RAMAZANLIK DEĞİL
ÖMÜRLÜK İYİLİK
Ramazan geldiğinde insanlar adeta topluca “ruhsal detoks”a giriyor. Kimi alkolü bırakıyor, kimi dedikodudan uzak duruyor, kimi kumarı terk ediyor, kimi de bir anda namaza başlıyor. Kahvehaneler sahura kadar dolup taşıyor, geceye kadar okey sesleri, sokaklarda tatlı bir telaş… Evlerde ise iftar heyecanı, sahur hazırlıkları, misafir listeleri… Her şey çok güzel; ama insanın içini acıtan bir soru da var: Bütün bu değişim, sadece Ramazan’a mı özel kalmalı?
İşin en hüzünlü tarafı, çoğumuzun Ramazan’da yakaladığı o güzel hâli, bayramdan sonra yavaş yavaş kaybetmesi. Sanki iyilik, sabır, merhamet ve dürüstlük sadece “Ramazanlık” bir elbise gibi; ay bitince çıkarılıp rafa kaldırılıyor. Oysa Ramazan, sadece aç ve susuz kalmak değil; nefsimizin dizginlerini elimize alma provası. Alkolü bırakabilen, dedikoduyu kesebilen, sinirine hâkim olabilen, sabahın köründe sahur için kalkabilen insan; aslında ne kadar güçlü olduğunun da farkına varıyor. Demek ki mesele “yapamıyorum” değil, “sürekli yapmak için istemiyorum” noktasında düğümleniyor.
Ramazan, insana kendiyle yüzleşme imkânı sunuyor. Çay, sigara, kahve tiryakilerinin ilk günlerdeki gerginliği, sabır sınavının sadece mideyle ilgili olmadığını gösteriyor. Dilinle kimseyi incitmemek, elinle kimseye zarar vermemek, gözünü haramdan, kalbini kibirden uzak tutmak; işte esas oruç bunlar. Nefsimizle kavga ettiğimiz, içimizdeki öfke, kibir ve bencilliği törpülediğimiz her an, gerçek bir arınma yaşıyoruz. Keşke bu hâli sadece Ramazan’da değil, yılın her günü sürdürebilsek. Çünkü insanın gerçek karakteri, “özgür bırakıldığı” gün, yani Ramazan’dan sonraki hayatında ortaya çıkar.
Bir de Ramazan’ın bitmesini dört gözle bekleyenler var: “Neyse, az kaldı, tekrar eski hayatıma döneceğim” diye gün sayanlar… Oysa belki de esas sorgulamamız gereken şey şu: Bizi özlediğimiz hayata kavuşturması gereken Ramazan mı, yoksa bizi özlenen insan hâline dönüştürmesi gereken Ramazan mı? Ramazan bittiğinde bıraktığımız kötü alışkanlıklara kaldığımız yerden devam ediyorsak; aslında sadece takvim değişmiştir, biz değişmemişizdir. Gerçek dönüşüm, iftar sofrasında değil, “tek başınayken bile yanlış yapmamayı seçen” vicdanda saklıdır.
Bu gece ilk sahurumuza kalkarken, dilimizde şu dua olsun: “Allah’ım, beni Ramazanlık değil, ömürlük iyi kul eyle.” Yaptığımız iyilikleri, kazandığımız güzel alışkanlıkları, hayata yayıp kalıcı kılmak için niyet edelim. Ramazan’ı, geçici bir misafir değil, karakterimizin mimarı yapalım. Çünkü dünya ömrümüz sınırlı, ama bıraktığımız izler kalıcı. Ramazan ayının hepimize hayır, bereket, sabır ve gerçek bir dönüşüm getirmesini diliyorum; sadece bu ayı değil, hayatımızın tamamını güzelleştirmesi dileğiyle
Hayırlı Ramazanlar .
Kalın sağlıcakla

