DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

BİR DÜŞÜNSEK

BİR DÜŞÜNSEK

Yine bir ekim ayı, ayların en güzeli, baharın son demleri ve yalancı sıcaklıklar.

Bir başka ifadeyle ekim ayının sonundan kasım ayının ortalarına kadar devam ettiği söylenen “pastırma sıcakları” diyebiliriz.

 Bu dönemde gündüz saatleri güneşli ve ılık geçtiği için geceler serin oluyor.  Bu sıcaklık dalgası ülkemizde adını pastırmadan almış. Gece ile gündüz arasındaki sıcaklık farkının birbirine yakın olduğundan, pastırmanın en iyi bu dönemde kurutulduğu iddia ediliyormuş, Bu nedenle pastırma sıcakları adı verilmiş.

Bu sıcaklar dünyanın pek çok yerinde yaşanıyormuş. Almanya’da “koca karı yazı”, İsveç’te “Azize Birgitta yazı”, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Yerli yazı” (Indian summer) adını almış.

Soğuk günleri yaşamaya az kaldı. Kışı karşılamaya ne kadar hazırız bilmiyorum da vatanı kurtarmak için, çarpışan cesur savaşçılarımız 98 yıl önce karda kışta, o buz kesen soğuklarda ya da o kavurucu sıcaklarda mevsim değişikliklerine ne kadar hazırlardı acaba? Bir düşünsek mi?

Yurdumuzu bize kazandırmak için canını feda eden kadınımızı, erkeğimizi de düşünsek mi biraz? Nelerden vazgeçtiler? Bir eş, bir kadın, bir erkek; bir anne, bir baba olarak nasıl bir duygu durumu içindeydiler? Yine gece gündüz durmadan, yün çorap ve yün fanila örerek askerlerimize gönderen ninelerimizi hatırlar mısınız?

Ya tarihe “meçhul çocuk askerler” olarak geçen kahramanlarımız aklınıza gelir mi?  Ve daha nicelerini bir düşünsek mi?

29 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilan edildiği bu anlamlı gün hepimize kutlu olsun.

Bizi bu günlere kavuşturan, savaş alanlarında düşmanla göğüs göğüse çarpışan başta ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere onunla omuz omuza çarpışan tüm şehitlerimizin ruhu şad olsun.

Bizim için toprağa düşmüş askerlerimizi daima hatırlamak dileğiyle mutlu kalın. (aysuazak@hotmail.com)

ATATÜRK VE ÇOBAN ÇOCUK  ATATÜRK,

Antalya’ya gidiyordu. O sırada İtalyan diktatörü Musolini abuk sabuk nutuklarında, Türkiye’yi de hedef tutuyordu.

Yolda mola verildiği bir sırada, uzaktan bir Türkü sesi ATATÜRK’ün ilgisini çekmişti.

Etrafı aradılar, Türküyü bir çoban söylüyordu. Çobanı getirmeleri için emir verdi, getirdiler. Çocuk yaşını henüz geçmiş bir genç çoban.

ATATÜRK:

– Türküyü sen mi söylüyorsun? diye sordu. Çoban:

– Evet, deyince:

 – Sesin çok güzel, okuman da fena değil. Burada da söyle de dinleyelim. Genç çoban nazlanmadan, yadırgamadan başladı:

(Demirciler demir döğer tunç olur…)

Türkü bitmişti. ATATÜRK ellerini çırptı ve alkışladı ve yüksek sesle:

– Biis… biis, diye bağırdı. Genç çoban bundan hiçbir şey anlamamıştı. ATATÜRK izah etti:

– Biis demek, beğendik, bir daha söyle, tekrar et demektir. Çoban Türküyü tekrarladı.

O zaman ATATÜRK, cebinden bir elli lira çıkardı çobana verdi. Çoban paraya baktı ve memnun bir tavırla:

– Biis… biis diye bağırdı. ATATÜRK, bu zeki hareket ve cevap karşısında o kadar memnun oldu ki, bir elli liralık daha çıkarıp verdi ve yanındakilere:

 – İmkân olsaydı da, Musolini şu sahneyi görseydi ve cevabı işitseydi, hangi millete nutuk söylediğini anlardı.

AMERİKALI ÇOCUKTAN ATATÜRK’E MEKTUP

Bir ulusun özgürlüğünü kazanıp modernleşmesini sağlamak için varını yoğunu ortaya koyan Atatürk, cumhuriyeti ilan etmesinden kısa bir süre sonra eline geçen bir mektubu okurken gülümsemekle birlikte duygulanır.

Gazi’yi duygulandıran bu satırlar, Amerika’da yaşayan 10 yaşındaki bir çocuğun kaleminden çıkmıştı.

 Mektupta,

“Sayın Efendim” diye bahsettiği Atatürk’e seslenen küçük çocuk, bir röportaj sayesinde Mustafa Kemal ve hükümete ilgi duyduğunu belirtiyordu.

Mektupta yer alan diğer ifadeler ise,

“Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve Bayan Kemal (Latife Hanım) hakkında birçok yazı ve resim topladım.

Lütfen bir Amerikalı çocuğa bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin…”

Bir gün, Türkiye’yi görebileceğimi umut ediyorum. Saygılarımla, Curtis LaFrance”.

Atatürk’ün küçük çocuğa cevaben yazdığı mektup:

  Böylesine masumane bir ricayı görmezden gelemeyen Atatürk, hemen bir kağıt ve kalem isteyerek çocuk için şu ifadeleri işler mektuba;

“Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza teşekkür ederim. Arzunuz veçhile bir adet fotoğrafımı leffen gönderiyorum…

Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane tavsiyem; Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazariyle bakmayıp kanıtlarını mutlaka ilmi ve esaslı tetkikata istinat ettirmeğe bilhassa atfı ehemmiyet eylemeleridir…

 “Hayatta naili muvaffakiyet ve saadet olmanızı temenni ederim. Türkiye Reisicumhuru Gazi Mustafa Kemal”

Kaynak: Mustafa Kemal Atatürk’ün Çocuklarla Anıları



YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.