DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 6°C
Karla Karışık Yağmur

YER ALTINDA HAYAT VAR

17.12.2021
1.127
A+
A-

YER ALTINDA HAYAT VAR

Eski yaşamlar, günümüzde yaşananlar kadar olmasa da çoğu başlıklarla ortak payda da buluşabiliyor.

Yer altından çıkarılan kalıntılar yaşam izlerini üzerinde taşırken bizlere eski yaşamlar hakkında bilgiler veriyor.

Her dönem, ayrı özelliklere sahip yaşamlar var ve hiç biri birbirine tıpa tıp benzemiyor. Mesela kadınlar, her dönem güzel görünme isteği taşırken ayrıntılarda farklılıklar gösterebiliyor.Bunlara tarihimizi anlatan, kaynaklarda rastlıyoruz.

Yine Yer Altı Tuz Şehri’ne kaldığımız yerden devam etmek istersek, Göktürk Devleti döneminden kalmakomutan heykellerinden başlayabiliriz.

Bu heykeller neden yapılmış?

Dünya’da Türk kelimesi ilk defa Göktürk Devleti ile gündeme gelmiş. Buna olan saygıdan dolayı da orada o heykeller yapılmış.

Yaşanmış hayatlar var yerin altı da olsa.  Biraz daha ilerlediğimizdebir kuş yuvası görürüz. Kuş yuvasının yapılmasının sebebi de Anadolu’daki en eski Vakıfname bugün Rıfkı Kamil Urga Araştırma Merkezi’nde bulunmakta ve bir insan boyundadır.

Çankırı Kalesi’nin eteklerinde “Kuşhaneler” bulunmakta ve bunlar için bir Vakıfname düzenlemişler.

Bu kuşların yaşayabilmeleri için içlerine yem koymuşlar ve bunu da Vakıfnamelerle birlikte resmileştirmişlerdir.

Ayrıca Rıfkı Kamil Urga Araştırma Merkezi’nde800 yıllık sancak, 500 yıllık el yazması Kur’an-ı Kerim  ve 30 binin üzerinde eser arşivlenmiş vaziyetteymiş.

İnsanların görebilmesi için çok yakın bir zamanda İstiklal Yolu Parkı’nda  bir müze kurulup sergilenecekmiş.

Biraz daha ilerlediğimizde Orhun Kitabeleri’nin andıran tuzdan yapılmış bir heykel görüyoruzve bunu bir kaplumbağanın üzerinde görüyoruz.  Kaplumbağa bilge bir hayvan olarak kabul ediliyormuş.

Biz Türkler Anadolu’ya gelene kadar Göçebe ırkmışız. Çadırlarımızla hareket edermişiz. Kaplumbağalarda kabuğunu sırtında taşıyor ve dolayısıyla kaplumbağanın saygınlığının üzerine Orhun Kitabeleri konulmuş.

 Eşeğin biraz ilerisinde bir kadın heykeli ile karşılaşıyoruz. Zaten her zaman için kadın, hatun, katun gibi isimler almış. Her zaman da önemli olmuş. Kadınlar her dönemde toparlayıcı olmuşlar.

 Orada gördüğümüz her heykelin adım adım bir anlamı var. Vagonlardan yukarı doğru çıkıldığında bir “nefeslik” yeri var.

Görüyoruz ki yer altında yaşanmışlıklar var. Eskiden maden toplanılır, o noktaya getirilir, eşeklerle yeryüzüne çıkarılmış.  Orada gördüğümüz araba ise mağara görevlilerinin tuz mağarasını gezdikleri arabadır. 

Tuz madeninin devlet tarafından işlendiği, işletildiği dönemlerde, müdürün ve çalışanların tuz mağarası içerisinde gezdikleri araçtır.

Orası devasa büyüklükte bir yerdir, öyle ki insanlar,  kaybolmasın ve birbirlerine koordinatlarını versinler diye her bir galeriye isim verirlermiş, Ankara Caddesi, İstanbul Caddesi,  Bursa Caddesi gibi. Yer altında hayat var.

Kapıdan girdiğiniz andan itibaren, sağınız, solunuz her tarafınız tuzla kaplıdır. İniş noktasından sonra,  daha ayağınızı bastığınız noktadan itibaren yaklaşık 150 metre aşağı doğru iniyorsunuz.

 800 dönüm arazi her yer tuz madenidir. Kars’tan Kağızman’a kadar uzanan ana damar vardır.

Bu damarın ana oluşum noktası Çankırı’dır.Dünya’nın en büyük kaya tuzu madenidir.Yani galerilerde yürürken yaklaşık 250 metrelik bir tuz madeni çapının, içerisinde hareket etmiş oluyorsunuz.

 O gezindiğiniz galerilerde 17.000 metrekarelik üretim ömrünü tamamlamış, turizm için ayrılmış alanlardır.

Dünyanın bazı yerlerinde tuz madeni vardır ama gezilen o yerlerde dikine bir iniş vardır.Çankırı Yer Altı Tuz şehri ise yatay düzende en geniş alana sahiptir.

Yine biraz daha ilerlediğimiz zaman bir su bölümü var. Bir de damlayan su bölümü var. İşte o damlayan su bölümü, o su birikintisi sağlıklı bir su birikintisidir.Baktığınızda, dokunduğunuzda yağlı bir kıvamı vardır elinizi yumuşatır ve doğal sudur. Egzama, mantar hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca mağara havasının astıma, bronşite, üst solunum yolları hastalıklarına iyi geldiği söylenmektedir.

Bir de kaya tuzunun insan sağlığına faydası olan 89 minerali içinde barındırıp sodyum klorür oranının çok yüksek olduğu söylenmektedir.

Yurdumuzun yer altı zenginlik kaynaklarını teker teker ele alsak her birinin kendine has faydaları ve özellikleri olduğunu görürüz.

Dileğim o ki bu kaynaklarımıza bir el atıp, her birinin değerinden yararlanabilelim. Bize faydalarını öğrenerek yapılması gerekenleri yaparak hayatımıza geçirelim. Ülkemizin zenginlik kaynaklarıyla ekonomik ve sosyal alanda beslenelim.

Verilen emek ve çabaların ne kadar güzel sonuçlar verdiğini gidip, görmek ve Çankırı Belediyesi Tarihi Mekânlar sunumcusu Cumhuri Sezgin Ayva’nın anlatımlarıyla yaşar gibi olmak, değerlerimizin önemini bir kez daha ortaya koyacaktır. Kendilerine gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ederim.

Bir kere daha öğrendim ki ismini duymak, sanal âlemde görmek, gerçeğini görmek kadar heyecanlandırmıyor. O havayı teneffüs edip tuzun etkisini boğazlarımızda hissetmek insanı mutlu ediyor ve öğrendiklerimizle kültürel alanda zenginleşiyoruz. 

 Sevgiyle kalın… Gezip, görme ve öğrenme isteğiniz yeşersin….

 (aysuazak@hotmail.com)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
29 Nisan 2021
4 Temmuz 2018
30 Mayıs 2019
6 Mart 2019
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.