DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 17°C
Sağanak Yağışlı

ABARTILMIŞ NE VARSA

24.10.2021
301
A+
A-

Yaşarken çoğu şeyleri abarttığımızın farkına varamayız. Bazen bilerek, bazen de bilmeden abartırız.

O kadar çok şey abartılır ki, abartısız hali eksik hissettirir ya da yetersiz hissettirebilir, alışmış olanlar için.

TDK’ya göre abartmak, “Bir olayı, bir şeyi olduğundan daha önemli, daha çok, daha büyük göstermek.” anlamına gelmektedir.

Bana göre son yıllarda sosyal medya eşliğinde ‘abartı’ daha da bir abartılı hale gelmiştir.

Daha çalışkan, daha mutlu, daha zengin, daha güzel olma isteklerimizi büyütebiliriz. Sonrasında zaman geçtikçe, hemen tersini düşünerek bir şekilde küçültürüz. Konu her neyse abarttığımız ölçüde küçültür, anlamsızlaştırırız.

Parayı gözümüzde büyütebiliriz mesela. Çok fazla paranın mutluluk getireceğine abartarak inanırız.  

Biraz zaman geçtikten, bir şeyleri yaşadıktan sonra çok paraya sahip olduğumuzda, satın alamadıklarımızı düşünmeye başlarız. Hatta belki de alamadığımız şeylerin eksikliğine abartarak üzülürüz.

Mesela gençlerimiz evliliği gözlerinde büyütüyor olabilirler. Kimileri mutluluğu, çevre faktörlerini hesaba katmadan, sadece eşinde bulacağı yanılgısındadır. Oysa eşler arasındaki mutlulukta gündelik yaşamda çevremizdeki insanlarında payı olduğunu hatırlatmak gerek. Kimileri de evlenmeden abartılı duygular içinde olabilir.

Bazen de bizlere yapılan bir iyiliğin altında bir şeyler olduğu düşüncesini büyütürüz. Abartarak bir çıkar ilişkisini arar, bir beklenti içine gireriz ya da bir kerecik kötülük yaptığında, biri bin yapar o kişiyi elimizin tersiyle iteriz. 

 Doktora gitmeyi de abartırız, ilaçların etkisini hemen görmek isteriz. Bunları da abartılmış duygular içinde yaparız. Kaygılarımız artar, iki günde beklentilerimizi, büyüterek sonucu görmek isteriz.

Zaman zaman kendi duygularımızı da abartırız. Sevgimizi, bağlılığımızı, sadakatimizi gözden geçirirken kendimize de haksızlık ederiz.  Karşımızdaki için yersiz abartılar içinde olabiliriz. Bu da izleyeceğimiz yolu, alacağımız kararları etkiler. Belki de bizleri asıl olmak istediğimiz yerden uzaklaştırır.

Bu süreçte boşa geçen zamana mı, verdiğiniz emeklere mi, enerjinizin düşmesine mi yanarsınız?

Abartılan konu ne olursa olsun, pek çok nedeni vardır. Kişinin kendi bakış açısı, ihtiyaçları, beklentileri, eksiklikleri gibi.

Mutluluk da böyle değil midir?

Pek çok nedene bağlıdır. Belli oranlarda her duyguyu yaşamaya izin verelim. Önemli olan fazla abartmadan dengeyi koruyarak, mutlu olmayı başarmaktır.

Daha iyiye sahip olmak için elimizdekilerle yetinmeyi öğrensek. Her konudaki,  isteklerimizi kontrollü bir şekilde büyütsek nasıl olur?

O halde şimdi abartılmış ne varsa düşünme zamanıdır.

En kötüsüne razı olmadan, kıymetini bildiğiniz günler dileğiyle sevgiyle kalın. (aysuazak@hotmail.com)

Zamanın birinde bir kasabada yaşayan dünyalar güzeli bir kız varmış.

Bu kız öyle güzelmiş ki çok uzak şehirlerden ve ülkelerden çok zengin, çok yakışıklı, asil pek çok delikanlı onu görmeye gelirmiş.

Kendisiyle evlenmek isteyen nice prensi nice şövalyeyi reddeden güzel kız kimseleri beğenmezmiş.

Bu arada aynı kasabada yaşayan ve bu kıza aşık olan genç bir delikanlı da bu kızı istemiş.

 Ama kız onu da reddetmiş. Aradan uzun yıllar geçmiş. Bizim delikanlı kasabadan ayrılmış. Kendine başka bir hayat kurmuş ve evlenmiş, çoluk çocuğa karışmış.

Bir gün yolu bir zamanlar yaşadığı güzel, küçük kasabaya düşmüş.

Orada tanıdık birine rastladığında aklına bir zamanlar orada yaşayan dünyalar güzeli kız gelmiş ve ona ne olduğunu sormuş.

Yaşlı adam önünde gül bahçesi olan bir evi göstererek kızın evlendiğini söylemiş. Bizimki bir zamanlar herkesi reddetmiş olan kızın kocasını pek merak etmiş.

Bir gün gizlenip kocasını evden çıkarken görmüş. Kızın kocası şişman, kel ve çirkin mi çirkin bir adammış.

 Üstelik zengin bile değilmiş. Çok merak eden adam kocası gittikten sonra evin kapısını almış.

 Kız kapıyı açınca kendini tanıtmış ve neden böyle bir adamla evlenmiş olduğunu sormuş.

Kız da ona arkasındaki gül bahçesinden en güzel gülü koparıp getirirse cevabı vereceğini bu arada tek şartının bahçede ilerlerken geriye dönmemesi olduğunu söylemiş.

 Adam da bunun üzerine yüzlerce güzel gülün olduğu bahçede ilerlemeye başlamış.

Birden çok güzel sarı bir gül görmüş.

Tam ona doğru eğilirken biraz ilerde kocaman pembe bir gül gözüne çarpmış.

Tam ona uzanırken daha ilerde muhteşem güzellikte kırmızı bir gül goncası görmüş.

Derken bir de bakmış ki bahçenin sonuna gelmiş ve mecburen oradaki bir gül koparıp kıza götürmüş.

 Bahçenin en güzel gülün getirmesini beklerken kız bir de ne görsün yaprakları solmuş cılız bir gül.

Bunun üzerine adama dönen kız söyle demiş; “ Bak gördün mü? Her zaman daha iyisini bulmak isterken ömür geçer ve sen en kötüsüne razı olmak zorunda kalırsın. Bu yüzden gençlik gitmeden elindekiyle yetinebilmeyi öğrenmek gerekir.”

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
15 Kasım 2016
9 Ağustos 2016
30 Temmuz 2020
15 Ekim 2021
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.