DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

KISSADAN HİSSE VE DERS

04.10.2021
447
A+
A-

Fidan Ekmek

Bir hükümdar mahiyeti ile birlikte ülkesinde bir gezintiye çıkmıştı. Yolun üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi:

-Baba sen ne diye fidan dikmekle uğraşıyorsun. Maşallah yaşını başını almışsın, yaşamışsın bu diktiğin fidanın meyvesinden herhalde yiyemezsin, ömrün vefa etmeyecektir. İhtiyar cevap verdi:

-Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse. Bizim diktiğimiz fidanların meyvesine de bizden sonrakiler yer.

Dünyada zaten böyle dönmüyor mu evlat. Bu cevap hükümdarın hoşuna gitti ve ihtiyara bir kese altın verilmesini emretti. İhtiyar bu ihsanı karşılıksız bırakmadı.Gördün mü evlat bizim diktiğimiz fidanlar şimdiden meyve verdi. Bu cevapta hükümdarın hoşuna gitti, bir kese daha altın verilmesini emretti.

Yaşlı köylü sıradan biri değildi. Evlat herkesin diktiği fidan yılda bir defa meyve verir. Bizim diktiğimiz fidan bak yılda iki defa meyve verdi.Bu diplomatça cevap da hükümdarın hoşuna gitti ve bir kese altın daha verilmesini emretti. Vaziyetin mehabetini gören akıllı vezir araya girdi ve hükümdarı uyardı.

-Aman aman sultanım hemen biran önce buradan uzaklaşalım. Bu bilge ihtiyar bu gidişle tarlasına fidan dikmek yerine bizim devletin hazinesine darı ekecek.

Başarının Sırrı

Dağa tırmanan bir adamın karşısına büyük bir kaya çıkar; yolu tamamen kapamış… Ne sağında, ne solunda küçük bir geçit kalmamış.Yüksekten kayıp düşen bu kaya yüzünden yoluna devam edemeyeceğini görünce, adam bir geçit açmak üzere onu kımıldatmaya uğraşır. Çok yorulur. Bütün uğraşmaları boşa gider.Ümitsizliğe düşen adam oturur ve:

“Gece basıp bu ıssız yerde yemeksiz, sığınaksız, avlarını aramaya çıkan vahşi hayvanlara karşı savunmasız kaldığımda ne olacak?” diye düşünür.

Fikri buna dalmışken, başka bir yolcu gelir. Birincinin yaptığını aynen yapar; kayayı kımıldatmak imkânını bulamayınca o da başını eğer ve sessizce oturur.Bundan sonra, daha birçokları gelir; hiçbiri kayayı kımıldatamaz. Hepsinin endişesi çok büyüktür.

Nihayet biri, ötekilere:

“Rabbimize dua edelim, belki bu perişan halimize acır” der. “Bu söz dinlenir, bütün kalpler O’na çevrilir.”

Az sonra, “Dua edelim” diyen adam:

“Kardeşlerim! Hiçbirimizin yalnız başına başaramadığı şeyi hep birden yapamaz mıyız?” düşüncesini ileri sürer.Kalkar, kayayı hep birden iter ve yuvarlar, yollarına da rahatla devam ederler.

Yolcu insandır, seyahat hayattır, kaya ise her adımda yolunda rastladığı zorluklardır.

Hiçbir insan yalnız başına bu kayayı kaldıramaz. Fakat Allah, kayanın ağırlığını, beraber seyahat edenleri durduramayacak surette hesaplamıştır.

Lemannais

Duanın Önemi

Şükran duymakta bir yaklaşım tarzıdır ve bizim müteşekkil olacak çok şeyimiz var ki. Çok fakir giyinimli kadın yüzünde bir hüzünle bir manava girer. Dükkan sahibine mahcup bir şekilde yaklaşır. Kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve 7 çocuğuyla birlikte aç kaldıklarını, yiyeceğe ihtiyacı olduğunu söyler. Manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini söyler. Kadın ailesinin ihtiyaçlarını düşünerek:

-Lütfen efendim der paramız olur olmaz getirip borcumu ödeyeceğim.  Manav kendisine bir kredi açamayacağını çünkü onun eski bir müşterisi olmadığını, kendisinde bir hesabının bulunmadığını söyler. O sırada dükkanın dışında bekleyen bir müşteri ikisinin arasında devam eden bu konuşmayı dinlemektedir. İçeri girerek manava yaklaşır ve ben o kadının almak istediklerine kefilim der. Ailesinin ihtiyacı olan şeyleri ona verir. Bunun üzerine manav çok isteksiz bir şekilde kadına döner ve bir alış veriş listen var mıydı diye sorar. Kadın:

-Evet efendim der. Tamam der manav. Şimdi onu terazinin şu kefesine koy. Onun ağırlığınca diğer kefeye istediklerinden koyacağım. Kadın biran duraksar. Sonra başını öne eğer ve çantasına açarak üzerine bir şeyler karalanmış kağıt parçasını çıkartır ve manavın kendisine gösterdiği kefeye özenle bırakırken başı hala öne eğiktir. Manavın ve diğer müşterinin gözleri terazi kefesine dikilirken hayretle büyümüştür. Manav müşteriye dönerek kısık bir sesle inanamıyorum der. Evet inanılacak gibi değildi. Müşteri manava gülerken, manav çoktan diğer kefeye eline geçeni doldurmuştur ama nafile, diğer kefeyi yerinden bile kıpırdatamamıştır. Terazinin kefesi artık üzerindekileri almayacak kadar doldurduğunda çaresiz hepsini bir torbaya doldurarak kadına verir. Şaşkınla üzerinde bir şeyler çiziktirirmiş kağıdı eline alır ve okur. Birde bakar ki orada bir alış veriş listesi yoktur. Sadece bir dua yazılıdır: -Allah’ım neye ihtiyacım olduğunu sen bilirsin, kendimi senin ellerine teslim ediyorum. Manav taş gibi bir sessizliğe bürünmüştür. Kadın kendisine teşekkür ederek dükkandan ayrılır. Müşteri her kuruşuna değdi der. Daha sonra manav terazi kesesinin kırılmış olduğunu görür. Bu nedenle duanın be kadar ağır çektiğini sadece Allah bilir.

ALINTI

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.