SOFRALARIN SESSİZ ÇIĞLIĞI
Son yıllarda gıda enflasyonunda en yüksek artışı yaşayan ülkelerden biri haline gelmemiz, ne yazık ki artık tartışma konusu bile değil, acı bir gerçek. Market raflarına her gidişte etiketlerin değiştiğine şahit olmak, vatandaşın psikolojisini de cebini de yormaya başladı. Özellikle Ramazan ayında gıda fiyatlarının daha da artması, bereketin simgesi olması gereken sofraları eksik bırakıyor. Bir zamanlar paylaşmanın ve ikramın ayı olan Ramazan, bugün birçok insan için "nasıl geçecek" kaygısının en yoğun hissedildiği dönemlerden biri.
Bu tablonun en ağır yükünü taşıyan kesimlerin başında emekliler geliyor. Yıllarca çalışmış, üretmiş, ülkesine katkı sağlamış insanlar, bugün temel gıda ihtiyaçlarını karşılama konusunda bile zorlanıyor. Önceden mahallelerde, apartmanlarda, akrabalar arasında iftara davet edilmek bir mutluluk vesilesiydi. İnsanlar adeta birbirleriyle yarışır, "Bu akşam da bizde iftar var" diyebilmek için çaba sarf ederdi. Şimdi ise birçok kişi davet edildiği yere gitmeye bile çekiniyor; çünkü biliyor ki yarın öbür gün aynı daveti kendisinin de yapması gerekecek ve o sofrayı kuracak imkânı yok.
Asgari ücretle çalışanların durumu da emeklilerden çok farklı değil. Giderler her gün artarken, gelir yerinde sayınca insanlar adım adım çıkmaz bir sokağa sürükleniyor. Ev kirası, faturalar, ulaşım, zorunlu ihtiyaçlar derken elde kalanla mutfağı döndürmek adeta imkânsız hale geliyor. Çaresiz kalan vatandaş, bu kez olmayan parayı harcamaya mecbur kalıyor; kredi kartları şişiyor, ödemeler aksıyor, asgari borçlar bile yük olmaya başlıyor. Sonuçta, ay sonunu getirmek için kullanılan kartlar bir süre sonra patlayan bir bombaya dönüşüyor.
Burada bankaların sorumluluğu da göz ardı edilemez. Geliri son derece kısıtlı olan bir vatandaşa, gelirinin kat kat üzerinde limitli kredi kartı vermek, kısa vadede kârlı görünen ama uzun vadede hem bireyi hem sistemi zora sokan bir uygulama. Geliri 2 lira olan birine 20 lira limit tanımlamak, onu borç bataklığına itmekten başka bir şey değil. En basit mantıkla, geliri 2 lira olan birine 1 liradan bir kuruş fazla limit tanımlanmamalı. Kredi kartlarının kontrolsüzce şişmesi, ancak gerçekçi limit politikalarıyla engellenebilir.
Tüm bunların ortasında olan dar gelirli vatandaş, gıda harcamalarından ne kadar kısmaya çalışırsa çalışsın, temel ihtiyaçlar sonuçta alınmak zorunda. Ekmek, süt, yağ, sebze, meyve… Bunlar lüks değil, yaşamın zorunlu parçaları. Talep düşmediği için de fiyatlar şişmeye devam ediyor. Bugün çarşıya pazara çıkıp fiyatlara şöyle bir göz atan herkes, anlatılanların abartı değil, tam aksine gerçeğin ta kendisi olduğunu daha iyi anlayacaktır. Bu zor günlerde dar gelirli, emekli, asgari ücretli herkes için tek temenni, biraz nefes alabilecekleri, sofralarındaki eksik tabakların yeniden dolabileceği günlerin gelmesi. Allah dar günlerden geçen herkese kolaylık versin.
Kalın sağlıcakla
*Vecdi ŞENEMRE