DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli 3°C
Yoğun Kar Yağışlı

YERALTI TUZ ŞEHRİ

03.12.2021
888
A+
A-

Yıllardır yerin üstünde yaşarken, altında neler olduğunu, neler yaşandığını hiç bu kadar sık düşünmemiştimtaa ki Çankırı Yeraltı Tuz Şehrini gezene kadar.

Kaç kişi düşünmüştür acaba bilmem ama yalnız olmadığım kesindir.

Yaşanmış bir sürü hayatların olduğunu öğrendikçe yer altına ilgim arttı. Kazı çalışmalarından çıkan eski kalıntıları merak eder oldum.

 Neymiş, ne zaman, neler yaşanmış? Neler yapılmış, kimlerle yaşanmış?

Bu soruların cevabını buldukça geçmişte yaşayanları merak eder anlatılanları  ilgiyle dinlerim.

 Çankırı Belediyesi Tarihi Mekanlar sunumcusuCumhuri Sezgin Ayva’yı da ilgiyle ve zevkle dinledim.

Yeraltı Tuz Şehri MÖ 3000 ve 5000 yılları arasında Hititler döneminden bu güne kadar insanlara tuz madeni konusunda hizmet veriyormuş.

Çorak yerler denilen, kazı alanında, pek çok objeler bulunmuş ve bulunan her şey merkezdeki müzede sergileniyormuş.

Sekiz dokuz milyon yıl önce yer altı şehrinin bulunduğu yerler aynı Afrika gibiymiş. Belli kısmı okyanusla kaplıymış.Ana karalar oluşmaya başladığında sular çekilmeye başlamış,suyun çok az kısmı, bu çorak yerler denilen bölgede kalmış.

Bölgede yaşayan bütün hayvanlar hayatta kalabilmek için buraya akın akın gelmişler.

Buz devri filmindeki sivri dişli kaplanın atasının da atası Çankırı topraklarında bulunmuş ve merkezdeki müzede sergileniyormuş.

Yeraltı Tuz Şehri duvarlarındagergedan, antilop, zürafa, kaplan, dağ keçisi,at ve yapılmakta olan bir fil rölyefi var. Rölyefteki gergedan, gergedanın atasıymış, o dönemlerde gergedanın ön kolları uzunmuş ve ağaç dallarından yemekleri alabiliyorlarmış.

Yine at figürü de dokuz milyon yıl önce yaşayan bir atın figürüymüş.Günümüzdeki atlardan oldukça küçükmüş ve midilli boyutundaymış.Diğer taraftakizürafanın o dönem de boynu kısaymış ve bu birebir onun rölyefiymiş.

Mamutlar, fillerin atası olarak bilinirdi ama değilmiş. Mamutların atası yine file benzeyen günümüzdeki fillerden daha ufakmış.

 Önemli bir özelliği, dört tane dişinin olmasıymış. Bunların kemiklerinin bütün kalıntıları bulunmuş, merkezdeki müzede sergilenmekteymiş.

Burada bulunan su, dokuz milyon yıl önceki okyanus tabanında kalan suymuş. En büyük tuz madeni buradan başlayarak Kars, Kağızman’dan Nahçıvan’a kadar uzanan bir damarmış ama damarın ana oluşum yeri burasıymış.

Çankırı’da ağaç görülmemesinin sebebi toprakta on metreden sonra tuz tabakasının başlamasıdır.

Çankırı şehri Acısu denilen nehirle ikiye bölünüyor, bu çayın Kızılırmak’a bağlanan kısmı oldukça çorak, Karadeniz’e bağlanan kısmı oldukça yeşilliktir.

Bu alan 800 dönüm üzerine kurulan bir alan. Şimdiye kadar 25 km boyunca kazılmış, insanoğluna hizmet vermiştir.

Hititler döneminde taşlarla, daha sonraki dönemlerde kazma küreklerle ve günümüzde ise burgu sistemiyle ilerleyip ucuna dinamit yerleştirilip buradan tuz madeni çıkartılıyormuş.

Çıkartılan tuz madeni günlük 1500 tonmuş ve bu bütün Türkiye’ye yayılıyormuş. Dünyada tuz kalmadığında bütün Türkiye’ye 400 yıl, dünyaya da 16 ile 20 yıl arasında yetecek kadar tuz rezervine sahipmiş.

Kaya tuzunun en büyük özelliği ise  içinde 89 tane minerali barındırmasıymış.  Bu mineraller insan vücuduna yarayan minerallermiş.

İnişe doğruyürüdüğünüzde 150 metre kadar yerin altına iniyorsunuz ve daha sonra madenin içini gezmeye başlıyorsunuz. Gezilen alan 17 bin metrekareymiş. Havası astım, üst solunum yolları hastalıklarına iyi geliyormuş.

 Sabit bir soğukluğa sahip 14 ile 17 derece arasındaymış ve yaz kış asla değişmiyormuş.

Maden Teknik Arama ekipleri dolaşırken burada bir eşeğe rastlamışlar ama eşek şu andaki gibi değilmiş. (Şu andaki hali  başı yere düşmüş tüyleri bozulmuş.) Ayaklarının üzerinde duran, tüyleri üstünde ve adeta bir canlı gibi görünüyormuş.Ekip merak ediyor,“Acaba hangi dönemden kalmış?” Bunun üzerine araştırma yapmak için Ankara’ya götürüyorlar.

 Belli ki tuz taşımacılığı yapıyormuş. Ve ayağını kırarak ölmüş, sahibi tarafından da orada bırakılmış.

Araştırma sonucunda 250-300 yıl önce öldüğü anlaşılıyor. Fakat Ankara’ da bozulmaya başlamış.

Camekân içine konulup Yer altı Tuz Şehri’ne geri getirilmiş. Oranın soğukluğu, yaratmış olduğu havave gözümüzle görmediğimiz tuz partikülleri ölü hayvanın üzerini kaplıyormuş ve doğal bir mumyalaşmaya sebep oluyormuş.

Hemen onun yanında da camekân içinde bir dağ tavşanı var ki o da 150 yıllık bir dağ tavşanıymış. Normal tavşanlara göre bacak boyu uzun ve oldukça iri bir hayvandır.O da orada fosilleşmiştir.

Çankırı hem ipek yolu hem baharat yolu üzerindeymiş. Dolayısıyla deve kervanlarının çok fazla geçtiği bir şehirmiş. Aynı zamanda milli mücadele yıllarında da çok önemli bir yer almış.

Fethedildikten sonra düşmanın giremediği bir şehir olma özelliğini taşıyan Çankırı’daki bu tuz madeninde Şerife Bacı’nın tuzdan bir heykeli devar.

Eski yaşamlar hep ilgimi çekmiştir. Gördüklerim ve dinlediklerim bu kadar değil elbette. Ancak bu haftalık bu kadar olsun.

Sevgiyle kalın, umutlarınız yeşersin.

(aysuazak@hotmail.com)

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.