larımız güzellikler için olsun. Bizi beslesin, geliştirsin.

Daha iyi insan, daha iyi kadın, daha iyi çocuk, öğretmen, doktor, mühendis, mimar, gazeteci, yazar, okur vee daha iyi adam olsun.

 Kızına kardeşine, eşine ve tüm insanlığa daha faydalı olsun…

Bütün güzellikler için daha da olsun.

Bu bir istek değil, ihtiyaçtır. Birbirimizin güzelliklerine ihtiyacımız var. Bize iyi gelenler bu güzelliklerde saklı.

Mutluluğun kaynağı sizsiniz.

Ruhumuzu besleyen “daha da” güzel şeylerin olması dileğiyle…

Kıymetini bildiğiniz, sağlıkla geçen ve her şeye rağmen mutlu bayramlarınız, mutlu anlarınız olsun. Sevgiyle kalın, mümkün olduğu kadar evde kalın…

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında;  Çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik öyküsünü paylaşmak istedim bugün. Sanki bildiğimiz sahneleri anlatır gibiydi.

 (aysuazak@hotmail.com)

Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerde, cömert bir baronun karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için barona gidip talebini iletir.

Gerçekten de Baron herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir.

Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar kat ettiğin bütün yerler senin.

Fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. “Yoksa bütün hakkını kaybedersin!..”

Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez.

Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış.

Koşar, koşar, ama kesilir takati. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar.

Başladığı noktaya iyice yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz.

Baron olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur.

Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Baron; Pahom’un mezarının başında durur şöyle der:

 “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
10 Ocak 2018
28 Şubat 2017
2 Mayıs 2017
12 Ekim 2016
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.