DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Kocaeli °C

DOĞRULAR MI YANLIŞLAR MI

15.07.2022
811
A+
A-

“Doğrular ve yanlışlar yoktur. Sadece yorumlar vardır.” diyor Nietzsche,

Karanlıkta esnerken elimizle ağzımızı kapatır mıyız? Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapar mıyız?   


Bu soruları kendinize sordunuz mu bilmiyorum ancak kendinize samimi bir şekilde cevap vereceğinizden eminim.

Bir şeyleri yapmak özellikle olması gerektiği gibi yapmak ne kadar önemlidir. Hem kendimiz hem de değerlerimiz için önem taşır. Sonra da doğru mu yaptığımızı ya da yapmadığımızı düşünürüz.

Doğru ve yanlış düşünce diye bir şey kişiye göre değişebilecek cevaplar içerir. Bazı değerlerimiz de vardır ki çoğumuzun ortak noktasıdır.  Aşağıdaki hikâyemizde olduğu gibi fırsatları değerlendirirken yaptığımız seçimler değer yargılarımızı ne kadar yansıtıyor bakmak gerek.

Mesela:  Pandemide yasakların kalkmasına çok az kaldığında ilgili kişilere görünmeden dışarı çıktığımız olmuştur. İşte tam da bu nokta da bu davranışımızın faydaları olur mu ya da bu sorunun cevabı hangi faydanın temelini oluşturur şeklinde bakmalıyız. Hepimiz bu şekilde baktığımızda ortak bir faydaya ulaşmış olacağız.  

Doğruyu ararsak kime ve neye göre sorusu aklınıza gelebilir. Aslında cevabı çok kolay, yanlışa ya da doğruya inanan kişinin zihnine göre doğru ya da yanlıştır. Zihin yorumlar, deneyimlerimize göre tekrarlarla çalışır.  Sonra da bize, “Bak işte gördün mü?” ya da “Sen bunu başaramazsın, biliyorsun.” der. Zihin endişeye iter. Aslı olmayan bir düşünceye sizleri inandırır. Bu durumda sizi kendi gerçeğinizden uzaklaştırmış olur.

Geveze zihninizi ve onun ürettiklerini bir kenara bırakıp kendi yapmak istediğiniz gerçeklere dönün.

  Bazen bunun tam tersi de düşünülür. Size doğru gelen bir başkasına yanlış gelebilir. İşte bu kişilerin yaşam çeşitliliğinde edindikleri ile doğru ya da yanlış düşünce adını alıyor. Oysa böyle bir düşünce yok. Seçimlerimiz var ve bunların bizlere nasıl yansıyacağı yorumları var.

Seçimlerimizde nasıl yarar sağlıyorum ya da zararım nedir biçiminde sonuçlarına bakmalıyız. Yaşam seçimlerimizden ibarettir ve seçimlerimizi de an da yaparız, tam o içinde bulunduğumuz an da.  Seçim yaparken nelerden vazgeçtiklerimizi de görmek gerekir. Üzerinde düşünmek gerekir. Zira her seçim bir vaz geçimdir.

O halde o an da hangi konu üzerindeysek o konunun sonuçlarının sağladığı yarar ya da üzebileceği durumlar üzerinde durarak seçim yapmalıyız. Bu düşünceyi çocuklarımıza küçük yaşlarda kazandırmalıyız ki ilerde seçimlerinin sonuçlarına üzülmesinler.

 Bencilce davranmadan etik kurallarımız, değerlerimiz ve birbirimize olan sorumluluklarımız ve saygımız seçimlerimizle anlam kazanacaktır.

Seçimlerimizi yaparken daha en başında onun şu yararları var bunlardan dolayı onu yaparsak daha verimli olur. Bunu böyle yaparsak da şu açılardan ileriye dönük faydalar sağlayacak yorumlarıyla en baştan seçimler yapmalıyız. O zaman vaz geçtiklerimizin de farkında oluruz. Yaptığımız seçimler de bütünün ve ilgili kişilere fayda sağladığında daima hatırlanacak ve uygulama konusunda her şey kolaylaşacaktır. Yaptıklarımız da zihinlerde yer alacaktır. Sevgiyle kalın…   (aysuazak@hotmail.com)

On bir yaşındaydı ve gölün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline
bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.

Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce  babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı.

Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı. Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu.

Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı.
Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı.

 O güne kadar gördüğüen büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.

 Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl ışıl parlıyordu.

Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu. Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı. Önce balığa, sonra oğluna baktı.

“Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum,” dedi.  “Baba!” diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle. “Başka balıklar da var,” dedi babası.

“Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!” dedi çocuk. Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu. Babasının yüzüne baktı bu kez.

Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.

Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına
bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.

Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi.

Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocuk şehrin ünlü
mimarlarındandır.  Babasının küçük evi hâlâ o adadadır. Oğlunu ve kızlarını hâlâ o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.

Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı. Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün
önüne getirir.

Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz?

Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk.

Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza göğsümüz kabara kabara anlatırız.  Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.(alıntı)


YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
12 Temmuz 2016
28 Ekim 2021
10 Mayıs 2016
20 Kasım 2020
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.