DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

KISSADAN HİSSE HİKAYELER

05.10.2021
351
A+
A-

Dertsiz Çoban Hikayesi
Adamın birisi, bir gün, durup dururken kör olmuş. Çaresiz bir şekilde doktor doktor dolaşmaya
başlamış. Ancak gittiği tüm doktorlar adamın neden kör olduğunu “Gözlerinde bir hastalık yok ama
görmüyorsun, biz senin durumundan bir şey anlayamadık ” diyerek cevap verip adamı tedavi
edememişler. Doktorlardan umudunu kesen adam, derdine çare aramak için dünyayı dolaşmaya
başlamış. Gittiği bir dergahta kör adama; “Bak efendi, sen bu derdinden kurtulmak istersen, hayatta
hiçbir derdi olmayan bir adam bulacaksın, onun üzerindeki gömleği gözlerini süreceksin, böylece
gözlerin tekrar görmeye başlayacak” denmiş.Bu söz üzerine adam yine yollara düşüp koca dünyada
dertsiz birini aramış durmuş…Günün birinde, bir dağda bir çoban olduğunu ve onunda hiçbir derdinin
olmadığını öğrenmiş. Ve hemen söylenen o dağa doğru yol almış. Denildiği gibi dağda çobanı bulmuş,
derdini anlatmış, demiş ki: Eey çoban; duydum ki senin bu dünyada hiçbir derdin yokmuş, doğru mu?
Çoban mahçup bir sesle ‘yoktur’ diyerek yanıtlamış adamı. ‘Allah’a şükür benim hiçbir derdim yoktur.’
Kör adam sevincinden ne yapacağını şaşırmış, onca zamandır beklediği an gelmiş çatmış, gözlerinin
görmesini artık çok az bir zaman kalmış… Kör adam konuşmasına devam etmiş: Çobanım, canım
çobanım, gömleğini hele bir çıkarda, çıkarda gömleğini gözlerime süreyim, gözlerime süreyim ki
bende görebileyim… Çoban cevap vermiş; iyi ama benim gömleğim yok ki! Çoban dertsiz olmasına
dersizmiş ama, bir gömleği de yokmuş.

TAHTA PERDEDEKİ ÇİVİ
Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. ” arkadaşların ile
tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” demiş. Genç, birinci (ilk) günde
tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her
günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış.Babasına gidip söylemiş. Babası
onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence “bugünden başlayarak tartışmayıp kavga
etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart (sök)” demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki
her çivi çıkarılmış. Babası ona “aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik
var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak” demiş. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü
kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini
söyleyebilirsin ama bu delik kapanmayacaktır.
Mutluluğun Peşinden Gitmek
500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi.
Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün
balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı. Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini
yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar,
bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu
bulamamıştı.Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu
vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.Konuşmacı dedi ki:
“Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim
mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve
insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”
Tiffany Moore

DERVİŞ KAŞIKLARI
Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.
Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük
yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra,
önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel
kaşıklar getirildi. Ev sahibi konuklarına bu kaşıkları nasıl tutmaları gerektiğini söyledi Herkes kaşığının
ucundan tutmak zorunda kaldı. Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları
güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına götüremiyorlardı.

Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında,
karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi. Bilge,
bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. derviş kaşıklarıBu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün
sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler
ve bu kez onlar yerlerini aldılar, sofrada. Önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre
uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Onlara da kaşıkları ancak,saplarının uçlarından tuta bilecekleri
kuralı söylendi. Ev sahibi bilgenin Buyurun, afiyet olsun sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki
kaşığı, sapının ucundan tuttu ve Herkes kaşığını, karşısındaki kişinin tasına daldırıp, kaşığına aldığı
çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi. Konuklar sofradan
kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu. Sevginin yalnızca sözünü
edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır sorusunu soranlara bu uygulamayla yanıt verdikten
sonra bilge, bir de öğütte bulundu: İşte, dedi. Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve
yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir. Ve kim ki başkalarına da
düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazar, alan değil, veren kazançlıdır
her zaman.

ALINTI

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.