Hedeflerine ulaşana kadar asla pes etmeyen insanlardan mısınız? Yoksa ilk engelde pes mi edersiniz? Hedeflerinize ulaşacağınıza güveniyor musunuz, yoksa zorlukların üstesinden gelmek için kendi yeteneklerinizden şüphe mi duyuyorsunuz? Bu soruların birinci ve ikinci bölümleri arasındaki fark öz yeterlilik göstergesidir.
Sosyal bilişsel kuramın yaratıcısı olan ünlü psikolog Albert Bandura için öz-yeterlik kavramı temeldi. Bandura, kişilik gelişiminde gözlemsel öğrenme, sosyal deneyim ve karşılıklı determinizmin rolünü vurguladı. Bu teori, tutumlarınızın, yeteneklerinizin ve bilişsel yeteneklerinizin, kendilik sistemi olarak bilinen şeyi anlamanıza yardımcı olduğunu ileri sürer.
Bu sistem, durumları nasıl algıladığınız ve farklı olasılıklara karşı nasıl davrandığınız konusunda önemli bir rol oynar. Öz yeterlilik, bu öz sistemin önemli bir parçasıdır.
Bandura’ya göre öz-yeterlik, olası durumları yönetmek için gerekli eylemleri organize etme ve yürütme yeteneğinize olan inancınızdır. Başka bir deyişle, belirli bir durumda başarılı olma yeteneğinize olan inancınızdır.
ÖZ YETERLİLİK NASIL GELİŞTİRİLİR?
Öz-yeterlik kapasitesine ilişkin inançlar, çok çeşitli deneyimler, görevler ve durumlarla uğraşmaya başladığınızda, erken çocukluk döneminde oluşmaya başlar. Bununla birlikte, öz-yeterlik duygusunun gelişimi burada bitmez, yeni beceriler, deneyimler ve bilgiler edindiğinizde yaşamınız boyunca gelişmeye devam eder.
Bandura’ya göre, öz yeterliliğin dört ana kaynağı vardır:
1 – Ustalık Deneyimleri: Bandura, “Güçlü bir yeterlik duygusu geliştirmenin en etkili yolu, ustalık deneyimlerinden geçer” iddiasında bulundu. Başka bir deyişle, bir görevin başarıyla tamamlanması, öz yeterlik duygunuzu güçlendirir. Öte yandan, bir görevi veya zorluğu yeterince ele almamak, öz yeterliliğinizi zayıflatabilir.
Hedefinizi küçük alt hedeflere bölmek önemlidir. Bunu yaparak, nihai hedefinize ulaşmayı kolaylaştıracaksınız. Küçük hedeflere ulaştıkça, öz yeterliliğinizi yeniden onaylayacaksınız. Örneğin, iki günde 20 kilo veremezsiniz. Gerçekçi hedefler belirlemelisiniz. Kendinize gerekli zamanı ayırın ve en iyi eylem planını geliştirin.
2 – Dolaylı Deneyimler: Başkalarının bir görevi başarıyla tamamladığına tanık olmak, bir başka önemli öz-yeterlik kaynağıdır. Bandura’ya göre, benzer insanların aynı çabada başarılı olduğunu görmek, karşılaştırılabilir faaliyetlerde ustalaşma ve başarılı olma yeteneklerine de sahip olduğunuza inanmanıza yardımcı olur.
3 – Sözlü İkna: Bandura, başarılı olmak için gerekli beceri ve yeteneklere sahip olduğumuza inanmaya ikna edilebileceğimizi belirtti. Bu nedenle, başkalarından sözlü olarak teşvik almak, kendinizden şüphe duyma duygularınızın üstesinden gelmenize yardımcı olacaktır. Bu şekilde, elinizdeki görevi tamamlamak için elinizden gelenin en iyisini yapmaya odaklanırsınız.
Ancak, başkaları belirli bir anda sizi teşvik edebilecekleri gibi, cesaretinizi de kırabilirler. Gerçekten de, çevrenizin cesaretinizi kırması nedeniyle çoğu zaman bir meydan okumaya başlayamayabilirsiniz bile. Bu yüzden başkalarının sözlerine nasıl önem verileceğini bilmek çok önemlidir. Bazı insanlar size katkı sağlar, bazıları tarafsızdır ve bazıları sizden alır. Katkı sağlayan veya en azından tarafsız olan, hatta köstek olan, insanlarla bir araya gelmek önemlidir. Eğer hevesinizi kırarlarsa, güçlü olmalı ve bunu kişisel bir meydan okuma olarak kabul etmelisiniz.
4 – Duygusal ve Psikolojik Durumlar: Durumlara karşı kendi duygusal tepkileriniz ve tavrınız da öz-yeterlik konusunda önemli bir rol oynar. Gerçekten de, ruh haliniz, duygusal durumlarınız, fiziksel tepkileriniz ve stres seviyeleriniz, belirli durumlarda kişisel yetenekleriniz hakkında nasıl hissettiğinizi etkileyebilir.
Bandura, önemli olanın duygusal ve fiziksel tepkilerin yoğunluğu değil, nasıl algılandığı ve yorumlandığı olduğuna dikkat çekti. Bu şekilde, stresi nasıl en aza indireceğinizi ve zor veya zorlu görevler karşısında ruh halinizi nasıl yükselteceğinizi öğrenmek, öz-yeterlik duygunuzu geliştirmenize yardımcı olacaktır.(Alıntıdır)
Sevgiyle kalın…