Gölcük Çarşı’nın içindeki trafik sorunu artık günlük hayatın olağan bir parçası değil, adeta sabrın sınırlarını zorlayan kronik bir problem haline geldi. Sağır sultanın bile duyduğu bu keşmekeş, özellikle akşam saatlerinde Merkez Komutanlığı’nın önünde doruk noktasına ulaşıyor. Araçlar adım adım ilerlerken, korna sesleri, sabırsızlık ve gerginlik havaya karışıyor. Bir de üzerine, yaya geçidinin trafiği tamamen kilitleyen etkisi eklenince, bu bölgeden geçmek hem sürücüler hem de yayalar için çileye dönüşüyor.
Bu yolda ne yayalar bitiyor ne de araçlar… Sürücüler, yaya geçidinde durup yayaya yol vermeye çalışırken trafik tamamen durma noktasına geliyor. Yayalar ise, daha önce de dile getirildiği gibi, çoğu zaman karşıya geçerken hiçbir acele hissetmiyor. Kimisi telefonuna dalmış, kimisi etrafına bakmadan ağır adımlarla geçidi kullanıyor. Sonuç: Ne araç akışı sağlıklı ilerleyebiliyor ne de yaya geçişleri düzenli olabiliyor. İyi niyetle yapılan "yaya önceliği" uygulaması bile, plansızlık yüzünden tam tersi bir etki doğuruyor.
Durumu daha da karmaşık hale getiren bir başka unsur ise ceza sistemi. O bölgede yayaya yol vermeyen sürücülerin görüntüleri kaydediliyor ve cezai işlem uygulanıyor. Kâğıt üzerinde son derece doğru ve gerekli bir uygulama gibi görünen bu sistem, sahaya gelindiğinde bazı sorunlar barındırıyor. Çünkü yayalar çoğu zaman aniden yola çıkıyor, bazıları gelen araca bile bakma ihtiyacı duymuyor. “Nasıl olsa bana yol vermek zorunda” düşüncesiyle hareket eden yayalar, hem kendi can güvenliğini tehlikeye atıyor hem de sürücüleri zor durumda bırakıyor. Sürücünün hem trafiği takip etmesi hem de bir anda önüne çıkan yayaya ani refleks göstermesi her zaman mümkün olmuyor.
Tüm bu karmaşa, sadece birkaç sokakla sınırlı kalmıyor; neredeyse ilçenin genelini etkileyen bir sıkışıklığa dönüşüyor. Donanma ve Mobil ışıklarında uzayan kuyruklar, özellikle mesai çıkışlarında sabır testine dönüşüyor. Herkesin bir yere yetişme telaşında olduğu bu saatlerde, kimse kimseye yol vermek istemiyor, kural tanımazlıklar ve ben merkezcilik trafiği daha da kilitliyor. Oysa bu bölgede, özellikle yoğun saatlerde trafik polisleri tarafından yapılacak yönlendirme, hem araçların hem de yayaların akışını önemli ölçüde rahatlatabilir. Trafik polisinin olduğu yerde kimsenin itiraz etmeye hakkı da kalmaz; düzeni sağlayan otorite sahada olur ve kurallar daha net işler.
Yakın zamanda hizmete girecek olan Hükümet Konağı da işin başka bir boyutu. Bu yeni yapı devreye girdiğinde, bölgedeki hem yaya yoğunluğu hem de araç trafiği daha da artacak. Yani bugün yaşanan sıkışıklık, yarın çok daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkabilir. Bu yüzden, Gölcük Çarşı ve çevresinde trafikle ilgili kapsamlı bir düzenlemenin yapılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda. Yaya geçitlerinin konumu, sinyalizasyon sistemleri, gerekirse kavşak düzenlemeleri ve belirli saatlerde aktif olacak trafik polisleriyle desteklenen bir plan hayata geçirilmeli. Eminim ki sadece ben değil, tüm Gölcük halkı bu konuda aynı fikirde: Bu karmaşanın artık bir sonu gelmeli ve Gölcük, trafiğiyle değil, düzeni ve yaşam kalitesiyle anılmalı.
Kalın Sağlıcaklaa

